Giriş
(13)

İlişki yaşadığınız kişilere "Beni kesin aldatmaz" güveninde olur musunuz?

jonas
Ben birini ne kadar seversem seveyim; aldatabilme ihtimalini hep bir köşede tutarım kafamda. Bugüne kadar ilişkilerimde aldatıldığımı yakalamadım, yani kişisel olarak o tür bir mazim yok. Ama yıllar içerisinde çevremde o kadar iğrenç şeyler görmüşlüğüm var ki, elimde olmayan bir şekilde bu tür bir k
Ben birini ne kadar seversem seveyim; aldatabilme ihtimalini hep bir köşede tutarım kafamda. Bugüne kadar ilişkilerimde aldatıldığımı yakalamadım, yani kişisel olarak o tür bir mazim yok. Ama yıllar içerisinde çevremde o kadar iğrenç şeyler görmüşlüğüm var ki, elimde olmayan bir şekilde bu tür bir kaygı payı kafamda sabitlenmiş durumda.

Ben kimse için "Beni kesin aldatmaz" demem yani. O konuda kimseye net bir güvenim yok. Bunu karşı tarafa yansıtmam, kıskançlık vs. gibi şeylere asla bağlamam. Sadece kafamda genel bir düşünce tarzı olarak yer ediyor, bu kadar.

Siz ilişki yaşamaya değer gördüğünüz insana bu anlamda net bir şekilde güvenir misiniz peki? Kesin aldatılmayacağınıza dair mutlak bir inanç taşır mısınız?
0
jonas
(28.10.21)
%99.9 inanırım. aksi takdirde sevgili olmam. takılmalık olur. onda da aldatırsa çok umrumda olmaz.
0
jelly bear
(28.10.21)
Ben 11 sene bir kadınla birlikte oldum. Pahalısından ucuzuna hediyeler aldım. Yıllarca beraber yaşadık. Hastane hastane gezdim sülalesiyle babası için. Babasının ölüm haberini aldığında başı kucağımdaydı, azıcık uyusun diye elimle gözlerini kapatıyordum hastanenin lambaları uyutmuyor diye. Hayatta aklına gelemeyecek jestlerle mutlu ediyordum onu. Kadıköy' de parmakla gösteriyorlardı bizi. Zorlukları beraber göğüsledik, neşemizi beraber yaşadık. O yemek yerdi benim karnım doyardı. Tam 3 kere aldatıldım hepsinde affettim ama bana öyle şeyler söyledi ki ben ayrılalı 4 sene geçti hala teshirineyim. Dayanamayıp terk ettim. Sonradan da o kadar güçlü ilişkilerim olmadı. Sürekli pürüzler çıktı. Aldatma denmez de 2 gün sonra geri döneceğini bile bile gidip birileriyle yattılar. Birisi tabii i psikiyatrik rahatsızlığını öne sürdü, diğerini bilmiyorum büyük bir tartışmanın akşamı gidip biriyle yatmış. Bence bir tanesi de net aldatıyordu kendi kazdığı kuyuya düştü ama neyse elle tutulur bir kanıtım yok günahını almak istemem. Yani en üstte anlattığım kız arkadaşım aldattıktan sonra kimse için kesin aldatmaz diyemiyorum.
0
guitarissimo
(28.10.21)
Böyle bi ihtimal yok guitaarissimo +1
0
olaylar olaylar
(28.10.21)
valla niye böyle bir şey diyeyim/düşüneyim anlamadım ama ben bu konularda hiç düşünmüyorum bile. aldatabilir, aldatmayabilir genel olarak keyfi bilir. hiç bunu kafama takıp kaygılandığımı hatırlamıyorum. zerre aklımın ucundan geçmez. ama bunun partnerimle alakası yok, benim aklıma gelmez yani. berabersem, bu adam benim sevgilim demişsem, öyle hissediyorsam güvenmişimdir zaten, daha fazla kurcalayacak bi şey yok bence. ama yok aklımda böyle minicik küçücük soru işaretleri falan varsa zaten sevgili olmam. sevgiliyken oluşmuşsa da ayrılırım. bu sorularla ömrümü tüketmem ya bana çok anlamsız geliyor :d tam da bu kadar takmadığımdan aldatılıyorsam bile galiba gözüme sokulmadığı sürece anlamam da. aldatmışsa da aldatmıştır, yolları ayırırız olur biter. çok üzüleceğimi sanmıyorum.
0
erenderk
(28.10.21)
olurum. olmadığım an ilişkiyi sürdürmenin manası yoktur çünkü.

yalnız şu ayrımı yapmak lazım: ben HER insanın aldatabileceği fikrindeyim. "aldatmaz" düşüncesi sevgilimin müthiş bir insan olmasıyla filan ilgili değil... yalnız şu var ki ben bir kadınla hayatımı birleştirmek istiyorsam, onun diğer yarım olması fikri beni mutlu ediyorsa ben bu insana güveniyorumdur veya güvenmeliyimdir, di mi? "beni aldatır mı" diye korkabileceğin biriyle nasıl anlamlı bir ilişki sürdürebilirsin ki?

o açıdan ben sevgilime, bana olan sevgisine, saygısına vs. güvendiğimden ötürü aldatılma konusunda endişe duymam. öyle bir kaygımın oluşması için şüpheli hareketlerinin olması, aramızdaki sevgi ve saygı bağının bir şekilde bozulması lazım. o noktadan sonra da dediğim gibi zaten ilişkinin anlamı kalmıyor.

guitarissimo'nun başına gelenlere çok üzüldüm, hatta kendisi eski ev arkadaşımdır o yüzden bahsettiği kız arkadaşını tanıdığımı düşünüyorum ama bence düşünce yapısı yanlış. yani birden fazla kez aldatan, aldattığını da bildiğin biriyle devam ediyorsan bu artık karşı tarafın sorunu olmaktan çıkıyor be abi, yani sen "bu bile aldattıysa başkaları kesin aldatır" diyorsun ama sen direkt olarak aldatan biriyle olmuşsun ki, kendi kafanda onu en güzel yere oturtmuşsun, halbuki gördüğün gibi öyle birisi değilmiş. böyle bir ilişkiyi "en iyi" varsayıp diğerlerinin o kadar sadık olmayacağını düşünmek (sanki bahsi geçen kişi sadık kalmış gibi!) bence yanlış.
0
der meister
(28.10.21)
güvenmem, hele de erkeklere :)
0
rose parks
(28.10.21)
Artik basimiz bagli ama zamaninda evet guveniyordum. Cunku herkesi kendim gibi goruyorum, hic aldatmadim, dunya guzeli olsa, hatun onumde taklalar atsa yine olmaz. Cunku ortada bir "akit" var, bu sozlu de olabilir. Ben de akit bozmam.

Saniyorum bir kere aldatildim erkek tarafi olarak, ufak bir mevzu oldu doktora gittim o beni killandirdi. Ama konduramadim ve kurcalamadim. Sonra da ayrildik zaten.
0
cooperr
(28.10.21)
Olurum.
0
Hallegadola
(28.10.21)
olmam, olamam.
0
selam
(29.10.21)
Olmam. İnsan karakteri kaya gibi sabit değildir, yaşantılar, koşullar, olaylar kişide ne tür değişikliklere sebep olur bilemem. Büyük konuşmamak lazım ama evlenme planım bu nedenle yok. Sonsuz bir sadakat bana inandırıcı gelmiyor, canlı örneğini de pek göremiyoruz. Aldatma yalnızca fizikselle sınırlı da değil çünkü, duygusal aldatma kısmı da var bu işin.
0
Josephine.
(29.10.21)
her temas iz bırakır
önemli olan sonu aldatmayla sonuçlanabilecek eylemlerden en başında uzak durmak

en basitinden serviste muhabbet etmek için yan yana oturmamak

ki illa fiziksel aldatma olmuyor: İlgi, sohbet ihtiyacı, dargınlıktan dolayı oluşan sinirle başa çıkmak için de geçici yakınlaşmalar oluyor

önemli olan böyle bir şey olunca vaktinde farkedip ayrılabilmek
her an tetikte olmak, kontrol etmek ne fayda sağlar ne huzur bırakır
0
bir soru sorcam
(29.10.21)
evlensem eşime bile güvenmem:) ama takıntı derecesinde olmaz bu.
0
nothing in my way
(29.10.21)
İnsanlara güvenmiyorsak, onlarla güvene dayalı anlaşmalar yapmamalıyız. Kelimelerin altı niye çizili bilmiyorum. Yani aldatır diyorsan sev seviş ama sadakat bekleme, evlenme. Ya da evlen ama açık ilişki, swing.. ne diyorum ben..
0
ycm
(02.11.21)
(7)

Ronalde ve messi’den sonra la liga’nın durumu ne oldu?

avatar is back
Hem lig kalitesi hem de izlenme rakamlarında durum nedir acaba? İkisi de gittikten sonra, özellikle ronaldo’nun gidişi ve geçen seneki messi performansından sonra nerdeyse hiç takip etmedim. Şimdi baktım barcelona yeniliyor, ligde 9.sırada falanİyice bitiyor mu la liga?
Hem lig kalitesi hem de izlenme rakamlarında durum nedir acaba? İkisi de gittikten sonra, özellikle ronaldo’nun gidişi ve geçen seneki messi performansından sonra nerdeyse hiç takip etmedim. Şimdi baktım barcelona yeniliyor, ligde 9.sırada falan

İyice bitiyor mu la liga?
0
avatar is back
(27.10.21)
eskisinden çok daha az ilgi çekiyor, orası kesin. gol ortalamaları ciddi anlamda düşmüş durumda, çoğu takım fazla defansif oynuyor.

"la liga bitti" kısmı doğru değil ama bence. majör liglerde bu tip iniş çıkışlar olur. serie a da bitmişti juventus üst üste 10 sene şampiyon olduğunda... 0-0 bitmiş lecce-cagliari maçı geyiği yapılıyordu. bak şimdi her maçta 30 gol oluyor :)

messi, ronaldo gibi müthiş yıldızların gidişi böyle bir ligi tabii ki etkiler ama uzun vadede şanından, şöhretinden bir şey kaybedeceğini sanmıyorum la liga'nın. seneye bakarsın real madrid haaland ve mbappe'yi filan transfer eder, hooop, yine millet onu izlemeye başlar.

popüler kültürü takip eden insanların yarattığı algıya bu kadar takılmamak lazım zatenn, yani bugün la liga'yı bitirirler yarın premier lig'i, çok anlamı yok.
0
der meister
(27.10.21)
Koskoca lig neden bitsin? Der meister +1. Bir dönem italya ligi resmen çöp olmuştu şu an çok eglenceli hale geldi. Normal yani. Türk ligi de eminim biraz başına düzgün adamlar gelse, sporu bilseler türk ligi de yükselir.

Misal fransa ligi; bir dönem leş denirdi. Hop psg geldi, bir dönem monaco vardı falan.
0
logisticsmanager
(28.10.21)
valla çoktan bitti bence. tabi biten şey tekrar başlamıycak diye bir şey yok bugün biter 5 sene sonra küllerinden doğar en iyi lig olur o ayrı ama şu anda ispanyollar dışında kim izliyodur bu ligi bilmiyorum, o yüzden bu durum bitmek olarak adlandırılabilir bence de.

2 süper takıma ve süperstara sahipti o yüzden ilgi çekiyordu yıllardır ancak süperstarlar gitti takımlar da vasat oldu artık, onun dışında maçlar çok yavaş, temposuz. premier lig zaten ayrı bir seviyeye çıktı onu tartışmaya gerek yok da bundesliga'da açın rastgele bir maç izleyin sıkılma ihtimaliniz %1 falan çok keyifli bir oyun var orda. serie a'da da süper takım kalmasa da ve almanya ve ingiltere'deki gibi hızlı oyunlar oynanmasa da çekişmenin yüksek olması zevkli yapıyor. juve, milan, inter, napoli, lazio, atalanta, roma hepsi birbirine üstünlük kurabiliyor bu açıdan keyifli bir lig, bir de milan ve inter'in küllerinden doğması da nostaljiyi tetikledi son yıllarda. ligue 1 de hem wonderkid fabrikası olmasından kaynaklı hem de psg'nin los galacticos kurması derken o da ispanya'dan daha çok ilgi çekiyor bu sezon itibariyle. kısaca 5 büyük ligin 4'ünü izlemek için sebep/sebepler bulabiliyorken la liga'da ordan bir takımla gönül bağın olması dışında bir sebep bulmak zor.
0
semaforo de medianoche
(28.10.21)
dünya son zamanlarda sporda hikaye sevmeye başladı. spor programlarında ''bu maçın şöyle de bir hikayesi var'' diye zorlama, sinekten yağ çıkarmalı hikaye denemeleri görüyoruz. ben mesela ara sıra önüme düşen haberlerde ''barça'da istenmeyen suarez atletico'ya gidip barça'dan işte böyle intikam aldı'' haberine bile tıklasam mı diye düşünüyorum. onun dışında ne puan durumundan haberim var ne el classico sonuçlarından. yarın haaland barçaya, mbappe krala giderse ibre oraya döner, bu işler hiç belli olmaz.
0
onemoremile
(28.10.21)
@logisticsmanager'e katılıyorum ben de. ama şöyle bir durum da var. O 2000lerin başı futbol artık yok. hangi çocuk avrupa/dünya kupası maçlarını deli gibi takip ediyor, panini'nin yapıştırmalarını biriktiriyor. futbol piyasasında genel olarak bir çöküş var. ne haaland ne pogba ne salah ne de mbappe o eski figo, 9 numara ronaldo, beckham gibi olmadı olamaz. gerçi saydıklarımda da işte los galacticos'tu. bu birkaç takımın çıkıp kendi ligimizi kuracağız çıkışı da esasen bu dediğim olayla bağlantılı.

son yıldızlar zlatan, ronaldo ve messi kaldı. bu abiler de gidince ne olacak ben onu merak ediyorum. arap döllerinin ve çinli konsorsiyumlarının ligleri mahvetmesinden sonra ilerde futbol diye ne izleyeceğiz merak ediyorum.

sanayi devrimi ve sömürgecilikle ingilterenin yumuşak gücü olarak yayılan ve kapitalizmin ürünü olan futbol şu an kendisini yaratan kapitalizmin aracı oldu.

şu reklamı çok severim, nike aslında kötü tarafın kendisinin olduğunu biliyor bence:
www.youtube.com
0
Hallegadola
(28.10.21)
@hallegadola,

hocam çöken kısım işin duygusal tarafı. yoksa futbol endüstrisi hiç olmadığı kadar büyümüş, çok daha geniş kitlelere ulaşmış durumda. bak bir zamanlar "işçi sınıfı"nın sporuydu, "kaba saba, eğitimsiz kitleler" içindi, ayıplanırdı futbolu sevmek... şimdi eli kalem tutan adam da futbol aşığı. her yer futbol hipster'ı dolu. bakıyorsun sanat eleştirmeni bile tam olarak diğer duyurucunun bahsettiği hikayeler dolayısıyla futbola bağlanıyor.

ha bence bu çok depresif ve üzücü bir durum, çünkü futbolu bir kültür nesnesi kılan ve ona anlam yükleyen hemen her şeyin yok edilip futbolun sadece tüketim odaklı bir eğlenceye dönüştürülmesine yol açıyor AMA finansal hacim, ilgi-alaka olarak baktığımızda futbol 10-20 sene öncesinden çoooook daha büyük.

çocuklar panini çıkartması biriktirmiyor ama 10 yaşında fifa'da kutu mutu açmak için anasının babasının kredi kartını patlatıyor mesela. onlar için bu özel hikayeleri, duygusal yönleri, hayattan kesitleri olan güzel bir spor değil de oyun... onlar leipzig'in şirket takımı olmasını umursamıyor mesela, newcastle'ı araplar alınca "ooo daha çekişmeli olur" diye mutlu oluyorlar; bir futbol takımını severek büyümemişler, kendilerini ait hissettikleri bir camia veya cemiyet yok, onların spora bakışı çok daha farklı ama netice itibariyle para babalarının ceplerini doldurup sporu popüleştirmeye en çok onlar katkı sağlıyor.
0
der meister
(28.10.21)
@ der meister dedikleriniz çok doğru, olaya nostaljik bakıyorum. Ancak soruyorum sizce 2020lerde eskisi gibi yıldız var mı/çıkacak mı? Futbol daha da mekanikleşmedi mi? Dediğiniz evet doğru, newcastle Araplara satılınca taraftarı çok sevindi. Ama neden sevindi? Artık biz de pahalı futbolcular alacağız city falan bırakmayacağız ortada. Eskiden fulham Manchester United/city falan rahat yenebiliyordu. Psg Fransa ligini domine etti. Futbolun o her an her şey olabilir ruhu gitti bence.

Evet, futbol işçi sınıfının balesidir. Ama bu dediğiniz gibi eskidi. Şenol Güneş’in sözüydü sanırım, eskiden fakirler oynar zenginler izlerdi futbolu, şimdi zenginler oynuyor fakirler izliyor.
0
Hallegadola
(28.10.21)
(9)

messi

black mamba
futbolu takip etmiyorum. neden ayrılır barcelona'dan. adam yıllardır orada. artık özdeşleşmiş. para sorun olsa zaten 600 milyon doları varmış. e kariyerinin son 5-6 yılı. gerekirse bedava oynasın ama yıllarını verdiği yerde devam etsin. ayrılma nedeni nedir?
futbolu takip etmiyorum. neden ayrılır barcelona'dan. adam yıllardır orada. artık özdeşleşmiş. para sorun olsa zaten 600 milyon doları varmış. e kariyerinin son 5-6 yılı. gerekirse bedava oynasın ama yıllarını verdiği yerde devam etsin. ayrılma nedeni nedir?
0
black mamba
(05.08.21)
Bu tarz olaylarda bazen futbolcular teknik direktörleri ezmeye kalkıyor ben büyüğüm tribine giriyor bu olabilir
0
basond
(05.08.21)
Canı sıkılmıştır, şehirden sıkılmıştır, tesislerden sıkılmıştır. Asıl durmak için bir sebebi yok bence.
0
Bruce
(05.08.21)
Şimdiye kadar, özellikle son 3-4 yılda 10 kez falan gitmeliydi de adamın şehre ve takıma olan aidiyeti inanılmaz düzeyde. Yoksa Barcelona'nın rezil yönetimi yüzünden takımdan bi bok olmayacağı çok net belliydi. Messi dışındaki yan çarkların kalitesi git gide düştükçe Messi bireysel olarak taşımaya çalıştı takımı o da bi yere kadar. Hadi yan çarklar neyse messi son 5-6 senedir düzgün bir teknik direktörle bile çalışmadı Barcelona'da. Zamanında City'ye gitse şimdi fazladan 2-3 CL'si vardı en az
0
nundu
(05.08.21)
neden devam etmek zorunda olsun ki?
0
invictae
(05.08.21)
@invic yani 13 yaşından beri orada. artık özdeşleşmiş takımla. 5-6 yıl sonra futbolu bırakır. orada yapsa jübilesini falan hoş olurdu.
0
🌸black mamba
(05.08.21)
Jübile yapınca ne olacak ki, bu 100 yıldır Barcelona'da oynadığı gerçeğini değiştirecek mi, kaldı ki Xavi Iniesta, daha geriye git Guardiola, bunların hangisi Barcelona'da jübile yaptı, hepsi de Messi kadar değerli futbolculardı Barcelona için. Messi dediin adam da 34 yaşında, ayrılmak için güzel bir yaş.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(05.08.21)
Yabancı kaynaklardan anladığıma göre tek sebebin para olduğunu söylüyorlar. Kendisine daha fazla vereceklerini düşündüğü için ayrılmak istiyor, muhtemelen Paris ya da City en yüksek parayı verir o da gider. Barcelona gelirlerin düşmesi sebebiyle zam yapamayacağını belirtmiş.
0
olaylar olaylar
(06.08.21)
bedava mı oynasın? abi iyimisin ya? kim 100 milyon euro alacağı yerde bedava oynar. sen bedava mı çalışıyorsun? 5-6 yıl kariyeri var diyorsun, 500 milyon euro yapar. tutmuş bedava oynasın diyorsun. yıllarını verdiği yerde devam etmesi şart mı
0
dafuq
(06.08.21)
hiçbir cevabın gerçek konuyla ilgisi yok. kısaca la liga'nın maaş tavanını aştığı için barça parası olsa bile messi'yi oynatamıyor. detay merak eden olursa,

la liga'da tıpkı amerikan sporlarında olduğu gibi maaş tavanı uygulaması var. kulübün verebileceği maksimum maaş belli. "param var" deyip üzerine çıkamazsın. tavan lig bazında değil de kulübün gelir ve giderlerine göre ayrı ayrı belirlendiği için amerikan sporlarındaki kadar sıkı değil. covid-19 sürecinde esnetilmişti ayrıca.

barcelona, eski başkanı bartomeu denen ruh hastası yönetiminde inanılmaz pahalı transferler yaptı. hem bonservis hem de maaş olarak müthiş paralar döktüler. bak coutinho & dembele ikilisine toplam 270 MİLYON EURO sadece bonservis ödendi. pjanic, trincao, braithwaite, neto, firpo, griezmann, malcom, coutinho, dembele... şu saydığım futbolcuların SADECE bonservis bedeli toplam 586 milyon euro. bu adamlardan barça ne kadar katkı aldı, bu oyuncuların kaç tanesini sahada iyi top oynarken veya barça'ya bir şey katarken gördün mesela? bu buzdağının görünen kısmı. işin içinde messi var, sözleşme gereği 3-4 yıl ödemekle yükümlü oldukları inanılmaz maaşlar var, eskisi kadar başarılı olamadıkları için gelirlerin azalması var, var oğlu var.

sonuç itibariyle barça'nın messi'yi kurallar dahilinde takıma katabilmesi mümkün olmadı. sorun para değil. messi'ye verecek paraları var. sorun şu ki la liga "sen bu kadar masrafın varken bu maliyetle oyuncu alamazsın" diyor. düzenlemeler izin vermiyor. hatta bu yüzden federasyon başkanıyla görüşmeye devam ediyorlar kuralların esnetilmesi için, sonuçta messi çok büyük bir marka, kalmasının lig için daha iyi olacağı argümanını kullanmak istiyorlar.

şöyle söyleyeyim, denklemden messi'yi çıkardığımızda bile barcelona maaş yükünü yanılmıyorsam 120 milyon euro azaltmak zorunda kalıyor. düşün ne kadar şişirmiş barto zamanında. messi'yi bırak diğer yeni transferleri oynatamama ihtimalleri var. transferi yaptılar eyvallah ama la liga listeye yazdırmalarına ve oynatmalarına müsaade etmiyor.
0
der meister
(06.08.21)
(7)

pickup - kamyonet hayranlığı olanlara sorumdur

roket adam
hafta sonu bir yerde kampa gittik, orada yol biraz bozuk olduğu için kendi aracımı bırakıp arkadaşın tata kamyoneti ile gitme planı yaptık. yalnız arkadaş böyle bir konforsuzluk, böyle bir çile olamaz. hayvan gibi araç, sağı solu belli değil, içeri çok ses alıyor, süspansiyonlar sert, hayvan gibi ya
hafta sonu bir yerde kampa gittik, orada yol biraz bozuk olduğu için kendi aracımı bırakıp arkadaşın tata kamyoneti ile gitme planı yaptık. yalnız arkadaş böyle bir konforsuzluk, böyle bir çile olamaz. hayvan gibi araç, sağı solu belli değil, içeri çok ses alıyor, süspansiyonlar sert, hayvan gibi yakıyor, vs vs. her halükarda bu pick-up'lar şehir içinde kullanım için tam çileymiş gibi geldi bana.

tamam standart bir sedan konforu sunsun demiyorum ama evden bakkala giderken kamyon kullanıyor olma hissi hiç hoşuma gitmedi. peki şehir içinde kullananlar nasıl idare ediyor? bir hevesle alıp pişman olan çok mu, yoksa benim binmediğim bazı modeller konfor bakımından sedanı aratmıyor mu? böyleyse çile çünkü.

ikinci sorum da abd'nin pickup hayranlığı üzerine. vergiler düşük, benzin ucuz. neden spor arabalar yerine kamyonetlere yöneliyor bu insanlar merak ediyorum.
0
roket adam
(05.08.21)
Amarok, L200, Hilux vs neredeyse sedan konforunda diyorlar. Almaya niyetlendim ama param yetmedi maalesef. YouTube incelemelerinden duyduğum kadarıyla söylüyorum. ABD'de pick-uplar muhtemelen spor arabadan daha ucuzdur bir de adamlarda avcılık vs gibi hobiler olunca pick-up daha mantıklı oluyor onlar için
0
beni sen öldürme
(05.08.21)
tata ya boşuna traktör demiyolar. navara kullandım baya binek araç gibi.
0
hobarey
(05.08.21)
güncel modeller daha konforlu tabi, gördüğüm sıkıntı ağırlık merkezi öne doğru olduğu için sarsılma daha fazla oluyor bozuk yerlerde, konforsuzluk burada ortaya çıkıyor.

Amerikada bizde neden doblo tipi araçlar çoksa o yüzden yöneliyorlar diye düşünebilirsin. Hiluxu almak doblo almak kadar kolay olsaydı vergisi ekstrem olmasaydı burada da bunlar tercih edilirdi bence daha çok.
0
atom karincanin torunu
(05.08.21)
amariga çok büyük memleket, yerine göre arabasız yaşayamadığın ve en yakın süpermarketin 3-5km ötede olabildiği bir yer. e her yer de öyle gıcır gıcır asfalt değil. hem yük taşıma kapasitesi hem de aygır gibi güçlü olması açısından kamyon gibi arabalar tercih ediliyordur. en azından benim görüşüm bu şekilde. yani adam o araçla bazen ufak bir şey için saatlerce yol gitmek zorunda kalabiliyor, bokun püsürün taşın toprağın içine giriyor, kırsalda yaşıyorsa alışverişe bir kez gittiğinde 2-3 alışveriş arabası dolduruyor vs. hal böyle olunca spor araba almanın çok manası yok, alsa nereye gidecek ki? pickup olunca her yere gidersin, gerekiyorsa dünyayı da sırtında taşırsın. kaldı ki amerikanlar muhtemelen isterlerse hem kamyonet hem spor araba alabiliyorlardır, bizdeki gibi 4 bin lira maaş 200 bin lira araba durumu yok ki.
0
der meister
(05.08.21)
Hayranlığım yok, ancak fikir belirtebilirim.

Tata alanlar, iş için gerekliliğinden alıyorlar, Mercedes, Amarok vs. alanlar, keyif için tercih ediyorlar. Bunlar gerçekten konforlu olabiliyor.

Tata'nın pickup'ından beklenti, biraz daha kötü olsa traktör gerekecek yerlere gidebilmesi olsa gerek. Traktör ile karşılaştırırsanız daha konforlu ve hızlı diyebilirsiniz.
0
burfak
(05.08.21)
Şimdi bindiğiniz aracın tata olması zaten başlı başına bir konforsuzluk:)
Ama bozuk yolda en sağlam land rover bile yorar insanı.

Yine de vw amarok, toyota hilux, dodge ram gibi araçlar oldukça rahat konforlu. Amerikalılar da bunları genelde asfalt yolda kullanıyorlar.

ABD'lilerin pickup hayranlığından ziyade büyük araç hayranlığı var. Adamların sedanları da büyük. Ama ülkede ciddi bir nüfus olduğu için, bu çiftçiler de her yola gelen bu araçlarla birçok işlerini halledebildikleri için oldukça popüler.
0
anten
(05.08.21)
Yanlış mı anladım, kendi aracın o yola girememiş bile ama girebilen aracın konforsuzluğundan şikayet ediyorsun? Sizin modeli bilmem ama ön koltuklar epey konforlu bu arada. Sana arkası kalmış herhalde. Şehirde dar yerler ya da park sorunu varsa esas sorun o.
0
osssy
(05.08.21)
(4)

içinde "hello hello" geçen çok meşhur bir gruba ait şarkı arıyorum

der meister
kafamda çalan kısmı bundan ibaret maalesef. tek hatırladığım gerçekten kült bir grubun şarkısı olduğu, yani pink floyd yahut led zeppelin şarkısı falan çıksa şaşırmayacağım. aklımda kalan kısmı oldukça yavaş. gece odanın kapısını biri açmış gibi çok sakin bir şekilde "hello hello" diyordu, devamında
kafamda çalan kısmı bundan ibaret maalesef. tek hatırladığım gerçekten kült bir grubun şarkısı olduğu, yani pink floyd yahut led zeppelin şarkısı falan çıksa şaşırmayacağım. aklımda kalan kısmı oldukça yavaş. gece odanın kapısını biri açmış gibi çok sakin bir şekilde "hello hello" diyordu, devamında soru da soruyordu ama işte ne diyordu hiç hatırlamıyorum ya.

hello hello diye aratınca malum 10 bin tane şarkı çıkıyor, bulamadım. gece gece içime dert oldu resmen. buldurun plz :((
0
der meister
(29.07.21)
Comfortably numb?
0
j r r tolkien hayrani
(30.07.21)
hay yaşa tolkien kardeş ya nokta atışı yaptın. kafayı yediydim iki saattir hello kitty falan çıkıyor saçmasapan oh be
0
🌸der meister
(30.07.21)
The sound of silence mi
0
fıytfıyt
(30.07.21)
Smells like teen spirit demeye gelmiştim de bulmuşsunuz :) hello hello hello how low
0
eatpraylaw
(30.07.21)
(9)

Neden vaka sayilarini yuksek açıklıyorlar?

Mehmet Ersoz
normalde 5000 gibi sayilarda sabitleyip turizm sezonu boyunca fix rakam açıklarlardi.şu anda turizm sezonundayiz ama 20bin gibi rakam açıklıyorlar? bu biraz garip değil mi onlar için?neden rakamlari saklamak yerine yüksek açıklıyorlar? (ha şu andaki gerçek vaka sayılari da daha çok biliyorum ama 20b
normalde 5000 gibi sayilarda sabitleyip turizm sezonu boyunca fix rakam açıklarlardi.

şu anda turizm sezonundayiz ama 20bin gibi rakam açıklıyorlar? bu biraz garip değil mi onlar için?

neden rakamlari saklamak yerine yüksek açıklıyorlar? (ha şu andaki gerçek vaka sayılari da daha çok biliyorum ama 20bin gibi bir rakami turizm sezonunda açıklamalari çok garip)
0
Mehmet Ersoz
(27.07.21)
Açıkladıkları rakamlar ya doğruysa?
Yani neye göre yalan olduğuna inanıyorsunuz da doğru olduğuna inanmıyorsunuz?
Gevşetilirse önlemler, millet dikkat etmezse yükselir.
0
ikikerekac
(27.07.21)
millet korksun, yasakların geri gelmesinin gerekçesi olsun diye.

ayrıca olduğundan yüksek açıkladıklarını düşünmüyorum. tatil yerleri tıklım tıklım. maske takan yok. sayılar az bile. allahtan aşı var.
0
jelly bear
(27.07.21)
Gerçekte daha yüksek olduğu muhtemel. Ancak bu kadar az gösteriyor olabilirler.
Pandemi başında olduğu gibi bu süreçte de -belki hasta sayısına bağlı- ödenek bekleniyor olabilir.
Bir de zaten turizm tek taraflı değil artık. Yani neredeyse tüm avrupa ülkeleri geri dönüşte daha kısıtlayıcı tedbirler dayatıyor, gelen yabancı turist oranı zaten eskisi gibi değil.
0
rewlack
(27.07.21)
olası tepkileri azaltmak ve vatandaşı yasaklara alıştırmak için yapıyor olabilirler. sayıların yanlış olduğunu düşünmüyorum ben ama istedikleri zaman manipüle edebildikleri doğru tabii ki. tatil yapacak adam zaten covid'e bakmıyor. umursamıyordur, inanmıyordur, aşısını olmuştur vs... gelen yine gelir. hatta çoğu insanda "yasaklar gelmeden eğlenelim" düşüncesi var, hazır bir şeyler yapabiliyorken yapalım diyorlar. kendilerince onlar da haklı.

vaka sayısı eskisi kadar önemli değil ayrıca. normalde günlük 10 bin vaka hastaneleri kilitlerdi, şimdi 20 binde hiçbir şey yok aşılama sayesinde. aşılama hala yeterli olmadığı için belki kapanma gelir ama bunun için bence en az 50-60 binlere ulaşılması gerek. kapatmak istiyorlarsa onun yolunu yapıyorlardır işte, "iş tehlikeli noktalara geliyor" diyemezler pat diye bugün. yavaş yavaş. şimdi 20 bin, pek sorun yok. tam ağustos sonu gibi sezon kapanacağı vakit hooop 60-70 olur, kış boyu yine kilitlerler bizi.
0
der meister
(27.07.21)
Çünkü yasaklar is coming. Şunun şurasında eylül ekime ne kaldı. Sayıları ancak normal (yüksek değerlerine) getirirler.
Turizm sezonu tamamlansın, okul kayıt paraları alınsın. Ünivlere öğrenciler kaydolsun. Bir iki hafta da yok bişey iyiyiz normaliz payı var, eh ancak işte.
0
jimjim
(27.07.21)
Soylediklerinden de yuksektir muhtemelen. Hatta 4 gun once M.Ceylanin bi aciklamasi vardi aktif vaka 100bini gecmis olabilir diye (git: www.sozcu.com.tr)
0
e mice
(27.07.21)
Kız arkadaşım acil serviste hekim olarak çalışıyor vaka sayılarının doğru olduğuna inanıyorum, 5000'lere düştüğünde gerçekten azalmıştı covid nedeniyle gelen hasta sayısı, şimdi yine artışta. Pandeminin başında açıklanan sayılar sorunluydu, en büyük olay hasta-vaka sayısı hilesiyle yapılmıştı, o durum duzeldikten sonra doğruca açıkladıklarını düşünüyorum. Millet bu tam kapanmada da 5000 olacak diyordu 17 mayısta, 5000 falan olmadı.
0
signore
(27.07.21)
Yanlış açıkladıkları dönemde tabip odaları sayıların doğru olmadığını ifşa etti. Sadece İstanbul mezarlıklar müdürlüğü verileriyle hastalık tahmini ölüm sayıları tespit edilebiliyor, bilimler akademisi sürekli açıklıyor. Salgının bir matematiği var. Dolayısıyla reddemezler artık. O nedenle gerçeğe yakın sonuçlar açıklanıyor.
0
evrim halkasi
(28.07.21)
vaka sayisinin bir onemi yok ki. vefat sayisi 50 civari. vaka sayisi cok daha azken daha fazla vefat vardi. artik vaka sayisini cok da sallayan oldugunu sanmiyorum.
0
lemmiwinks
(28.07.21)
(14)

kendinizi en çok ne zaman yalnız hissetiniz?

dedim ben sana
ben 30.yaş günümü sadece annem kutlayıp, kendimi şehrin pahalı restoranlarından birinde doğum günü yemeğine çıkarınca. yalnız iyi ki evde kös kös oturmamışım ve o yemeğe yalnız da olsa gitmişim diyorum şimdi.
ben 30.yaş günümü sadece annem kutlayıp, kendimi şehrin pahalı restoranlarından birinde doğum günü yemeğine çıkarınca. yalnız iyi ki evde kös kös oturmamışım ve o yemeğe yalnız da olsa gitmişim diyorum şimdi.
0
dedim ben sana
(27.07.21)
Köpeğim vefat ettiğinde.
0
Amory Lorch
(27.07.21)
2018 yılında yaşadığım evde doğal gaz sistemi yoktu. Elektrikli sobayla ısınmaya çalışırken çok fena üşütüp hasta olmuştum. Ev ısınmıyordu ve ben çok üşüyordum. Benimle ilgilenmesi için çağırabileceğim kimse yoktu. Yemek yiyemedim, akşamdan başlayarak sabaha kadar uyuyup uyandım ve üşüdüm. Asıl zor olan da, üzülmesinler diye aileme telefonda belli etmemeye çalışmıştım hasta olduğumu.
0
biravekahve
(27.07.21)
Askerdeyken sanırım
0
olaylar olaylar
(27.07.21)
Hasta olmustum, yerimden kalkamicak kadar kötüydüm. Kimseyi zahmete sokmayı da sevmem. Arkadaslarima fln soylemedim. Yerimden kalkamadigim için yemek de yiyemedim. 2 gün fln öyle aç bilaç yatmistim, çok uzucuydu :')

Bir de bilekliklerimi takmakta zorlaninca çok hissederim yalnizligimi xd
0
abuzer
(27.07.21)
anlık olarak bilmiyorum da hayatımın en yalnız dönemini şu an yaşıyorum. pandemi yüzünden sosyalliğin sıfırlanması, hayatımdaki 1-2 insanın da benzer zamanlarda gitmesi, tekrar başladığım sigarayı yeniden bırakmam, parasızlıktan okul da online olduğu için anne evine sığınmam, kardeşimin bile benimle pek muhatap olmak istememesi vs...

bomboş, bombok, yapayalnız, ümitsiz bir süreç benim için. eskiden böyle zamanlarda pozitif düşünmeye çalışır veya insanlarla konuşmak isterdim örneğin. denklem basit. yalnızım, öyleyse insanlarla görüşeyim, di mi? şimdi o da yok. "kim senin derdini dinleyecek aq sktir git milletin işi gücü yok senin mızıklanmanı mı çekecek" havasındayım. çok değersiz ve gereksiz hissediyorum kendimi. ha çok sorun değil bu tabii ama bu fikre alışmak ve "değerli"yken bir anda bok çuvalına dönüşmek, o adaptasyon süreci üzüyor biraz. şey gibi hani, durmak ya da hızlı araba kullanmak çok problem değildir ama hızlı sürerken zınk diye durursan paramparça olursun, o hesap. kimsenin umursamadığı bir adam olmakla sorunum yok, sevilen ve önemsenen biri olmakla da problemim yok ama birinden diğerine keskin geçiş çok yıpratıcı oluyor.
0
der meister
(27.07.21)
2016 ekim ayinda ayrilik acisiyla uzuntuden kendimi harap ettigim bir donem olmustu. sabah uyandim bacaklarim tutmuyordu ve belimde inanilmaz bir agriyla duvarlara tutuna tutuna banyoya kadar gidebilmis, banyoda yere dusmustum. can acisiyla aglaya aglaya is yerine gelemeyecegimi haber vereyim bari diye yoneticimi aramistim. adamcagiz halime aciyip gelip beni doktora goturmustu. hastanede tekerlekli sandalyede otururken nasil bu kadar yapayalniz kaldigimi dusunuyordum. 2 agri kesici igneyle ancak agrim dinmisti ve eve dondugumde o zaman birkac gun once benden ayrilan eski sevgilime is arkadasim haber vermis, kendisi lutfedip beni ziyarete gelmis. evde biraktigi esyalari toplamaya gelebilmek icin bahane buldugunu sonradan anlamistim tabii. neyse ki kurtuldum hem o agrilardan hem o insandan. ama hala o gunu dusununce bogazim dugumleniyor.

yalnizligi cok severim ama ben tercih ettigim zaman.
0
in vino veritas
(27.07.21)
Askerlik, anlatsam kitap olur.
Oradan sonra kari kiz terk etmeleri falan hic koymadi.
0
divit
(27.07.21)
2017 mayıs-eylül arası.
annem vefat ettikten sonraki 3-4 ay hayatımın en tuhaf, en zor, en garip, en buhranlı, en belirsiz, en kasvetli ve en yalnız dönemiydi.
doğru düzgün yas bile tutamadım.
ki genel olarak çok kolay bir hayatım da olmadı ama o dört ay boyunca sınandım resmen.
2-3 yaşımda olan şeyleri bile hatırlayabiliyorum, o dönemi net hatırlayamıyorum.

sonrasında çok değiştim, hayatım da değişti.
neyse ki, iyi yönde.
o yüzden öyle zamanlara tutunmamak lazım.
0
blatta hiberna
(27.07.21)
Fiziksel şiddet gördüğümde en yakınımdakiler bile beni yalnız bırakmıştı. Gece bacağımda alçıyla nasıl tuvalete gidebilirim diye düşünürken kendimi ağlarken bulmuştum. Dikişlerden kafamı yastığa bile koyamıyordum. Hayatımda kendimi hiç o gece hissettiğim kadar yalnız hissetmedim. Fiziksel acıdan çok karşı karşıya kaldığım durum acıtmıştı.
0
ruhen hastayim ben
(27.07.21)
hiçbir zaman. yalnız bırakılmadığım için değil ama, sadece iyi ya da kötü anlarımda birine ihtiyaç duymuyorum. birileri kötü bir şey olunca yardım etmeye çalışsa bile yalnız kalmak daha iyi geliyor. çocukluktan kalma bir alışkanlık olduğunu düşünüyorum.
0
bohr atom modeli
(27.07.21)
1- tek yaşarken kafamı dolaba vurup bayılır gibi olmuştum, o gün öleceğim sanmıştım
2- üniversiteye şehir dışına gittiğim ilk gece
0
roket adam
(27.07.21)
9-10 sene once Milano'da Centrale cevresinde dandik bir otelde kaliyorum, yalnizim. Gece yarisi 2-3 gibi benim oteli polisler basti, normal polis de degil ozel harekat gibi bir sey agir silahlar falan var adamlarda. Nooluyo lan diye seslerine uyanip pencereden disariya bakinca gordum, koridora cikmak yemez:) 2-3 araba disarda da ekip var. Onemli bir sucluyu ariyorlar herhalde. Resepsiyonisti katmislar onlerine bu odada kim kaliyor, nereli bu, kac yasinda gibi sorular soruyorlar sonra da odaya giriyorlar arama marama yapiyorlar anladigim kadariyla, ama medeniyet Avrupa insan haklari falan hak getire ortam cok gergin, bagiris cagiris seklinde azarlama seklinde kaba saba bir sorgulama, muamele var duydugum kadariyla. Italyanca bilmesem de anlayabiliyorum az cok. Otel zaten eski duvarlar kagit gibi her sey duyuluyor, izolasyon berbat otelde. Ben de korkuyla benim odayi basmalarini bekliyorum sira sira gittikleri icin. Cikip da bu ses ne falan diye koridora dahi cikamazsin ortam cok gergin, catisma falan cikar diye de korkuyorum her an. O sirada kendimi dusundum: b seviye ingilizce disinda dil yok, yanimda dogru duzgun para yok, ulke, uyruk desen dandik, isim desen Islami bir isim, zengin, nufuslu aileden gelmiyoruz en zayif halkalardan biriyim lan ben diye dusundum. Ister misin bana bir tane faili mechul yiksinlar suracikta, toplayip gotursunler, hapisanede gecsin tum omrum. Italya zaten malum mafyanin memleketi, Berlusconi'nin ciftligi gibi birseydi o zamanlar ulke, derin devlet temiz eller bilmemne haberlerde geciyor surekli bizden pek farki yok. O zamanlar Ergenekon vardi Turkiye'de, polisler sahte delil melil uretiyor, suc icat ediyordu, kumpas kuruyor falan bu tarz dusunceler beynime oyle bir hucum etti ki sanki sucluymuscasina korktum orada polisten, en cok yalniz hissettigim zaman orasidir polsilerin odami basmasini beklerken. Benim kapinin onune geldiler, resepsiyonist adimi uyrugumu falan okudu, su tarihte giris yapti diye bilgi verdi polise, benim kapimi dahi calmadan es gectiler beni iyi mi:) Yabanci ulke, genctik falan cok pis korktum kisaca 2-3 yil yaslanmisimdir orda.
0
neck_and_neck
(27.07.21)
Ben arkadaş grubunun içinde kendimi yalnız hissediyorum. Onlar gülüyor eğleniyor ama ben bir türlü o eğlenceyi yakalayamıyormuşum gibi hissediyorum. Hem mutlu hem yalnız hissetmek çok garip…
0
titanyum
(28.07.21)
Bu aralar arşa çıktı bende. Zaman içinde bütün yakın arkadaşlarımın farklı şehirlere gitmesinden, iş ortamında dışarıda görüşmek isteyeceğim kafada birilerini bulamamamdan iyice yalnızlaştım. Ama yalnızlaştıkça daha da yabanileşip yalnızlığım artıyor. Artık telefonum çalınca bile gerilmeye başladım, ulan kim arıyor şimdi bunla mı konuşacaz diye düşünüyorum ve 0850 numara falan olduğunu görünce seviniyorum.
0
bobinhoo
(28.07.21)
(6)

Terk edilmek, ayrılık

dissendium
1. Hiç terk edildiniz mi? Terk edilme sonrasında ilişkiniz kendiliğinden mi bitti? Kaç gün konuşmadınız? Son kez buluştunuz mu? Birbirinize eşyalarınızı verdiniz mi? Resmî olarak ayrılma durumu oldu mu? Hakkınızı helal edip mi ayrıldınız yoksa Allah belanı versin şeklinde mi ayrıldınız?2. Hiç aldatı
1. Hiç terk edildiniz mi? Terk edilme sonrasında ilişkiniz kendiliğinden mi bitti? Kaç gün konuşmadınız? Son kez buluştunuz mu? Birbirinize eşyalarınızı verdiniz mi? Resmî olarak ayrılma durumu oldu mu? Hakkınızı helal edip mi ayrıldınız yoksa Allah belanı versin şeklinde mi ayrıldınız?

2. Hiç aldatıldınız mı? Aldatılmak nasıl bir duygu? Siniriniz, üzüntünüz ne kadar sürede geçti? Hayatınıza nasıl devam ettiniz? Hayatınıza devam ederken en büyük motivasyonunuz neydi, destek aldığınız şeyler nelerdi? Sizi aldatan kişiye ya da sizi aldattığı kişiye zarar vermek istediniz mi? Kendinize zarar vermek istediniz mi?

Bir sürü soru sordum. Cevap verenlere teşekkür ederim. Açıkça yazmak istemeyen mesajla da cevap atabilir.
0
dissendium
(25.07.21)
1- hic terk edilmedim. cunku bir tane iliskim oldu.

2- o iliskimde de aldatildim. bok gibi bir duygu. yetememisim. cirkinim, salagim, vajinismusum, kotuyum, sikiciyim... aklima gelmeyen kalmadi. hep kendimde hata buldum. ogrendigim an basimdan asagi kaynal sular dokuldu. atesim yukseldi. 1 yilda gecti. yavas yavas gecti zamanla. bir motivasyonum yoktu. aglayarak, sinir krizi gecirerek, kendimi mesgul etmeye calisarak gecti. ogrendigim ilk an zarar vermek istedim ama fiziksel degil. bu sebeple butun tanidiklarina yaptigini anlatip onu rezil ettim. iyi geldi. kendime zarar vermek istedim ve verdim. kolumu bacagimi cam parcalariyla cizdim. bu yuzden o geceyi psikiyatri kliniginde bitirdik. antidepresanimin dozu arttirildi.
0
batlegolas
(26.07.21)
Terk edildim.
Kariyer hırsım olmadığı, gevşek bir insan olduğum için terk etti beni. Böyle de söyledi. O mühendisti babasının fabrikasına müdür olarak işe başladı, ben salak bir üniden mezun olarak bir çağrı merkezine.
2 yıldan fazla sürdü ilişkimiz, iyiydik de hatta ben hayatımda en çok onu sevdim onun da beni çok sevdiğini hissettim son zamana kadar. Sonlarda bir şeyler oldu ona, belki evlilik düşüncesi geldi ve bu kadın aylağın teki, bununla yapamam dedi belki fe başka bir şey bilemiyorum ama aldatma değildi o yapıda bi adam değildi zaten.
Ayrılmadan önce bir konsere gitti İstanbul’a, ben çalışıyordum gidememiştim. İlk gittiğinde konuştuk sonra ne aradı ne mesaj attı.
Tam bir hafta sonra beni aradı, neden onu aramadığımı sordu dedim belli ki bir şeyler hesaplıyorsun, kafanı karıştırmak istemedim. Öyleymiş, benim girdiğim işte kaldığımı ilerlemek için çaba sarf etmediğimi ve bunun onun mantığına uymadığını, benimle gelecek planlayamayacağını, bu bir haftada da bensiz yapabilir miymiş diye denemek istediğini, bensiz de olabileceğine kanaat getirdiğini söyledi. Ay bak yazınca yine üzüldüm.
Tamam o zaman hoşçakal dedim kapattım.
Birkaç gün sonra aradı eşyalarımı vermek istedi, alırım bir ara acelesi yok dedim.
Haftasına yine aradı ya dedim bi dur istemiyorum şu an. Aslında onu görmek istemiyordum.
Sonra bir daha aradı, at hepsini istemiyorum dedim.
9 10 yıl oldu Hala acaba görüşmek için bahane miydi diye merak ederim.
Bir daha hiç iletişmedik.
O evlenmiş, ben de evlendim. Eşimi gerçekten çok seviyorum ama kimseyi onun kadat sevemedim. Bu yüzden böyle aklıma yılda bir de gelse üzüyor.
Ay ne güzel iç döktüm, teşekkür ederim.

Aldatılma ise biri becerdiyse de hiç yakalamadım.
0
somethinginthewayshemoves
(26.07.21)
1. 3-4 aylık bir flört/sevgili oldu benden ilk ayrılan kadın oydu. İlk olunca çok yaralamıştı hani hala aklımda. Ayrılık hediyesi falan verdim ldfkgjdf (aslında daha önce almıştım, boşa gitsin istemedim) Sonra bir iki konuştuk arkadaş olarak ama güncel sevgili kişisi istemeyince konuşmayı kestim.


1.5 senelik sevgilim ayrıldı bir iki ay önce. Öncesinde ben de biraz soğumuştum ama sonra sevdiğime karar vermiştim ama bu sırada o da soğumuş iddiasına göre. Bir ay önce asla ayrılmam vs. diyorken suckerpunch olması beni çok kırdı ve yaraladı. Hala canım acıyor. Kavga vs. olmadı, doktora sebebiyle iki aya yurtdışına gidecek gitmeden önce mini bir tartışma yaşarız herhalde.

Şu anda hala günlük konuşuyoruz. Geçen hediye vermeye gelmiş kapıya.. Ben de içeride ona yollayacağım hediyeyi hazırlıyordum götürdüm verdim öyle saçma bir şey oldu. Hala en sevdiğim insan o ve onun da en güvendiği insanın ben olduğumu biliyorum, konuşuyoruz o yüzden.

Zaten ne iddia ederse etsin söylediği kadar sevmediğini biliyorum (sevgililik harici arkadaş olarak), ve 10 saat farkı olunca arkadaş kalmamız da yalan olacak o konuda zerre inanmıyorum. Benim eski flörtümle arkadaş kalmamam için tartışma çıkaran biri tabii ki kalmayacak :) Kendi ne derse desin komik sadece. O yüzden kaçınılmazı bekliyorum




2. Asla aldatılmadım. Sevgililerime inanılmaz saygı duyarım. Karşı cinsten tabii ki yakın arkadaşları olabilir, arkadaş kalmak isteyen exleriyle kalabilirler. En ufak bir aldatma -ki bu flörtleşme bile olur- benim bu güvenimi tabii ki yok eder o yüzden anında ayrılırım. Neyse ki asla öyle bir şey yaşamadım.
0
aguen
(26.07.21)
1. biri hariç tüm ilişkilerimde terk edildim (diğeri de ortak kararla) ama çoğu %90 oranında internet üzerinden yürüdüğü ve yüz yüze görüşmeler fazla kısıtlı kaldığı için bunu biraz normal buluyorum. ben bunu çok sorun eden biri değilim, seviyorsam 2-3 sene bile beklerim ama karşı taraf neredeyse hiçbir zaman bu sabrın yarısını bile göstermedi. ayrılık süreci genellikle sevgilimin çok daha az konuşmasıyla başlayıp, "ben artık yapamıyorum" demesiyle sonuçlandı. çok duygusal ve ciddi terk edilme fobisi olan biriyim. bu yüzden ayrıldıktan sonra ikili iletişimi tamamen keser fakat bazen birkaç ay (belki daha uzun süre) "seni çok seviyom tülay novlursun geri dön" tarzı upuzun mail'ler atmaya devam ederdim. sağolsunlar hep anlayışla karşıladılar, hiçbiri bu huyuma & saldırılarıma karşı çıkmadı. içerik olarak zaten rahatsız edecek bir şey yok, "çok seviyom çok zorlanıyom" tarzı mızıldanmalar. muhtemelen okundu olarak işaretleyip geçmişlerdir. bir süre sonra kendiliğimden susuyordum. internet mevzuları sebebiyle eşya verme durumu olmadı, yüz yüze de olsa kendi eşyaları dışında hediyedir şudur budur vermezdim zaten. tüm ilişkilerim iyi bitti sayılır, hiçbirinde kavga gürültü olmadı çünkü özetle "özür dilerim, yapamıyorum, bye" diyen karşı tarafı izlemekle yetindim. konuşacak, kavga edecek bir şey olmadı.

2. aldatıldığıma dair net olarak bilgim olmadığı için kimseye bok atmak istemem ama lisedeki bir ilişkimde aldatıldığımdan neredeyse eminim. ayrıldıktan çok sonra gelmişti bu aklıma. hem bu yüzden hem de zaten yaşımızdan dolayı üzerinde durmadım. "yetişkin" ve "ciddi" ilişkilerimin birinde aldatıldığıma dair ciddi şüphelerim var. daha doğrusu aldatma sayabileceğim nahoş şeyler. yine %100 emin olmadığım için bi' şey diyemiyorum. kısacası aldatıldıysam da haberim yok yani, ayakta zkmişler. aldatıldığımı bilmek benim için ciddi bir travma olurdu ama insan alışıyor... ilişkilerle ilgili hep şunu telkin ederim kendime: "eski sevgililerinin sana yaşattıkları yüzünden başkalarını yargılama. gitmiş, geçmişte kalmış insanların geleceğini şekillendirmesine izin verme."

aldatıldıktan sonra güvenmek tabii ki çok zor olur ama ben bu düstur sebebiyle her zaman insanlara (aldatana değil, yeni insanlara) şans verme taraftarıyım. düşünsene aldatıldığın için 10 sene boyunca herkesten uzak duruyorsun mesela... belki bu arada gerçekten seni çok sevebilecek, harika bir insanı kaçırdın. neden? şerefsizin teki seni 13 sene önce aldattı diye... bunu istemiyorum ben. terk edilmek, aldatılmak, yarıda bırakılmak... bunlar her zaman hayatın parçası. yerine göre 30 yıllık evlilikler bile dağılabiliyor. hiçbir zaman garantisi yok bunların. sevdiğim, güvenebileceğimi hissettiğim biri varsa yardırırım ben. o açıdan ilk etapta müthiş zorlansam da, muhtemelen birkaç sene ölü gibi gezecek olsam da önünde sonunda atlatırım ayrılık/aldatılma acısını. geçmiş yüzünden yaralanmak, geçmişe çok takılmak ayrı; orada takılı kalıp asla ileriye dönük adım atamamak ayrı... ilki olur, ister istemez oluyor, ikincisini istemiyorum.

o değil de beni niye hep terk ediyolar lan, bi şey de demiyolar ki hani ne bileyim şöyle şerefsizsin, şöyle itsin deseler yine anlayacağım. hep saçmasapan sebepler, klasik "sorun sen değilsin benim" tripleri... tuhaf.
0
der meister
(26.07.21)
Terk edildiğim de oldu terk ettiğim de. Böyle durumlarda hangi pozisyonda olduğunuza göre davranamazsınız ki. Karşınızdaki kişiyle ilişkinizin boyutu önemli. Sevgililik ilişkisini sonlandırmak çalıştığınız işten ayrılmak gibi bir durum değil. Belli davranış kalıpları yok genel geçer kabul edilebilecek.

Karşınızdaki kişi başkasına mı aşık oldu? Taşınma zorunluluğu mu doğdu? Sizden mi soğudu? İşini size tercih mi etti? Bağlanma korkusu mu? Aslında sizi arkadaş olarak mı görüyor? Sadece size karşı olan hisleri mi söndü? Karakter olarak mı uymadınız? Zevkleriniz uyuşmadığı için bir aradayken mutlu olamıyor musunuz? Ya da bambaşka bir şey...

Bir ayrılığın çok çeşitli sebepleri olabilir. Benim haklı gördüğüm bir sebep sizin için kabul edilemez de olabilir. "Terk edilince şöyle davranırsınız" diye bir şey olamaz.

Ancak neticede ayrılık çok sık karşılaşılan bir şey ve her birimizin başına gelme olasılığı çok yüksek. Bunu hayatın bir döneminde karşılaşmanız muhtemel bir şey olarak görüp, ondan korkmak yerine tatsız, ama olağan bir olay şeklinde ele almak çok daha mantıklı.

Aldatılmak biraz daha farklı. Aldatılmak karşınızdaki kişinin kendi özü üzerinde sahip olduğu bir hak sonucu değil, sizin üstünüzde kurduğu yalan örüntüleri sonucu doğar. Ben henüz flört döneminde olduğum biri tarafından aldatıldım. İlişkimiz çok ileri bir boyutta olmadığı için onu kaybetme hissinden ziyade geleceğe, henüz tanışmadığım insanlara karşı çok büyük bir güvensizlik hissi geliştirdi içimde. Ne var ki "ben kimseyi aldatmadım, ben bunu yapmadıysam o kadar da özel bir insan olmadığıma göre benim gibi başkaları da elbette vardır" düşüncesiyle kendimi toparlayabildim.
0
mentuhotep
(26.07.21)
evet terk edildim. 6 senelik ilişkimde bir mesajla terk edildim. genellikle zorlayan tarafım yoktur. kafa bulanıklığı yaşıyordur diye düşünüp üzerine düşmemiştim. ancak bana mesaj atarken yeni sevgilisinin yanına gitme planları yaptığı için yüzüme konuşma cesareti gösterememiş. ben bunları ayrıldıktan 4-5 gün sonra öğrenebildim. çok yakın iki arkadaşıma utanmadan yeni sevgilisi ile fotoğrafını atıp onlarla tanıştırmak istemiş. arkadaşlarım üzülmemem için konuyu bana açmamışlar bir süre ama sonra fotoğrafı gösterip her şeyin ortaya çıkmasına karar vermişler.

üzerinden 2 seneden fazla geçti, hala o fotoğrafı gördüğümde hissettiğim duyguyu hatırlıyorum. olduğum yere gömülmek istedim. daha fazla nefes almak istemedim. o zaman aldatılmanın ne demek olduğunu anlamıştım. zaten ayrıldıktan 6 ay içinde evlendi.

evimde bulunan tüm eşyalarını götürüp ailesine bıraktım. ne kendime, ne karşı tarafa zarar verme hissiyatı duydum. atlattığımı düşünüyorum ve bu süreçte ailem, arkadaşlarım konuyu hiç açmasa bile oldukça destek olduklarını hissettim.

şöyle geriye dönüp baktığımda terk etmesi çok iyi olmuş diye düşünüyorum. ileriye doğru daha fazla adım atmama sebep oldu. o an çok üzücü gelip insanı dibe çekse bile, her şeyi detaylıca düşündüğüm zaman kazanmam gereken tüm tecrübeyi kazanmışım.
0
kırmızıgözlüağaçkurbağasıyeşili
(26.07.21)
(10)

türkiye’yi terk etme mazaretiniz ne olurdu?

buenosdias
yarın avrupa’da yaşama şansınız olsaydı, hangi sebeplerle kaçardınız? kısaca akp yazmak yerine detaylı sebeplerle yazarsanız sevinirim.
yarın avrupa’da yaşama şansınız olsaydı, hangi sebeplerle kaçardınız? kısaca akp yazmak yerine detaylı sebeplerle yazarsanız sevinirim.
0
buenosdias
(25.07.21)
''artık nefes alamıyorum'' olurdu. her yer insan, her yer afgan, her yer suriye, her yer zaten trabzondu.

..
0
Techsavvy
(25.07.21)
Cok iyi kazanmama ragmen param yetmiyor. Benimle ayni ozellikte adam 10bin euro aliyor ayda.

Senede 120.000 euro eder, o da 1 milyon 200bin tl eder.

Avrupada 2 sene calissam emekli oluyorum, hadi 5 sene calissam gelsem kralim.
0
divit
(25.07.21)
hayalini kurduğum hayat için sürekli ter dökerken tam yaklaştım dediğimde siyasi bir saçmalık yüzünden bitiş çizgisinin yine çook uzaklara gitmesi. stabil bir yaşam sürmek istiyorum, yarın ne saçmalık olacağını düşünerek yaşamak istemiyorum.
0
nahtoderfahrung
(25.07.21)
en başta para. çalışan olarak hakkımı savunabileceğim, daha iyi kazanabileceğim bir yerde yaşamak isterdim. letonya'dayken arkadaşım bir günlük iş için çağırmıştı. covid-19 için kullanılacak tüplere etiket yapıştırıyorsun. sürekli yapılacak iş değil, çok hızlı olman ve aralıksız çalışman gerekiyor ama 8 saate verdikleri para €50 idi. o paraya süpermarketi alabiliyordun mesela. ispanya'dan ithal salam tarzı et vardı. dilimlenmiş kaşara sarıp yemeyi çok seviyordum şarapla birlikte. et, kaşar ve şarap (bunlar da köpek öldüren değil, gürcü-peru-italyan şarabı falan) €10 bile etmiyordu. temel ihtiyaçlar zaten çok ucuzdu. demek istediğim... en başta "çalıştığıma değsin" istiyorum, kazandığım para bir işe yarasın, bana bir şeyler versin. diğer türlü kölelik gibi hissediyor insan (kapitalizmde her türlü kölelik de neyse oraya girmeyeyim)

onun dışında ben anksiyeteli ve ürkek bir insanım. biriyle tartışacak olsam aklıma hemen ölüm ihtimali gelir, hani ya karşı taraf bıçağı takar veya ben kendimi kaybederim korkusu. avrupa'da bu açıdan çok daha rahat hissederdim. insanların mental olarak daha sağlıklı ve anlayışlı olduğunu biliyorum. manyak her yerde var tabii ki ama "yan baktın kavgası" gibi konularda daha rahat olurdu içim.

üçüncü olarak entelektüel ortam ve imkanlar iyi. konser olsun, kendin gibi insanlarla buluşup görüşmek olsun vs. daha kolay sanki... türkiye'de rahat değiliz hiçbirimiz. sosyal anlamda daha özgür, daha bireysel davranma şansım olurdu diye düşünüyorum avrupa'da. orada mesela belki tinder'dan biriyle tanışıp insan gibi bir kafede görüşme, arkadaş edinme şansım olabilir örneğin ama burada sokakta selam versek tecavüzcü muamelesi görüyoruz. kadınlara kızamıyorum bu konuda, onlar da kendilerince haklı tabii ki.

genel olarak bizim kültürümüzü sıkıntılı buluyorum ben. bazı yönleri çok güzel tabii ki ama bireysellik olayını öğrenememiş olmamız, ne kadar "özgür" olsak da toplum baskısından kaçmanın zorluğu vs. yoruyor bazen.

bi' de avrupa'da yaşamak otomatik olarak çok ciddi bir seyahat/kültür avantajı demek. cebinde üç kuruş para varsa istediğin an istediğin yere basıp gidebilirsin. ben mesela girit'i görmeyi çok isterdim. zeytin bahçelerini dolaşayım, şarap içeyim falan. çok basit bir hayal. farklı farklı bir sürü ülke ve kültür... türkiye'de yaşarken yapamazsın bunu. avrupa'da yaşasan ama cebinde €150-200 parayla basıp gidersin girit'e sırt çantanla. ve daha bir sürü başka yere.

ben çocukken de avrupa'da yaşamak istiyordum, daha akp'nin ne olduğunu bilmeden... hala istiyorum ama olmadı. meğer avrupa kollarını açmış beni beklemiyormuş, sonradan çözdüm olayı.
0
der meister
(25.07.21)
Para en az önemli nedenlerden biri. Sevmedigim şey, insanların para için gelip kendi Orta Doğu kültürlerini yurt dışında zorla yaşamaya ve başkalarına zorla yaşatmaya çalışmaları. Örneğin parkta güneşlenen kadınları izlemeleri, yurt dışında eşcinsel karşıtı olmaları, kötü araba kullanmaları gibi. Benim yurt dışına çıkma isteğim bireysel ölçüde yerleşmiş temel hak ve özgürlüklerin olması. Bireysel olarak kadınların parkta ya da başka yerde guneslenebilmeleri, benim sevgilimle istediğim yerde yakinlasabilmem, Müslümanların Alevilerin Yahudilerin Budistlerin yaşamlarına kimsenin karışmaması, eşcinsel biseksuel tekesli kimsenin kimseye karışmaması, sürekli dedikodusunu yapmaması, trafikte markette bankada bir düzen olması, sıraya girme kültürünün olması, birine kibar davranıyorsam ondan korktuğum ya da ezik ya da ibne olduğumun dusunulmemesi. İs verenimden korkmamam, is yerinde somurulmemem, az da olsa çok da olsa hakkımı almam, iş yerindeki kimsenin torpille o ise gelmediklerini bilmem, kimsenin tebasi olmak zorunda olmamam, kısacası insan olabilmem
0
howfaristhesky
(25.07.21)
Ekonomi.
0
materyalist imam
(25.07.21)
Grift bi durum.
1.Eğitimsizlik ama akademik değil görgü, insanlık, adap, ahlaki değerle, saygısızlık.
2.Hukuksuzluk. Sokak ortasında öldürülen kadınlar ve ceza almayan eski eşler vs. Yani her konuda var da hukusuzluk bu artık gözümüze gözümüze sokulan hali.
3.(yukarıdakilerin hem sebebi hem sonucu olarak birbirine bağlı bulduğum) ekonomi.


Kişisel gerekçem ise özetle “şiddet” olacak. Hayatın her alanında ve anında psikolojik, fiziksel, mental, etnik, ekonomik, sosyal... şiddet.
0
rewlack
(25.07.21)
Çocuk yaparsam iyi bir eğitim ve hayat standardı saglamam burada çok daha zor.
0
chavezding
(25.07.21)
Kulturu. Araplardan falan cok daha ustun, cok farkli oldugunu sanip aslinda neredeyse tipa tip ayni olmasi.
0
hot potato
(25.07.21)
siyasi bir cevap vermeyeceğim zaten siyasi olarak sormadınız.
sorunun da partiler üstü olduğunu düşünüyorum zaten.
gider miydim? ha gitmezdim ama velev ki gidecek olsaydım nedeni benim eğitimimde birinin abd gibi ülkelerde çok yüksek kazanç elde edenler arasında olmasına rağmen benim burada asgari ücreti zor denkleştiriyor olmam olurdu
0
photo85
(25.07.21)
(5)

afgan mülteciler

black mamba
afganistan'da ne oldu da gelmeye başladılar son zamanlarda?
afganistan'da ne oldu da gelmeye başladılar son zamanlarda?
0
black mamba
(17.07.21)
abd çekilince taliban ilerlemeye başladı. talibandan kaçanlar bunlar
0
oekuklu
(17.07.21)
ABD Afganistan'dan geri çekiliyor. Terörün tırmanma riski yüzünden kaçıyorlar. Ama Türkiye genel olarak Afganistan, Pakistan vatandaşlarının hayali olan bir ülke.
0
dissendium
(17.07.21)
bizde para var diye 10 senedir devamli olarak geliyorlar.

Bir seyden kactiklari yok, bizim is icin ab'ye gitmemizle ayni mantik ama bunlar kacak giriyor.
0
divit
(17.07.21)
Çalışmak için geliyorlar. Ağır işlerde çalışıyorlar genellikle. Ankara’da danışmanlık firması adı altında bir sürü yer var. Adam başı 500 dolar aylık ücreti veriyorsun istediğin kadar adam alıyorsun. Yatılı olarak kaldıkları için tercih eden çok fazla işyeri var.
0
Depik
(17.07.21)
taliban kismi yanlis degil ama ondan once de geliyorlardi zaten. ucuz isgucu, ulkenin demografisini degistirme, gerekirse halki terorize etme gibi amaclar icin cok musait kitle. reisciler mutluluktan cildiriyor olmali.
0
der meister
(17.07.21)
(11)

Hangi milletlerden/ülkelerden sevgilileriniz oldu?

neysene
Yabancı milletlerden hangisinden/hangilerinden sevgiliniz oldu?
Yabancı milletlerden hangisinden/hangilerinden sevgiliniz oldu?
0
neysene
(13.07.21)
İtalya’da yaşarken italyan oldu
0
suicides underground
(13.07.21)
Öncelikle sevgili nedir, kime denir? 6 ay ve üzeri devam etmiş, honey, dear, sweet gibi yılışık hitaplar kullanılmış ama uzun süre birlikte yaşanmamış ilişkilere sevgililik deniyorsa; litvanya, moldova, belarus.

Hepsinin slav ya da slava yakın olması, isimlerinin sonu a ile bitmesi tabii ki tesadüf değil.
0
IncredibleMau
(13.07.21)
Hollandali, ingiliz, fransiz.
Fransiz ile evliyim.
0
logisticsmanager
(13.07.21)
rus ve slovakya
0
all girls dream
(13.07.21)
Polonya'dan.
0
stejerners
(13.07.21)
polonya ve hırvatistan
0
der meister
(13.07.21)
rus, alman ve amerikali.
0
e mice
(13.07.21)
litvan, universitede iken. o zamanlar modaydi yabanci sevgili yapmak turk kizi soyle turk kizi boyle, kotuleyip duruyordular. ne cins cins isler yapmisiz.
0
turbo sadık
(13.07.21)
ABD ve Cekya
0
howfaristhesky
(13.07.21)
Alman, italyan, fransız ve polonyalı.
0
carmenta
(15.07.21)
Fransa, Cezayir, Lübnan, Romanya, İspanya ve Venezüla.
0
noluyo yaa
(15.07.21)
(16)

Nüfusun çok olması sizi de rahatsız etmiyor mu?

binlercedansozvar
Bazen dışarıdayken kriz geçirecek gibi oluyorum bu kadar insan bu ülkede ne yapıyor sığmıyoruz işte ne diye ürüyorsunuz diye.
Bazen dışarıdayken kriz geçirecek gibi oluyorum bu kadar insan bu ülkede ne yapıyor sığmıyoruz işte ne diye ürüyorsunuz diye.
0
binlercedansozvar
(10.07.21)
evet...
ama bazı insanlar saçma şekilde kalabalık seviyor
ben sakinlik seviyorum
0
jelly bear
(10.07.21)
Fare gibi ürüyoruz maalesef. ikinci çocuktan sonra üreme vergisi getirilmeli :)
0
msb
(10.07.21)
Not: Bakamayacaksa iki de cok. Iki ile sinirlandirmak cozum degil.

Daha cok maddi olarak ve psikolojik olarak bakamayacak ailelerin "cocuk evin nesesi" gibi bencil argumanlarla cocuk yapmasi beni rahatsiz ediyor. Onun yerine maymun da edinebilirler. Digerleri bosanmamak icin cocuk yapiyor. Kimileri genlerimi aktarmak istiyorum diyor, sanki 2m boyu varmis, 1m ziplayabiliyormus, hic hastaligi yokmus...gibi.

En kotusu ise bircok insan bunu hic dusunmuyor. Hayatlarinin tek amaci oku, is bul, evlen, cocuk yap, emekli ol, ol seklinde.
0
howfaristhesky
(10.07.21)
Ulke nufusunda sikinti yok, nufusun dagiliminda sikinti var
0
neverletyougodown
(10.07.21)
bahsettiğin şeyle nüfusun pek alakası yok. istanbuldaysan çok az insanın yaşadığı yerler de var. türkiye'de herkes evlere sıkış tepiş diye nüfusla bağdaştırmamak lazım. parasal bir durum bu.
0
avatar is back
(10.07.21)
sorun nüfus değil, nüfusun ve kaynakların dağılımı. "çocuk yapmayı yasaklayalım" veya "çok fazla insan oldu" gibi popülist söylemler kolay. aynı şeyi dünya geneli için de söylüyorlar mesela... neymiş, 8 milyar insan varmış. yahu bunların bir milyarı temiz içme suyuna erişemiyor, 4-5 milyarı falan da senin benim bir günde dünyaya verdiğimiz zararı bir sene içinde veremiyor. çünkü derme çatma çadırda veya berbat şartlarda yaşıyor adam, senin benim (ya da amerikanın avrupalının) imkanlarının yakınına bile gelemiyor. televizyona bakıyorsun suyu ziyan etme diye bas bas bağırıyor. ulan ben harcadığım suya fatura ödüyorum zaten, tek başıma ne kadar ziyan edebilirim? fabrikalara söylesene sen onu, denize atık atmasınlar mesela?

insanoğlu yamyam ve oç bir tür olmasa belki çok ideal bir düzende değil ama bundan daha iyi bir ortamda yaşayabilirdik. dünya hepimize yetecek kadar büyük.

türkiye özelinde de istanbul için söylediğine katılıyorum. yine yönetim beceriksizliği. ben istanbul'da dayanamadım zaten ankara'ya taşındım, kafam rahat. istanbul yaşanacak yer değil. insanlar üstüne üstüne geliyor sokakta, toplu taşıma desen korkunç. trafiği ayrı beter. her şeyin fiyatı uçmuş. rezillik. halbuki misal almanya veya finlandiya'ya bakıyorsun, her şehrinde ayrı bir imkan veya firma. burada b*k varmış gibi her şeyi istanbul'a topluyorlar.
0
der meister
(10.07.21)
Her dışarı çıktığımda bu kadar insan nasıl yaşıyor bu ülkede diye düşünüyorum, kalabalık sevmiyorum.
0
jjimyl
(10.07.21)
Nüfus degil de nüfus dağılımı ve plansiz nufus sorun.
Cogu aile tek cocuga yeterli maddi manevi destegi zor verecekken 3 cocuk yapin diye gazlaninca ortaya yarim yamalak bir nesil cikiyor.
Cocuklari şükretmek üzerine egitirlerse evet ama cocuguna bir özel ders aldiracak, dil egitimi aldırmayacak, bir konsol alamayacak vs insanların 3 cocuk yapmasi sikinti bunu gidip İstanbul/izmir/ankara'da falan yapmasi daha da sikinti.
0
logisticsmanager
(10.07.21)
Nüfus dağılımında sorun +1
40 bin nüfuslu ilçelere yazın 1 milyon insanın gelip içine etmesi de beni delirtiyor. Temiz bir millet falan olduğumuza da inanmıyorum. İnsan doğaya sadece zarar veriyor, cahil insan daha da fazla.
0
Josephine.
(11.07.21)
Aşırı rahatsız ediyor.
Annelik kutsaldır, babalık başkaymış vb. saçmalıklar olduğu sürece üreme hızı son sürat devam edecek.
Üreyenlerin çoğu ürediği için pişman “Biz ne bok yedik” kafasındalar ama artık geri dönüşleri olmadığı için çok güzel rol yapıyorlar sadece.
0
dadasalon
(11.07.21)
Valla ben pek kalabalik sevmedigim icin ediyor ancak oyle kriz gecirecek duzeyde falan da degil. @aloha nin dedigi gibi olay her seyin kontrolsuz dagitilmasi, esas sikinti bu. Oyle 'insanlar uremeyi kessin artik' seklindeki bir dusuncenin gercek cozum oldugunu dusunmek cok sig bir yaklasim oluyor bana gore.

Olay populasyonun cok kucuk bir yuzdesinin kaynaklarin cok buyuk bir yuzdesine sahip olmasi olayi. Kaynaklari ellerinde tutanlar da cok bir avantaji olmadigi muddetce(atiyorum ham maddeye yakinlik, gumruk illerine vs yakinlik) de gidip de oyle kucuk sehirlerde falan fabrika ya da isyeri acmazlar. Populasyonun buyuk cogunlugunun elinde ise zaten bisey yok, yasamlarini asgari sekilde gecirebilmek ve gelir elde edebilmek icin de is olanaklarinin, firsatlarin bol oldugu yerlere gitmek zorundalar. Yani o isyerlerinin, fabrikalarin oldugu yerlere gidiyorlar.

Gordugun gibi o kalabaligin sebebi insanlarin dogmasi falan degil, her seyin kontrolsuz olmasi. Sorunun esas sebeplerini gormeyip(ya da gormek istemeyip) olaylara yuzeysel bakanlar beni daha cok rahatsiz ediyor. Hele bunlarin bir de basklarini kendilerince kucumsemeleri daha da bi rahatsiz ediyor.
0
j r r tolkien hayrani
(11.07.21)
Sorun nüfustan ziyade dağılımda +1

Tatil/gezi yöreleri için de sorun yine insanların bazı yerlere yoğunlaşmış olması. Orda da sorun yine dağılım.
0
epitaf
(11.07.21)
fazla nufus = kaynak kısıtlılığı demek
kaynak kısıtlılığı = çok fazla çalışmak zorunda olmak demek

ayrıca nufus fazlalığı = doğanın tahribatı, betonlaşma demek

Çin, Hindistan yaşanmaz hale gelmiş ülkeler. Sebebi de nufus fazlalığı. Türkiye 60-65 milyon nufusta kalsa mis gibi ülke olur
0
integrative
(11.07.21)
İstanbul'da yaşamak, işe gitmek, hafta sonu biryerlere gitmek büyük zulüm. Trafikte araba kullanmak büyük sabır işi. Şu an biri gelse Avrupa'nın herhangi bir ülkesinde asgari ücretle çalışma imkanı veriyoruz dese koşa koşa giderim.

Not:burada gelirim hiç kötü değil.
0
robin one persie
(11.07.21)
Etmiyor
0
evandro roncatto
(14.07.21)
Insan sayisindan ziyade kalitesinde sorun var. Herkes atiyorum Ankara kavaklidere Istanbul Kadikoy emekli ust kademe memur ayarinda olsa o kadar batmaz.
0
hot potato
(14.07.21)
(6)

Gelen hediyeler ve elden çıkarma mevzusu?

Amaranta ursula
Selam gençlerSize vakti zamanında gelen hediyeleri elinizden çıkarıyor musunuz? Hayatınızdan çıkmış gitmiş insanların hediye ettiği kitaplar, defterler, tablolar biblolar vs sıkılınca atıyor musunuz? Ya da sizin için neler kalıcı neler gidici? Var mı bı eşiğiniz? Hediyenizin elden çıkarıldığını öğre
Selam gençler

Size vakti zamanında gelen hediyeleri elinizden çıkarıyor musunuz? Hayatınızdan çıkmış gitmiş insanların hediye ettiği kitaplar, defterler, tablolar biblolar vs sıkılınca atıyor musunuz? Ya da sizin için neler kalıcı neler gidici? Var mı bı eşiğiniz? Hediyenizin elden çıkarıldığını öğrenseniz üzülür müsünüz? Ben üzülmem ama acaba fazla mi duygusuz bir tavır bu diye kafam karıştı.

Son birkaç seneden beri eşyalara aidiyet hissetmiyorum. Bir zamanlar kitaplarım benim için çok değerliyken şimdilerde okuduklarımı yük olarak görüyorum. Sanırım biraz pragmatist oldum:/ Sadece geri dönüp bakma ihtimalim olduğu kurama dair kitapları tutuyorum. Şimdi yine bi ayıklama işine girdim. Hediye gelen kitapları elden çıkarmamıştım ama acaba çıkarsam mı diye tereddütteyim. Mevzu sadece kitap da değil bu arada. Sizce doğru mu bu? Ne düşünüyorsunuz?

Cevaplarınız için şimdiden çok teşekkürler.
0
Amaranta ursula
(10.07.21)
kadinlar bu konuda daha duyarli. ben bir erkek olarak aklima ve kalbime gore hareket ederim.

akil: o esyayi tutmak mevcut sartlar(evin durumu, esya fazlaligi, ihtiyac durumu vs..) icinde mantikli mi?
kalp: esya yada veren kisi benim icin degerliyse mantigi bosver.
0
buenosdias
(10.07.21)
Valla ben birine hediye aldıysam o hediyenin karşıdakini bişekil mutlu etmesi için alırım. Alsın sonsuza kadar saklasın diye değil. Bu yüzden elden çıkarması pek etkilemez beni. Haa bazen moduma ve karşıdaki kişinin pişmanlık duyan biri olmasına bağlı onu uyuz etmek için "ayıp ayıp hediye aldık hemen sattın bu mu bize verdiğin değer" falan diye takılabilirim de amacım direkt karşıya vicdan yaptırıp eğlenme olur. Evet, böyle de cins insanım.

Neyse, ben de eğer gelen hediye pek işime yaramıyorsa alip da istiflemem. Hani direkt gidip elden çıkarmam ancak bir zamandan sonra gözüme çarparsa alıp işine yarayacak birine veririm.

Bunun da doğrusu yanlışı yok bence. Kişiye bağlı, nasıl istiyorsan öyle takil. Hediyenin esas amacı başta da dediğim gibi mutlu etmekse ve bazen de o eşyayı elden çıkarma mutlu edecekse çıkar gitsin takılma bu kadar.
0
j r r tolkien hayrani
(10.07.21)
Şu durumlarda hediyeyi çöpe atabilirim ya da başkasına hediye edebilirim:
-hediyeyi veren kişi benim için artık değerli değildir ve hediye halihazırda işime yaramıyordur.
-hediyeyi veren ile zamanla kopmuşumdur ve hediye bana artık manevi değer ifade etmiyordur.
-hediyeyi veren ile herhangi bir biçimde ayrılmışımdır ve o kadar uzun zaman geçmiştir ki hediye benim için artık hediye duygusunu yitirmiştir, sadece bir eşyaya dönüşmüştür ve evde fazlalık durumundadır.

Hangi durumlarda atmam:
-hediyeyi veren kişi benim için artık değerli değildir ama hediyenin verilişi ya da o gün bende manevi iz bırakmıştır. Herhalde ölene kadar saklarım.
-hediyeyi, veren kişiden bağımsız olarak çok sevmişimdir.
-hediye kullanışlı ve işime yarayan bir hediyedir.

edit: hediye ettiğim bir şeyin elden çıkarıldığını öğrensem eğer özene bezene aldığım bir şeyse ve o kişiye hâlâ değer veriyorsam üzülürdüm hediyemin atılmasına. Görüştüğüm biri değilse ve duygular ölmüşse o zaman zaten önemi yok. Gerçi onda da yine büyük emek sarf edip aldığım bir şeyse ve manevi değeri varsa üzülürdüm.

Hasılı kelam kişiye ve hediyeye göre değişir.
0
Mossy
(10.07.21)
Ya ben hediye beğenmiyorum hiç. Samimi olduğum insanlara ailem/sevgilim gibi direkt sipariş veririm ya da hediye çeki isterim. İşime yarayan şeyi alırım sonrasında elimden çıkarmam. Sürpriz hediye gibi beklentim yok zaten.

Bunun dışında beğenmediğim her şeyi elimden çıkarırım hiç acımam. Duygusal bağım da yok. Boşa yer kaplıyor evde. Vefat eden bir arkadaşım var onun hediyesini saklıyorum sadece.
0
jazzabel
(10.07.21)
bunun doğrusu yanlışı olmaz diye düşünüyorum, çok kişisel bir konu.

hediye konusunda ben biraz anneanne gibiyim, işime yarayacak bir şeyse elden çıkarmayı pek tercih etmiyorum. eski sevgilim tıraş makinesi ve ördekli don almıştı mesela, onu hatırlattıkları için çok hoşuma gittiklerini söyleyemeyeceğim ama "ooo beleş makine" ve "dondur, giyilir" deyip geçiyorum, kız düşünüp almış zamanında şimdi biz ayrıldık diye işe yarar şeyleri niye çöpe atayım?

kitaplarımı da elden çıkarmayı sevmem. bazı romanları yıllar sonra dönüp tekrar okuyabiliyorum. onun dışında zaten küçük bir kütüphanem olduğu için korumaya meyilliyim biraz. atıyorum komşunun 14 yaşındaki çocuğu gelip "abi ben dostoyevski okumak istiyom, sende varmış, versene kitap" dese onunla seve seve paylaşırım kütüphanemi elbette ama zaten çok kitabım olmadığı için bi' nevi "evimde dursun, ben okudum annem-kardeşim-kuzenim okur" diyorum. ha benim için anlamı olmayan, okumaya niyetli olmadığım veya okusam da kıymetli bulmadığım bir kitapsa eğer onu elden çıkarabilirim tabii.

eşyalara aidiyet hissetmemek güzel bir şey bence. ben de biraz senin gibiyim bu konuda, kitaplar dışında sahipliği konusunda öyle çok gaza geleceğim bir şey yok ama gerekirse kitap da elden çıkarılır nedir yani, içinde yazanı almışsan artık kağıt parçasından ibaret bir şey sonuçta. rafta durmasındansa başka ellerde olması daha faydalı olacaksa ayıkla gitsin. çöpe atma ama.
0
der meister
(10.07.21)
Eskiden her şeyi kutsal bir emanet gibi saklardım, sonra yavaş yavaş bazılarını kullanıp yıpratarak, bazılarını başkalarına vererek vs bir şekilde kutsallıktan azat etmeye başladım. Verdikleri duyguya bakıyorum artık, amaan bunu görmek istemiyorum, ya da şurda işe yarar dursun şimdilik eskiyince atarım veya negatif hissediyorum at/sat/ver bir şekilde yoket gibi.

Yazarken düşündüm de ayıp olur diye çok beğenmesem de kenarda duran bir iki şey var ama hediye eden kişilerle yakın mesafe ilişki nedeniyle tutuyorum.

Benim hediye ettiklerimden akıbetini bildiklerim var. İnsan ilk anda hediye hatırına birazcık saygı bekliyor ama sonra boşver deyip geçiyorum. Yani birine verdiğiniz küçük bir hediyeyi haftasında attığını görmek gibi şeyleri kastediyorum yoksa diğer türlü illa sürekli değer versin durumunu beklemiyorum artık.
Zevkler çok çeşitli artık, zorlamak gereksiz. Jest oldu bitti anı yaşadık sonrasını sal gitsin.

Of yine çok uzatmışım, atabilirsin bence yani kısacası.
0
epitaf
(10.07.21)
(6)

İngilizce telaffuz

dissendium
Blow kelimesinin fiil ve isim olmak üzere iki sözcük türü var. İki sözcük türünde de telaffuzlar aynı.https://www.oxfordlearnersdictionaries.com/definition/english/blow_1https://www.oxfordlearnersdictionaries.com/definition/english/blow_2Merak ettiğim, fiil olanı farklı, isim olanı farklı okunan kel
Blow kelimesinin fiil ve isim olmak üzere iki sözcük türü var. İki sözcük türünde de telaffuzlar aynı.

www.oxfordlearnersdictionaries.com

www.oxfordlearnersdictionaries.com

Merak ettiğim, fiil olanı farklı, isim olanı farklı okunan kelimeler var mı İngilizcede? Yoksa kelimenin telaffuzu sözcük türünden bağımsız mı? Fiil de olsa isim de olsa telaffuz aynı mı?
0
dissendium
(09.07.21)
fiil ve ismin farkli telaffuz edildigi cok ornek var. record ve present geldi aklima ilk. kimisi ayni oluyor ama kimisinde degisiyor telaffuz.
0
der meister
(09.07.21)
e haliyle
(09.07.21)
Live on tv /layv/

I live in ... /Liv/
0
howfaristhesky
(10.07.21)
İkisi de fiil olup farklı okunanı bile var. Read/read. Present olanı riid, past olanı red.
0
kobuzchu kiz
(10.07.21)
@kobuzchu kiz, onu biliyorum. Hatta yazılan örnekleri de biliyordum ama hiç aklıma gelmedi niyeyse. Enteresan bir olay.
0
🌸dissendium
(10.07.21)
ingilizcede katı bir kural olmamakla birlikte şöyle bir eğilim var. bir kelime, fricative (f,v,θ,ð,s,z,ʃ,ʒ,h) bir ses ile bitiyorsa ve isim ile fiil ayrımına gidiliyorsa (yani o kelimenin hem isim hem de fiil versiyonu varsa) isim olan voiceless fricative (f,θ,s,ʃ,h), fiil olan ise voiced fricative (v,ð,z,ʒ) bir ses ile seslendirilir.

excuse
fiil /ıkskju:z/
isim /ıkskju:s/

use
fiil /ju:z/
isim /ju:s/

close
fiil /kloʊz/
sıfat /kloʊs/

breathe
fiil /bri:ð/
isim /breθ/ gibi.

bazı durumlarda bu fenomen yazıya da yansımıştır.

believe (fiil) /bıli:v/
belief (isim) /bıli:f/

relieve (fiil) /rıli:v/
relief (isim) /rıli:f/ gibi.
0
the guy from batman
(10.07.21)
(15)

Hâlâ aşı olmayanlar

dissendium
Aşı hakkı olup hâlâ aşı olmayan var mı? Aşı hakkı geleli bayağı oldu ama aşı olmaya daha karar vermedim. Aile hekimliği 50 metre uzakta ama erteliyorum sürekli. Aşı karşıtı da değilim. Sadece kalp iltihabı riski korkutuyor biraz. Siz ne zaman yaptırmayı düşünüyorsunuz? "Gençleştim resmen, bu kadar m
Aşı hakkı olup hâlâ aşı olmayan var mı? Aşı hakkı geleli bayağı oldu ama aşı olmaya daha karar vermedim. Aile hekimliği 50 metre uzakta ama erteliyorum sürekli. Aşı karşıtı da değilim. Sadece kalp iltihabı riski korkutuyor biraz. Siz ne zaman yaptırmayı düşünüyorsunuz? "Gençleştim resmen, bu kadar mı fark eder" diyen var mı? Kol ağrısı gibi etkiler hemen geçiyor mu?
0
dissendium
(09.07.21)
kalp iltihabı olayı 26 yaşından küçük erkeklerde görülmüş, onun da bir oranı vardı.

Ben yarın sabah ikinci dozu yaptıracağım. İlk aşının etkisi iki günde geçmişti, ikinci dozu göreceğiz. Öyle gençleştim diyecek bir şey yok ki :D vücudumun virüse karşı bişeyler geliştirebildiğini tahmin ediyorum sadece, o biraz rahatlatıyor.

Bu arada covid geçirenlerde de uzun vadeli nefes problemleri, bilinç bulanıklıkları vs. var, bizzat 33 yaşında bir arkadaştan duydum kendisi covidi nefes sıkıntısı çekerek atlattı, sonrasında da işime odaklanamıyorum diyordu. 3 ay falan geçti şu an daha iyi ama hastalığın da fena etkileri olabiliyor yani.
0
nhk ni youkosu
(09.07.21)
Kol ağrısı gibi etkiler kişiden kişiye değişiyor. Ben aşıdan birkaç saat sonra aşılı kolumun üstüne yatıp uyudum sabaha kadar, koluma biraz şiddetli bastırmadıkça ağrı falan yoktu.

Etrafımda en az 6-7 kişi öldü, hepsi de yaşlı ve/veya hasta değillerdi. Arkadaşımın arkadaşı, sağlık sorunu olmayan 30'lu yaşlarında biri öldü. Ben bilime güveniyorum ama onu geçelim, 38 yaşımda koronadan ölmek mi, 50-60 yaşımda bugünkü aşının uzun vadeli yan etkilerini görmek mi diye tartınca aşıyı tercih ederim :)
0
kobuzchu kiz
(09.07.21)
kalp iltihabı riski milyonda 12 gibi bi orandaydı. Hastalığı asemptomatik geçirenlerdeki kalp hastalığı ya da ileride yaşanan nefes darlığı gibi sorunların oluşma ihtimali bile çok daha fazla. Aşı yine daha kârlı yani bu durumda.

Ayrıca faz 3 çalışmaları bitmedi diye sağa sola yazanlar var, buraya da gelirler belki birazdan. Aşıların faz 3 çalışmaları geçen sene yapıldı ve sonuçları yayınlandı. Girip bakabilirsiniz. Denek falan olmuyorsunuz aşı olunca.

Yan etkisi olarak da bende sadece kol ağrısı oldu ama benim birkaç arkadaşımda bi iki günlük hafif ateş, halsizlik falan oldu. Ama bu dediklerim hep doktor ve birkaç ay önce iki doz sinovac olmuşlardı, 3. doz aşısında oldu yani. Benim de 3. doz aşısıydı ama işte kol ağrısı dışında olmadı. Çok da şiddetli değil tabi yan etkileri ama bi iki gün halsizlik, hafif kas ağrısı falan olabilir aklınızda olsun.
0
nundu
(09.07.21)
Hala sinovac var alman olmak zorunda degilsin.

Asi benim icin de asiri gereksiz, bulasacak bir ortamim yok. Hatta normal nezleden,alerjiden de kurtuldum maske ve kolonya sayesinde.
0
divit
(09.07.21)
Annemle babam olmadi, ben oldum ilk doz biontech. Seeettiiiimin kol agrisi haric tum yan etkileri gosterdim. Ilk gun ates max 37C ye yukseldi ve ilk 3 gun grip olmus gibiydim. Sonra gecti. Ama kalp ritminde bi bozukluk var gibi hissediyorum, dinlenme durumunda bile bi carpinti oluyor ara sira ve bazen ani bi saplanma oluyor geciyor. 2. doz hakkim temmuz sonunda ama oncesi ekg cektirsem mi bilemedim.
0
e mice
(09.07.21)
ben acayip sagliksiz biri olarak aynen senin gibi kalp iltihabi veya hik diye dusup olme korkusu yasadim. sonucta asi olmanin olmamaktan daha iyi olacagini dusunup oldum.

ilk gun belli belirsiz kol agrisi, sorun yok. ikinci ve ucuncu gun kas agrilarindan belimi oynatamiyordum, hasta sayilmaz ama keyifsizdim ve enerjim dusuktu. kademeli olarak duzeldi.

saka yapmiyorum, anksiyetemin de etkisiyle ben "birazdan kalbim durabilir ve olebilirim" korkusuyla gecirdim ilk gunleri. anneme demistim sabah ise gitmeden falan kontrol et nefes aliyor muyum diye, o da ciddi ciddi etmis fjdkdod.

simdi asi oldugumu bile unutmus durumdayim yani hicbir sey olmadi. haaa uzun vadede yan etkisi cikarsa da bilim sehidi sayarim kendimi, asi olup olsek kimse bahsetmez bile asi karsitlarina koz vermemek icin, oyle sessiz sedasiz gideriz.

bence bir sey olmaz ama ya baksana İsrail butun ulkeyi asilayali aylar oldu, bir sey cikmadi. kalp kasi iltihabi da cogu kisi icin zaten tedavi edilen bir sey sanirim.
0
der meister
(09.07.21)
Aşı olmanın faydaları aşı olmayıp covid geçirmekten daha iyi. Fayda zarar oranı böyle. Aşınızı olun, amerika tüm herkesi biontech’le aşıladı bir b*k çıksa orada çıkar olay olurdu infial yaratırdı zaten. 3 doz aşı oldum ben, zımba gibiyim yani, yan etki falan yaşamadım :D
0
helena
(09.07.21)
Ben de aynı kaygılarla erteledim de erteledim. Tam da az önce "artık alayım şu randevuyu, ne olacaksa olsun!" derken duyuruya denk geldim. Güvendiğim tek şey Amerika'da ve Avrupa'da insanların biontech ile aşılanmış olması. Kendi devletime güvenmiyorum ama herhalde onlar kâr-zarar, yan etki hesabını iyi yapıp öyle vurmuşlardır aşıyı diye kendimi ferahlatıyorum.
0
Mossy
(09.07.21)
neden gençleşeyim aşı bir virüs için sonuçta.
yan etki olmadı.

doğru dürüst dışarı çıkabiliyorum. biraz daha kapalı ve endişeli kalsaydım ruh sağlığımı tamamen kaybedecektim. hareketsizlikten zaten akciğerler küçüldü, yağlandık, eklemler güçsüzleşti vs.bu saatten sonra salgına tahammül edebilmek ve ölmemek için başka seçenek göremiyorum.
0
jimjim
(09.07.21)
yalnızca 2 gün kol ağrısı oldu. yumruk yemişim gibiydi.

Kalp iltihabı riski kovid sonrası daha yüksek. Yani aşı olduğunda bu riski düşürmüş oluyorsun.
0
zimbirik
(09.07.21)
kol ağrısı olayına millet neden bu kadar takılıyor? tetanoz aşısı da sağlam ağrı yapar. yapılan çalışmalarda aşının doğrudan kalple alakalı sıkıntı yarattığı tespit edilemedi. aşı öncesi-sonrası kalp hastalıklarında anlamlı bir fark yok.
0
silah taciri
(09.07.21)
2.5 ay önce Corona gecirmis biri olarak 19 temmuzda asilanabiliyordum en erken; 19 temmuz sabahına randevu aldım. Aynı şekilde Avrupa ülkelerinden birinde vatandaşlığım var; burada henüz covid gecirenlere üç ayda bir aşılama gelmemisken diğer ülkede bu sistem başlamıştı, orda da 23 temmuza moderna için randevu almıştım.

Ben hastalığı çok hafif atlattım; koku ve tat duyularım gitti, 5. gunde tat duyum geri gelmişti, iki hafta sonunda hiç Corona olmamış gibiydim. Buna rağmen en hafif hali bile emin olun ki çok hem psikolojik hem de fiziksel olarak insani çok yoruyor. İkinci defa geçirmiş olma fikri bile beni ürkütüyor.

Dolayısıyla hastalığa karşı elimizdeki tek silah asiyken, aşının yayınlanan sonuçları çok büyük oranda guvenilirken (evdeki herhangi bir ilacın prospektusunu okuyun, çok daha ağır yan etki ihtimallerini orda da goreceksiniz) ben aşı olmamayı düşünemiyorum.
0
fraise
(09.07.21)
ortopedi ameliyatı olduğum için şu an ekstradan eklem ağrısı çekmek istemediğim için olmuyorum ben.
0
jepa
(09.07.21)
Zatürree aşısı ile kıyaslarsak onun 4te 1i kadar yorgunluk yaptı. Ailecek çürük dnalı olmamıza rağmen çook hafif sıkıntılar verdi. Bence mutlaka olun
0
photo85
(09.07.21)
olmak istemeyen iş arkadaşlarım var. kendisine 6 metre yaklaştığımda maskesini yüzüne çeken iş arkadaşım da var. ben uzun uzun okuduktan sonra mrna aşısı olmaya karar verdim, öncesinde kararsızdım. normal enerji seviyelerime gelmem birkaç günden fazla sürdü, yalnız. aşıyla böyle oluyorsam, dedim... bana aşılanmamak biraz sorumsuzca geliyor. benim fikrim sadece, tabii...
0
e haliyle
(09.07.21)
(5)

Z kuşağı goygoyu

materyalist imam
Sizi de sıkıyor mu? Şöyle farklılar, böyle önceki kuşaklar gibi değiller falan.Çok değil 8 sene önce Gezi parkı eylemleri patlak verdiğinde aynı goygoy y kuşağı için de yapılmıştı. Bu gençler bi başka gençler, vay efendim İnterneti de çok iyi kullanıyorlar bilmem neyde de parmakları var, mizahı sila
Sizi de sıkıyor mu? Şöyle farklılar, böyle önceki kuşaklar gibi değiller falan.

Çok değil 8 sene önce Gezi parkı eylemleri patlak verdiğinde aynı goygoy y kuşağı için de yapılmıştı. Bu gençler bi başka gençler, vay efendim İnterneti de çok iyi kullanıyorlar bilmem neyde de parmakları var, mizahı silahları olarak kullanıyorlar bilmem ne bilmem ne.

Şimdi ya memur oldular, ya özel sektörde uzun mu uzun çalışma saatleri altında ezilip hayata tutunmaya çalışıyorlar ya da büyükçe bir kısmı hala işsiz.

Sistem o gençlik ateşini bir şekilde söndürüp herkesi yola getiriyor. Daha önce de getirdi, gene getirecek?
0
materyalist imam
(05.07.21)
Sıkıyor.

Gezi dönemindeki mizah güzeldi ama bir süre sonra "orantısız zeqa" paylaşımları da mide bulandırıcı olmaya başladı. keko keko esprilere orantısız zeka falan yazıyorlar.

Z kuşağının çoğunluğu da tiktok çeken tipler. boş boş abartılıyor.
0
himmet dayi
(05.07.21)
İnanılmaz saçma bir muhabbet. Yeni nesili iyi yahut kötü yönde abartan, öven ya da gömen normalden farklı görenlere hayretler ediyorum. Tarih boyunca aynı mevzu, gençler çok kötü, gençler çok iyi.

İkisi de değil dümdüz genç işte nesil farkı var sizde de vardı, alışılamadı şu fikre.
0
hedep
(05.07.21)
insanlar 20 yildir malum kitleden biktigi icin ilk kez oy kullanacak olan genclere bel bagladi. olay bence tamamen siyasi. yeni nesil bu gaz kuyrugu tup kuyrugu tatavalarini dinlemiyor, daha el kadar bebekken internete daldigi icin goruyor digerlerinin standardini. sayilari da az olmadigi icin secimde etki yapabilecekleri dusunuluyor.

z kusagi vurgusu bence tamamen bununla ilgili bir sey, yoksa cok zeki veya ozel olduklarina dair degerlendirmeler gormedim veya duymadim ben. insanlarin beklentisi bu grubun ulkedeki siyaseti degistirecek etki yapabilmesi, muthis zekalariyla bizi ucurmasi falan degil.
0
der meister
(05.07.21)
her gelen nesil bir önceki nesilden daha iyi şartlarla karşı karşıya kalıyor. Bu mantıkla bakarsak tüp kuyruğunda birbirini ezen dedelerimiz de onların dedelerine göre daha şanslıydı. Grupları nesil olarak adlandırmak bundan 10 sene önce var mıydı, hatırladığım kadarıyla hayır. Birileri bu ayrımdan güzel ekmek yiyebileceğini anladı, bunu satmaya başladı, iyi de tuttu.
0
rakicandir
(06.07.21)
salak ve şımarık çocukları olan beyaz yakalı boomerların "z kuşağı" tabirini, kendi çocuklarının salaklığını örtecek bir kılıfmış gibi kullana kullana suyunu çıkardıklarını düşünüyorum.

Bu z kuşağı z aşağı z kuşağı yukarı konuşanların çoğu 3 yıl önce "z kuşağı"nı hiç duymamıştır. X ve Y hakkında hiç konuşmazlar çünkü hakkında apır sapır konuşma furyası olan nesil z çünkü

Üstteki beyaz yakalı ebeveyn genellemesi dışında bir de ilker canikligil gibi tipler hit almak için ota çöpe entegre ediyor bu z kuşağını. OyunZ, filmZ, Stajyer gibi seri içeriklerle doldurdu kanalı.

Hazır gelmişken "z kuşağındanım, z kuşağına mensubum" vs yerine "z kuşağıyım" diyen ergenler de var ki aman ne güzel kuşak.

not : bu kuşağa dahilim (97-2012)
0
owaki
(06.07.21)
(5)

Adana demirspor'a ne oldu?

mirafiori
Futbol falan takip etmem de en son 8 tane taraftari olan 5. lig komunist takimdi hukumet ele mi gecirdi 1. lige cikmis falan diyorlar?
Futbol falan takip etmem de en son 8 tane taraftari olan 5. lig komunist takimdi hukumet ele mi gecirdi 1. lige cikmis falan diyorlar?
0
mirafiori
(05.07.21)
Evet sancak ailesinden biri başkanlığa gelmişti galiba. Bence bu sansasyonel transferleri narkasında da kirli bir para trafiği var ama ispatlayamam tabi.
0
teletabi
(05.07.21)
Adanademir net bir projeydi.
0
mg3929
(05.07.21)
takip etmedigin cok belli. yonetim icin bir sey diyemem ama adana demir cok uzun suredir ikinci ligdeydi, her zaman da ulkenin en cok taraftari olan sehir takimlarindan biriydi. yillarca birinci lige cikmak icin ugrastilar, kac tane final kaybettiler. oyle bir yazmissin ki okuyan batmanspor bes sezonda amatorden super lige cikti sanir.
0
der meister
(05.07.21)
Su transferlere falan bakarsak iki sene sonra tekrar ikinci lige duser??

batirir bunlar kulubu..
0
heartwork
(05.07.21)
Hic bir bağım yok siyasi ruzgar noktasinda hakkinda var ama taraftar tespitini her yerde yapma hocam futbol cahili derler :)
0
pofudukayi
(05.07.21)
(10)

Türkiye'nin en refah zamanları

dissendium
Türkiye'nin en refah zamanları ne zamandı? Yaşım 28. Türkiye'nin geçmişte refahının yüksek olduğu bir dönem hatırlamıyorum. Şimdi de refah yüksek değil. Çoğunluk yoksulluktan şikâyetçi. Yalan da değil. Ekşi'yi açıp okuyunca 90'lı yıllarda Magnum, Pringles almaya özenen çok insan olduğu dikkat çekiyo
Türkiye'nin en refah zamanları ne zamandı? Yaşım 28. Türkiye'nin geçmişte refahının yüksek olduğu bir dönem hatırlamıyorum. Şimdi de refah yüksek değil. Çoğunluk yoksulluktan şikâyetçi. Yalan da değil. Ekşi'yi açıp okuyunca 90'lı yıllarda Magnum, Pringles almaya özenen çok insan olduğu dikkat çekiyor. Bu ülke hep böyle miydi? Gelecekte artış olur mu?
0
dissendium
(03.07.21)
2000'lerin başları, akp'nin ilk zamanları.
0
candide
(03.07.21)
2006'da ilk işe girdiğimde milletin götüyle güleceği bir para alıyordum. her cumartesi 3-4 bira içerdim taksimde. kendi yol paramı karşılardım. ayda 200 kontör alırdım ve bankaya da yine hatrı sayılır para atardım. hatta ara ara şu içki muhabbeti ne zaman elit bir olay oldu diye konuşuyoruz ve happy hour saatlerini hatirlayanlar olacaktır, bira yerine göre 2,5 tl veya 3 tl falan oluyordu.
0
evimin paspasi
(03.07.21)
2005-2009 arası bence. 2008'de 1,20lere düşmüştü dolar. Dışa bağımlı bir ülke için dolar ne kadar azsa refah o kadar yüksek denebilir ki akp'nin demokrasi yaklaşımının zirveleri o zamandır. O rüzgarla 2010da referanduma girildi ve ülkenin "aydın" kesimini bile kandırdılar.
0
Jux
(03.07.21)
türkiye hep böyleydi. gerçi böyle dersem haksızlık etmiş olurum, bu kadar kötü değildi ama hiçbir zaman şahane bir ülke değildi ekonomik açıdan. cumhuriyet kurulduğunda zaten enkaz devralmış, yepyeni ve maalesef çok cahil bir ülke var. sonrasında ikinci dünya savaşı geliyor, biz paçayı sıyırsak da ekonomik sonuçlarından doğal olarak etkileniyoruz. sonrasında zaten siyasal islam'ın pençesine düşüp kah sağ-sol kavgası, kah "amerikan desteği" derken dandik bir ülke olup çıkıyoruz.

ekonomik açıdan da hep bir dengesizlik var ama 2000'lerin başının özlenmesinin ve daha iyi kabul edilmesinin sebebi sanırım temel ihtiyaçların daha ucuz olması. temel ihtiyaç derken evi falan da dahil ediyorum bu arada... yani 20 sene önce tek maaşla üç çocuk okutup ev alıyormuş insanlar. şimdi dene bakalım. hayalini bile kuramıyorsun. bu arada bu durum yalnızca türkiye'yle ilgili değil - avrupa'da filan da market alışverişi, araba vs. ucuz tamam ama öyle ayda €2500 alıp büyük şehirde ev almak, torun torbaya bırakacak kadar birikim yapmak kolay değil.

kontrolsüz kapitalizmin sonuçlarını yaşıyoruz. türkiye gibi orman kanunlarının geçerli olduğu ve bu modelin hiç mi hiç iyi yönetilemediği coğrafyalarda etkiler çok daha keskin ve zorlayıcı oluyor. okul bitirenin iş bulamaması, üniversite diploması sahibi olanın burger'da hamburger çevirmesi gibi geyikler mesela dünyanın her yerinde var artık ama fark şu ki oradaki insanlar burger'da çalışsa bile iyi kötü ayaklarının üzerinde durabiliyor. burada tam zamanlı olarak burger king'de çalışsan yapabileceğin şey en fazla 2-3 ev arkadaşıyla birlikte eve çıkıp makarnayla beslenmek oluyor maalesef.

sözün özü türkiye hiçbir zaman müreffeh değildi ama yaşamanın daha kolay olduğu bir ülkeydi sanki. hemen hemen her ülkenin ekonomik olarak bunalmaya başladığı bir süreci ekstra kötü yönettiğimiz için şu an perişan olmuş durumdayız. çok fazla insan ve otomasyon var artık. on parmağında on marifet yoksa, köle gibi çalışmak istemiyorsan sana yer yok. günde 12 saat çalışmak, "kendini geliştirmek" (tabii işle ilgili olacak) "erdem" oldu artık.

millet sövüyor da en iyisini youtuber'lar, tiktoker'lar yapıyor valla.
0
der meister
(03.07.21)
2000-2010 arasi, tam net tarih veremem ama insanlarin normal ihtiyaclarini rahatça alabildiği bir dönemdi.
Misal biz clio almistik 35 bin lira mi ne. Su an bilmem kaç yüz bin lira.
Onun dışında bir dönem ülkede best buy vardi, böyle teknolojik ürünleri çok ucuz fiyatlara falan aldik gene. Ayni şekilde yurtdışına gitmek kolaydi. Ben o dönemler bir kere rusya bir kere avrupa gezisi yaptim, bir de Erasmus yaptim. Aileme 3-4 bin lira yüküm oldu. Su an hayatta yapamazdim.

Yani Türkiye böyle cok refahli İsviçre gibi falan zaten olmadi da bu saçma halde de değildi.
Şu an hem hayat çok pahalı hem de is hayati inanilmaz les (issizlik cok olduğu icin firmalar olucu, ek olarak ayni sebepten firmalar mesai su bu umursamiyor).
0
logisticsmanager
(03.07.21)
1950 ve 1960 arası belirgin olarak ekonomik yönden farklılık arz ediyor kaynaklara göre .

90lardan itibaren bu yakın zamana kadar ise güzel şeyler yapılmak isteniyor ama çeşitli engellemelere takılıyor.
Üstüne imfden borç almayla mutluluktan göklere uçulacağı hikayelerini gördük kısmen geçmişte.
0
Erva
(03.07.21)
kendi yasamadigim donemi bilmiyorum, 2005'te avrupaya gidip ne kadar dandik yer lan falan demistim.
Ayrica her sey asiri pahali ve ilkel gelmisti.

Genclerin elindeki telefonlar kamerasiz ve renksizdi.
Rehber kullanmayi bilmeyip telefonu kagida yazan yasitlarim vardi.

Geri donunce topragi opmustum.
Gecenlerde gidip baktim araya ucurum girmis.

Bir de 2011 gibi arabalar asiri ucuzlamisti astsubay falan passat aliyordu.
Sirkette herkesin iphone'u vardi ve devamli degistiriyorlardi.
Ben audi a3 almaya kalkmistim ilk maasimla.
3 kurus maas aliyorduk ama is cikisi gayet guzel mekanlarda bira icebiliyorduk.
5 yildizli otelde 1 hafta kalmak bana koymuyordu, su an o 5 yildizli otelin geceligi 3bin olmustur.



Sonra refahta ani bir dusus oldu.
2016 gibi tekrar bi yukseldi, 80bine merso almaya kalktigim donem.
Sonra mersoyla arama ucurum girdi :)

Aslinda alim gucundeki sikintiyi ben hic cozemedim.
Yani soyle, ben 2bin alirken otel 100 liraydi yemek 10 liraydi araba 30bindi.

Ben 5bin alirken otel 2bine yemek 50 liraya araba 200bine cikti.
Bu kopma nasil oldu anlamadim.
Sanirim milyon milyon kazananlar sebep oldu.
0
divit
(03.07.21)
2016'dan sonra hiç durmadan kötüye gidiş var. 2008-2009'da lise harçlığımla sigara alabiliyordum. o dönemler pall mall içicisiydim. 3-3.5 lira falandı sanırım. 2.5 liraya da sigara vardı diye hatırlıyorum.

2014'te 2.5 liraya lahmacun yiyordum. şimdi lahmacun 10 lira. 2012'de 5 liraya 3 çeşit yemek yiyordum, şimdi 20-22 lira civarı
0
OrangeYellow
(04.07.21)
2005-2015 arasi muhtemelen cumhuriyet tarihinin en iyisi. onu geri getirebilen bir hukumet muhtemelen uzun yillar basta kalir.
0
baldur2
(04.07.21)
2004-2014 arası diyebiliriz. rte hep bu dönemin kaymağını yiyor zaten.

hem ekonomik hem özgürlüklerin en iyi olduğu dönemi 2005-2013 arası sayabiliriz.
0
nuisance
(04.07.21)
(13)

Şehrin ortasında açık terasta güneşlenir misiniz?

ms brownstone
Ya da yatar mısınız?Terasımız çok geniş ve bir hevesle çift kişilik şişme yatak aldık bugün. Karşımızda avm ve üstünde onlarca daire var bize göre çok yüksekte. Kesin görünüyordur yani karşıdan ama pek umrumda olmadan yatakta takılasım var tatile gidene kadar. Sadece yobaz birine denk geliriz de baş
Ya da yatar mısınız?

Terasımız çok geniş ve bir hevesle çift kişilik şişme yatak aldık bugün. Karşımızda avm ve üstünde onlarca daire var bize göre çok yüksekte. Kesin görünüyordur yani karşıdan ama pek umrumda olmadan yatakta takılasım var tatile gidene kadar.

Sadece yobaz birine denk geliriz de başımız ağrır mı diye bir düşünce geldi aklıma. Sizce yatılır ya da güneşlenilir mi bu şekilde? Tr insanını düşününce yapar mıydınız siz olsanız?
0
ms brownstone
(30.06.21)
Kanka yobaz bir insana nasıl denk geleceksiniz. Kapınızı çalıp üstünü başını giyin bacım diyecek hali yok. Ama ben bakardım valla. Avm de olsam da apartmanda olsam da bakardım.
0
allah yazdiysa bozsun
(30.06.21)
Ben denizde bile güneşlenmiyorum. Güneş çok zararlı. Dediğiniz durumda ben erkek olduğum için güneşlensem de bir şey olmaz ama kadınlar için biraz riskli. Günümüzde telefonlar bile aşırı yakınlaştırma yapabiliyor. Terası yukarıdan gören binalar varsa fotoğrafınızı çekebilirler. Sağını solunu havluyla kapatırsanız mümkün olabilir belki.
0
dissendium
(30.06.21)
ben olsam güneşlenirdim.

sizin eviniz, kim ne diyebilir ki?
elbette bir şey diyen de olabilir ama bundan çekinip bunu düşünerek hareket etsek evden çıkmamamız lazım.

rahatsız olacaksanız bir balkon şemsiyesi alıp binanın olduğu tarafa doğru koyun, diğer yöne doğru yatıp güneşlenin.
0
blatta hiberna
(30.06.21)
bu tarz çok yüksek katlı binalarda pek yobaz olmuyor genelde, en azından giyim kuşam anlamında. hele ki arada mesafe varsa kimsenin gelip sorun çıkaracağını sanmıyorum. korkunuz buysa endişe etmeyin derim.

YALNIZ hayvanın teki dürbünle izleyebilir ya da fotoğraf filan çekebilir, o risk her zaman dünyanın her yerinde var. misch miydi neydi eskiden fotoğrafçıyım ayağına kız düşürmeye çalışan bir tip vardı, berlin'de kanalda güneşlenen kadınların fotoğrafını falan çekmişti kdsfjdfd. yani görülmek veya izlenmek konusunda çekinceniz yoksa yardırın gitsin, kimse kalkıp da sizi uyarmaya gelmez karşı taraftan bence.
0
der meister
(30.06.21)
bir kadın olarak yapamazdım ya, ruh hastası çok çünkü. yüzüm de vücudum da çirkin olmasına rağmen yani.
0
candide
(30.06.21)
Terasında güneşlenebileceğin kadar lüks bir apartmanda/sitede o dediğin nasıl olacak ki ?

Ayrıca zaten "terasta" olduğun için o yükseklikte görülebilmen olanaksız.
0
Avoiding The Puddle
(30.06.21)
Güneşleniyoruz, havuza bile giriyoruz. Burada olay semtle alakalı, biz ataşehir'deyiz. ümraniye'de yapamam mesela o yüzden oralarda açık havuza para vermek manasız.
0
roket adam
(30.06.21)
Ben gayet luks rezidansta calisiyordum, gayet de ayi gibi bakiyorduk.
Herkes de okumus etmis elit beyefendiydi.

Bakilir yani, yabanci ulkede de bakilir.
Foto cekip ustune geyik de yapilir.
0
divit
(30.06.21)
Okumuş etmiş farketmez yüz tane insan içinden fotoğraf çeken bile olur, keşke bu ülkede yaşamasaydınız, sıradan eylemler bile lüks
0
freebird5406_2
(01.07.21)
Çıplak güneşlenmeyecekseniz bence sorun yok, ha görsem ben de bakarım bi şaşırıp. Ama 5 dk içinde alışır insan bu duruma bakmaz artık.

Plajlarda, havuzlarda da insanlar bizi görüyor, fotoğraf ta çekseler haberimiz olmaz.

Normal bir mayo ya da bikini ile bence hiç sıkıntı olmaz, şöyle düşünün;

Birileri fotoğraf çekti ve sosyal medyada yayıldı diyelim, komik ya da ayıp bir görüntü mü bu sizce? Herkes birbirini gerçek hayatta da internette de bikinili/mayolu görüyor zaten.

Bir iki örnek koyalım;

i.ytimg.com

cameralabs.org

lh3.googleusercontent.com

dictat.net

mosmonitor.ru

Komik ya da ayıp bir durum yok sanki. Yalnız güneşin saatlerine dikkat edin, 11-15 arası mıydı tehlikeli saatler?
0
John Bloor
(01.07.21)
çıplak olsanız nolucak. yani çıplak fotoğrafınızı çekmiş diyelim. nolucak.
0
bronz böcek
(01.07.21)
o avm'nin rezidansında bir sürü arap yaşıyor muhtemelen. çarşaf çarşaf fotoğraf çekerler, gider hemen dürbün alır gelirler. drone bile alırlar.
0
reanarchy
(01.07.21)
Amaannn giyin mayo/bikini/deniz kiyafeti ne isterseniz yatin gitsin.
Bende de teras var, camlari sileceksem ya da baska sey yapacaksam gayet de deniz kiyafeti ile yapiyorum cunku sabah 8’den itibaren gunes aliyor. Bakan da acsin kendine baksin :)
0
65 derece
(02.07.21)
(5)

Konserden 1 gun once aşı?

matilda
MerhabaCuma akşamına aşı randevum (ilk doz, biontech) vardi ama Cumartesi konsere gidecegim. Acaba agri falan olur mu? İptal etsem mi? İnternete gore yok ama aşı olmayan giremez gibi bi kural gelmedi henuz di mi?
Merhaba
Cuma akşamına aşı randevum (ilk doz, biontech) vardi ama Cumartesi konsere gidecegim. Acaba agri falan olur mu? İptal etsem mi? İnternete gore yok ama aşı olmayan giremez gibi bi kural gelmedi henuz di mi?
0
matilda
(30.06.21)
kişiden kişiye değişiyor.
0
sutlu nescafe
(30.06.21)
çevremde herkes hafif atlattı, kol ağrısı falan en fazla. annem babam 50 yaşında, hiçbir ağrıları olmadı. piyango bana vurdu. dün aşı oldum, bugün her yerim ağrıyor. ağır grip gibiyim. covid olsaydım, kesin ölürmüşüm heralde. yani kişiden kişiye değişiyor demek ki. kesin bir şey söyleyemeyiz. diğer soruların cevabını bilmiyorum ama öyle bir kural duymadım.
0
dnzbrs
(30.06.21)
Aşıdan sonra bir süre alkol tavsiye edilmiyor. Eğer konserde alkol kullanacaksanız sorun olabilir.
0
mg3929
(30.06.21)
valla ben aşıyı dün sabah oldum. dün hafif kol ağrısı (belli belirsiz) dışında hiçbir şikayetim yoktu. bugün kamyon çarpmış gibiyim. belim tutuldu, dik duramıyorum. uykulu ve halsizim sürekli. bununla birlikte çok sağlıksız olduğumu, normalde de yanımda çekirdek çitlense hastanelik olduğumu belirteyim. bazı kişiler hiç sorun yaşamadan atlatabiliyor.

bünyenize güveniyorsanız risk alabilirsiniz ama ben aşıdan hemen sonra gitmeyi tercih etmezdim sanırım, bu halde herhangi bir aktiviteden keyif almak pek mümkün gelmiyor bana.
0
der meister
(30.06.21)
Birkaç hafta önce Pazartesi günü ise gittim spor yaptim, salı günü sabahtan spor yaptım sonra isim erken bitti yakınlarda hastane vardı saat 5 gibi, dedim aşı mi olsam acaba, hemen o dakikada randevu vardı. Gittim asi oldum eve geldim biraz kolum ve basım ağrısı ağrı kesici aldım. Uyudum ertesi gün ise ve spora gittim. Şu an ne zaman asi olduğumu dahi hatırlamıyorum.
0
sanguine
(30.06.21)
(9)

biontech aşısı sonrasında benzer problemleri yaşayan oldu mu?

sftsft
dün, biontech aşısının 1. dozunu oldum.aşı olduktan kısa süre sonra halsizlik baş göstermeye başladı.eve geldikten sonra biraz yatarak dinlendim.ardından orta yoğunlukta ateş, soğuk soğuk terleme, vücudun çeşitli yerlerinde batmalar vs baş göstermeye başladı.normalde sabah 8'de uyanırken, 4.30'da uy
dün, biontech aşısının 1. dozunu oldum.

aşı olduktan kısa süre sonra halsizlik baş göstermeye başladı.

eve geldikten sonra biraz yatarak dinlendim.

ardından orta yoğunlukta ateş, soğuk soğuk terleme, vücudun çeşitli yerlerinde batmalar vs baş göstermeye başladı.

normalde sabah 8'de uyanırken, 4.30'da uyandım.

bugün 2. gün ve tüm problemler devam ediyor.

kalp bölgemde biraz ağrı var ama bunun kalpten ziyade kas ağrısı olabileceğini de düşünüyorum.

bu ve buna benzer problemler yaşayan oldu mu?

aşı sonrası bu tip problemlerle karşılaşmak neyin göstergesi olabilir?
0
sftsft
(29.06.21)
Aşının ertesi günü baş ve boğaz ağrısı yaşadım, 3-4 gün de kalp ağrısı ara ara oldu. Hepsi geçti ama nedenini bilmiyorum
0
kendi helvasını kavuran zombi
(29.06.21)
geçmiş olsun. ben iki saat önce oldum, şimdilik hiçbir şey yok. saydıklarınız bildiğim kadarıyla sık görülen yan etkiler arasında. kötüleşirseniz ihmal etmeyin tabii ama ilk günlerde kırgınlık, yorgunluk, ağrı vb. endişe yaratacak bir durum değil diye biliyorum.

ben açıkçası o zamana kadar ölmemiş olursam ikinci dozdan bir süre sonra her ihtimale karşı kardiyolojiye görünmek niyetindeyim.
0
der meister
(29.06.21)
Aşıyı olmadan önde yan etkileri okuduysanız ondan da olabilir.
0
materyalist imam
(29.06.21)
Asi olduktan 2 gun sonra gogsum yanmaya ve agrimaya basladi boyle hafiften kalbime dogru. Su an cok azalmis durumda ama hala var. Su anki psikolojik de olabilir bilmiyorum biraz telas yaptim. Ama acile gittigimde hicbir sey cikmadi.
0
tabii lan manyak mısın
(29.06.21)
@materyalist imam;

hayır hocam, aşıdan önce hiçbir yan etkiden haberim yoktu. yukarıda saydıklarım somut olarak vücudumda olan şeyler, psikolojik olma ihtimali sıfır.
0
🌸sftsft
(29.06.21)
ben olduktan 10 dakika sonra baş dönmesi mide bulantısı ve terleme yaşadım. hastaneyi terk etmemiştim henüz, söyledim şurada biraz dinlenin daha kötü olursanız söyleyin dediler. 15 dakika sonra geçti, yürüyerek eve geldim. 45 saat oldu olalı, herhangi bir sorun yok. dün kolum ağrıyordu biraz, bugün o da yok.
0
Jux
(29.06.21)
12 saat sonra bir kalp atis hizlanmasi, darlanma, hafif agri yasadim. Baska bir sorun olmadi.
0
nax
(29.06.21)
Aşı olunan kolun ağırıması ve üzerine yatamama harici bir şey olmadı bende.
0
austra
(29.06.21)
aşı olduğum gün kol ağrısı ve sol bacağımda kasma oldu. o gün erkenden uykum geldi. birkaç saatlik uykudan sonra sabah kadar gözümü kırpmadım. ertesi gün de kolda bir miktar ağrı oldu sonra bişey kalmadı.
0
naksidil
(29.06.21)
(10)

5 liraya makale yazar mıydınız?

messina123
aylık 150 makale için 750 lira veriyorlar ve min istenen kelime 300. futbol konusunda olduğu için heves ettim ancak resmen amelelik gibi gözüktü gözüme. sizce de öyle değil mi?
aylık 150 makale için 750 lira veriyorlar ve min istenen kelime 300. futbol konusunda olduğu için heves ettim ancak resmen amelelik gibi gözüktü gözüme. sizce de öyle değil mi?
0
messina123
(28.06.21)
öyle. akmasa da damlasın diyecek bir durumda değilseniz yapmayın.
0
amugochi
(28.06.21)
Tabii ki amelelik.

İngilizce biliyorsanız yurtdışı sitelerde daha iyisini bulursunuz.
0
chicha_v2
(28.06.21)
Yayınlandığı ve görünür olduğunuz için bence olabilir. Yani ben ücrete bakmadan kabul ederdim. 300-400 kelime arası yazarsınız. Çok da uzun değil. Yine de siz bilirsiniz tabii..
0
Corpsebridee
(28.06.21)
300 kelime en fazla 15 dakikanızı alır eğer yazım kurallarına çok dikkat etmeniz gerekmiyorsa. Bu da saatlik 20 lira günlük 160 lira aylık 4160 tl maaş alan kişiyle aynı maaş/zaman oranına tekabül eder.
0
neysene
(28.06.21)
Görünür olacaksanız, isminiz bir yerlerde gececekse mantıklı.
0
westblack
(28.06.21)
300 kelime 15 dakikanizi alir denmis ama makine olmadiginiz icin muhtemelen icerik bulmak, ne yazacaginizi dusunmek, hatalarinizi duzeltmek vb. gibi islemler sebebiyle daha fazla ugrasmaniz gerekir.

bence fiyat tamamen sacmalik, ben olsam direkt dalga mi geciyorsunuz diye sorardim. paraya cok ihtiyaciniz varsa veya ne bileyim "su an bos oturuyorum, hic degilse uc kurus para gecsin elime" diyorsaniz siz bilirsiniz ama ben de futbol hastasi ve bu tarz islerle ugrasan birisi olarak boyle bir teklifi ciddiye dahi almazdim. pazarda su satsam daha verimli olur.
0
der meister
(28.06.21)
Aylık 150 makale demek günlük 5 demek değil mi? 300'er kelimelik 5 ayrı makale yazacağım günde ve elime 25 lira geçecek.
Mazotuma yetmez o para.
0
ryhmer
(28.06.21)
Yapılmaz emeğe yazık
0
somethinginthewayshemoves
(28.06.21)
bionluk ya da r10.net de falan profil oluştursan her türlü daha iyi kazanırsın. çok az.
0
mrtkp1234
(28.06.21)
100 kelimesi 2 lira normalde. süresine ve miktarına bağlı olarak 100 kelimesi 50 kuruşa bile bulmak mümkün.
evet amelelik ama zaten kimse sizden ssci makalesi beklemiyor. çok niş çok kalite çalışanların 100 kelime / 15 tl den falan çalıştığını biliyorum.
0
Whily
(28.06.21)
(6)

Kalp atış hızı

mabl
Kalp ritmim her zaman 100ün üzerinde. Genelde 110-130 arasında.Yaşım 38, kilom 95, boyum 1,74Fazla kilolarımın hemen hemen tamamı göbek bölgesinde, bira göbeği gibi.Egzersiz yapmıyorum, masabaşı çalışıyorum.Kalp ritmimin hep 110 üzerinde olması normal mi?
Kalp ritmim her zaman 100ün üzerinde. Genelde 110-130 arasında.

Yaşım 38, kilom 95, boyum 1,74
Fazla kilolarımın hemen hemen tamamı göbek bölgesinde, bira göbeği gibi.

Egzersiz yapmıyorum, masabaşı çalışıyorum.

Kalp ritmimin hep 110 üzerinde olması normal mi?
0
mabl
(28.06.21)
Olur gidersin abi emin misin oyle olduguna? Dandik miband ile falan olcmuyorsun degil mi?
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(28.06.21)
hocam hep 110 üstünde olması büyük sıkıntı yaratır uzun vadede. hiç normal değil 38 yaşındaki birisi için. kalbin oturduğunuz yerde dakikada 110 kez atması kapasitenin şu an bayağı zayıf olduğunu gösterir. farklı durumlara bağlı olarak kalp atış hızı artıp azalabilir tabii ama genelgeçer bir örnek olması açısından,

i.pinimg.com

sizin şu an ortalama olmanız için bile 71-75'e inmesi lazım onun. dakikada 110 demek kalbin "ben kan pompalayamıyorum, o yüzden sağlıklı bir kalbin tek atımda yaptığı iş için iki kat çalışmam gerekiyor" demesi anlamına geliyor. mümkünse kilo verin ve egzersiz yapmaya çalışın. düzenli olarak yürümek bile fayda sağlayacaktır. benim şu an karıştırdığım haltlar yüzünden arada durduk yere 110-120'ye çıkıyor ve bayılacak gibi oluyorum, fiziksel aktivite yokken kalp atışının 110 olması iyi değil genç birisi için.

ha bunun yanında palve'nin dediği de önemli evet, neyle ölçtüğünüze bakmak lazım. bazı cihazlar pek güvenilir olmuyor, gerçekte 65'se 100 gösterebiliyor.
0
der meister
(28.06.21)
acil kardiyoloji.
0
andlee
(28.06.21)
kardiyoloji +1
ardından kalbi güçlendirici egzersizler, besinler, stresten uzaklaşma ve doktor uygun görürse yavaş yavaş kardiyovasküler egzersizlere dönme (koşu, bisiklet, yüzme).

ben böyle yaparak dinlenme kalp atışımı 55lere düşürmüştüm.
0
tey tey
(28.06.21)
Samsung Note ile ölçüyorum, ama elle sayınca da aynı çıkıyor.

Bu yıllardır böyle. Yeni bişey değil ki.
Arada gidiyorum kardiyolojiye VSD için, EKG, EKO falan bakıyolar, hiçbir doktor şimdiye kadar bunla ilgili yorum yapmadı.
Doktorlar şikayet etmediğim bi konuda yorum yapmıyor olabilir mi?
0
🌸mabl
(28.06.21)
Doktora söylerseniz Holter EKG önerebilir. Gün boyunca EKG kaydediliyor. Daha doğru değerler o zaman ortaya çıkar.
0
dissendium
(28.06.21)
(11)

Şekeri bırakanlar?

nefertarii
Nasıl başardınız? En fazla yapabildiğim çay ve kahveden kesmek, abur cuburu azalttım ama hala kahvaltıda ekmek (çavdarlı) bal/kaymak yiyorum. Nasıl kesebilirim ya belli bir metod var mı? Dikkat etmem gereken bir şey filan?
Nasıl başardınız? En fazla yapabildiğim çay ve kahveden kesmek, abur cuburu azalttım ama hala kahvaltıda ekmek (çavdarlı) bal/kaymak yiyorum. Nasıl kesebilirim ya belli bir metod var mı? Dikkat etmem gereken bir şey filan?
0
nefertarii
(27.06.21)
tamamen kesmesi çok zor ya şu vakitte. her yer şeker çünkü. almazsan o kadar tüketmezsin ama en basit olarak. bal alma yani eve. ne bileyim çok sevdiğin bir sosun içinde şeker var diye o sosu almayı bırakırsan hayat eziyet olur.

edit: öyle kısa dönem gaza gelip denemişliğim var da olmadı hiç uzun süreli. çevremde 1-2 kişiye denk geldim hiç şeker tüketmeyen. pek normal tipler değillerdi.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(27.06.21)
ben şak diye kesiyorum, bugüne kadar sadece bir kere 1-2 gün baş ağrım oldu.
onun dışında tuhaf bir şekilde zorluk çekmedim, çekenler oluyormuş.

şekeri azaltmak şekeri bırakmaya yardım etmiyor çünkü şekeri yedikçe yemek istiyorsunuz.
o yüzden en iyisi tamamen kesmek.
yemeyeceğim diyecek ve yemeyeceksiniz.

illa ekmek istiyorsanız, yumuşak geçiş olması açısından mesela çavdar ekmeği dışında protein ekmeği yiyebilirsiniz.

ama bal kaymak yerine bir şey koyamazsınız, yemeyeceksiniz.
abur cuburu, balı kaymağı aynı anda keserseniz, birkaç gün zorluk çekersiniz en fazla.
insan ilk günden bile hafiflik hissediyor.
kilo olarak olmasa da, tuhaf bir rahatlama veriyor.

kilo sorununuz yoksa, abartmadan meyve yiyebilirsiniz mesela.
aslında şeker açısından vücuda etkisi çok farklı değil maalesef ama en azından vitamin mineral vb. açısından daha faydalı.
yine de ekşi meyve ve "berry" türü olanlar daha iyi.
0
blatta hiberna
(27.06.21)
Şekeri birden değil, azaltarak keserseniz daha çok istikrar sağlarsınız. Aynısı karbonhidrat için de geçerli. Vücudunuzun yavaş yavaş alışmasını beklemelisiniz. Bir de illa tüketecekseniz sabah tüketmeye özen gösterin.
0
ruhen hastayim ben
(27.06.21)
İnsülin direncini kırıp sonra kesmek daha yapılabilir olur. Bir süre if yapıp kırabilirsin, sonrasında yemediğin zamanlarda zaten kriz haline gelmiyor.
0
Jux
(27.06.21)
şekeri bu kadar sıfırlamak zorunda değilsin. kahvaltıda bir iki kaşık bal, arada bir, bir dilim ekmek yemende sorun yok.

ben kahve ve çayda sıfırladım, gazlı-gazsız şekerli içecekler hiç yok zaten içemiyorum artık, makarnayı belki 15 günde bir, ekmeği de tam buğday ekmeği şeklinde haftada 3-4 dilim kadara düşürdüm. bu süreçte arada bir kahvenin yanında bir iki parça bitter çikolata yediğim oluyor. yani önemli olan miktarı ciddi oranda azaltmak bunu bir zehir gibi sıfıra çekerek kendine işkence etmene gerek yok.
0
orpheus
(27.06.21)
acikcasi soyle bir seyden dolayi istiyorum ayriyeten onu da paylasirsaniz sevinirim.

konsantrasyona etkisi ne oldu siz sekeri birakinca? enerjinizde? birakma istegim tamamen bunla alakali. herkes zipkin gibi oldum, aklimi daha iyi topluyorum filan da diyor okudugum kadariyla.
0
🌸nefertarii
(27.06.21)
dediğiniz sebeplerle ilgiliyse orpheus'un verdiği örnekteki gibi devam edebilirsiniz bence de.

bahsettiğiniz zihin berraklığını ve enerji artmasını ben de çok yaşadım.
o açıdan da tavsiye ederim.
0
blatta hiberna
(27.06.21)
çelik gibi iradeniz yoksa en güvenilir ve geçerli yol karbonhidratı mümkün olduğunca azaltmak olacaktır. basitçe özetlemek gerekirse glisemik indeksi yüksek gıdalar olan hain karbonhidratlar kan şekerini ve insülin hormonunu çok fazla oynatıyor. karb ağırlıklı beslenirken şeker bağımlılığını kırmak çok ama çok zor çünkü vücut bu oynaklık/çabuk değişiklik sebebiyle sürekli yenisini talep ediyor.

şeker bağımlılığımın boyutunu anlamanız için söylüyorum: boyum 178, 20 yaşına kadar aktif spor yapan ve tartıya çıkma ihtiyacı duymamış biriydim. şu an 27 yaşındayım ve maksimum 115 kiloyu gördüm. bu süreçte elime aldığım eklemlerin, döktüğüm ve kırdığım dişlerin, yaşadığım sağlık sorunlarının haddi hesabı yok. üç kuruşluk iq'mun da yarısını kaybettim bu süreçte. SİGARAYI BIRAKTIM ama akşam çayın yanında kek-gofret yoksa dünyam başıma yıkılırdı. sağlıklı yaşama, kilo verme, biraz kendimi toparlama çabalarımın tamamı şeker bağımlılığı yüzünden sonuçsuz kaldı çünkü az yemek yemeyi asla sorun etmiyordum ama kolasız, keksiz, çikolatasız hayat düşünemiyordum. kendimi çok zorlayıp 2-3 gün dayanmaya çalıştığımda sigaradakinden daha beter yan etkiler yaşadım, mental olarak perişan oldum.

benim çözümüm (şimdilik) doktorun "kan şekerinde sorun var, dahiliyeye görün, şeker hastası olabilirsin" demesiyle ketojenik diyete başlamak oldu. ara sıra canım hala çekiyor ama "yersen kolunu bacağını kesecekler, kör olacaksın" diye düşününce aslında mental anlamda bloklayabilmeyi başarıyorum, yani iyi ve sağlıklı yaşamak için şekerden uzak durma fikrini içselleştirmeyi başardım çünkü benim için artık "şekersizlik" kavramının karşısında "renksiz, keyifsiz" hayat değil de "hayatta kalmak" var. o açıdan beni durduran şey "yersen ölürsün" düşüncesi. bilmiyorum belki sağlıklı bir psikoloji değil ama işimi görüyor.

keto bence aşırı yorucu ve disiplin isteyen, sürdürülebilirliği de şüpheli bir beslenme tarzı. belli bir sürenin üzerine çıkabilmek için terminatör olmak lazım. o yüzden benim gibi çok ciddi bir sorununuz yoksa direkt ketoya uçmak yerine karbonhidratları azaltmayı deneyebilirsiniz. internetten araştırın nelerde karb olduğunu (çünkü sağlıklı ve sık tüketmemiz önerilen gıdalarda bile olabiliyor). sanırım söylemeye gerek yoktur, ambalajlı gıdalardan vs. uzak durun. onlar zaten karb/şeker deposu. tabii sadece kesmek yetmez, yerine mümkünse protein ve sağlıklı yağlar (zeytinyağı, hakiki tereyağı, belki kuruyemiş vs) koymaya çalışın abartmamak kaydıyla (kalorileri yüksek çünkü). aksi takdirde daha bile kötü olursunuz çünkü vücut bu sefer de "karb nerde it" diye huzursuzlanmaya başlar, yerine besleyici bir şeyler koymak lazım ki çok mızmızlanmasın :)

***

ben bu şekilde neredeyse hiç şeker istemiyorum diyebilirim. sadece psikolojik olarak zaman zaman "bu maçın yanında çayla kek iyi giderdi" gibi düşünceler geliyor arada ama onlar bile çok zayıf.

etkilerine gelecek olursak bende pek bir şey değişmedi açıkçası, hala salağım ama enerjim bir tık arttı gibi. uzun vadede vücudunuz için çok ama çok hayırlı bir iş yaptığınız kesin, o açıdan kısa süreli kazanımları çok da kafaya takmayın derim.
0
der meister
(27.06.21)
çikolatayı çok seven biri olarak azaltarak kesmek işe yaramadı bende. birden bire ilave şeker içeren paketli her şeyi yemeyi kestim. en basitinden içtiğim bir küçük çikolatalı sütün içinde bile 16 gram şeker olduğunu görünce, daha önceki beslenme düzenimde ne kadar ilave şeker tükettiğime üzüldüm. alışverişte abur cubur reyonunu pas geçiyorum artık, eve almadığım için yemiyorum. hiç satın almazsanız, canınız isteyince elinizin altında olmaz ve yemezsiniz. zamanla şekerli şeyler yeme isteği azalıyor.
0
anthemis nobilis
(27.06.21)
ben de birden sıfırlayanlardanım. 8-9 sene evvel çaya kahveye şeker atmayı bıraktım. ilk başlarda içemeyince yanında çokça tatlı çikolata gofret yiyerek bastırmaya çalıştım. baktım olmuyor onları da kaldırdım. sonra bi ara çaydan falan vazgeçtim. e öyle de olmayınca açık, limonlu falan derken alıştım. pandemide de çokça tatlı yaparak yedim (evet kahretsin elim bi haylı lezzetli) hayatımda gördüğüm en yüksek kiloyu tartıda görünce hepsinden vazgeçtim. hiç biri sağlığımdan önemli değil çünkü. son 15 gündür tatlı namına yediğim tek şey sade türk kahvesinin yanında 2 tane hurmanın içine bıçak ucuyla konulmuş fıstık ezmesi. isteyince oluyor. yeter ki ihtiyacınız olmadığına inanın. ve evdeki, işteki abur cubur çekmecesine bişey almayın, teklif edildiğinde geri çevirin.
0
dedim ben sana
(27.06.21)
realist ve doğrularla yaşayan, iç disiplini olan biriysen başarırsın. bunun yanında şekersiz hayat derken de sadece rafine şekerse kolay onun dışında zilyon tane üründe şeker var ve beslenme çerçevesini iyi bilmek lazım.

patates, ekmek, pirinç, makarna bunlar basit şekerdir. hatta salça içine bile şeker katılıyor. süt de cabası... cheat day ile dengeyi rahat şekilde kurabilirsiniz.

bunun yanında zararlarını öğrenince , bünyenize saygınız varsa da bırakılabilir diye düşünüyorum.
0
evimin paspasi
(27.06.21)
(18)

Uğruna çabaladığınız hayaliniz ne?

pasifik beyaz surmeli yunus
Uğruna çabaladığınız hayaliniz ne? o hayalinize ulaşabilmek için ne yapıyorsunuz? motivasyonunuz nasıl?
Uğruna çabaladığınız hayaliniz ne? o hayalinize ulaşabilmek için ne yapıyorsunuz? motivasyonunuz nasıl?
0
pasifik beyaz surmeli yunus
(27.06.21)
ABD'de yaşamak. Her yıl Green Card'a başvuruyorum. Başka da bi çabam yok :) olmasa da olur yani. Biraz akışına bırakmak lazım. Hayata çok fazla anlam yüklememeyi tercih ediyorum.
0
himmet dayi
(27.06.21)
eu vatandaşı eş bulmak, sık sık türkiyedeki expatlarla yazışıyorum :p
0
9kuyruklukedi
(27.06.21)
En büyük kişisel hayalim AB vatandaşı olup Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanmak. Artık Türkiye mi AB'ye girer (zor), ben mi bireysel olarak bunu başarırım onu bilemiyorum. AB'yi ve seçimleri çok seven biri olarak kişisel hayalim bu :d
0
nundu
(27.06.21)
Basimda hasir sapka, hamakta yatiyorum, elimde kokteyl. Dalga sesi.
0
divit
(27.06.21)
Mutlu bi aile hayatı
0
msb
(27.06.21)
hayatımı yaşayacak kadar pasif gelirim olması. şimdilik herhangi bir şey yapmıyorum tüm motivasyonumu pandemiyle birlikte kaybettim. 2 sene sonra bunun için çabalarım ve girişimlerim olacak, kendimi önden hazırlamaya çalışıyorum. eğer başaramazsam da tası tarağı toplayıp yurt dışına gitme gibi bir planım var. fransa, ingiltere, almanya seçenekler arasında.
0
golgi aygıtı
(27.06.21)
Mortgage gibi zorunlu ve büyük masrafları en kısa sürede halledip çalışma süremi mümkün olduğunca azaltmak. Bir süredir haftada 4 gün çalışıyorum. Böyle bir kafa rahatlığı yok. Üzerine AB vatandaşlığını (en az 2 senesi var) ve ödemesi bitmiş mortgage'ı (7-10 sene) katınca gelecek kafa rahatlığını tahmin edemiyorum.
0
bruce mclaren
(27.06.21)
Yakın zamana kadar çok para kazanmaktı, artık o kadar da ön planda değil.

Hayalim mutlu olmak, mutlu etmek. Bu kadar.
0
hayirsiz
(27.06.21)
Saglikli olmak ve genel olarak saglimin kontrolunde olmak.
0
hot potato
(27.06.21)
Spesifik bir hayalim yok. Mutlu ve huzurlu olayım yeterli.
0
jazzabel
(27.06.21)
Yok... Şunu yapmak istiyorum, şunu yaşamadan ölmek istemiyorum dediğim hiçbir şey yok. Amaçsızca yaşıyorum, içimden gelerek yaptığım, severek isteyerek yaptığım herhangi bir eylem yok.
0
hayalhayal
(27.06.21)
öncelikle sağlıklı, sonrasında fit bir vücuda sahip olmak. tabii bunları yapabilecek zaman ve maddi imkan da lazım.

onun dışında çocukluğumdan beri (siyasi sebeplerden bağımsız olarak) yurtdışında yaşama hayalim var. farklı bir kültürün içinde olmak, bir "yabancı" olarak yeni bir şeye adapte olmak, aksaray'da "nasılsın abijim" diyen zenciler gibi yerlilerin benimseyeceği birine dönüşebilmek fikri çok hoşuma gidiyor jdfkd. neblim rusya'da yaşasam mesela, akşam eve gelirken pelmeni ve smetana alsam, kapıda sveta teyze "bu esmer oğlan da nerden geldi aq rusçası da bozuk ben bunun tipini skim" der gibi baksa ama ben lokum götürünce beni sevse falan böyle antin kuntin farklı şeyler. ülke ve kişiler değişebilir. yabancı ve farklı bir ortamda olma ve fakta sonrasında orayı benimseyebilme fikri hoşuma gidiyor.

bi de sevdiğim bir iş ve fazla çalışmamak istiyorum. çalışmak bence erdem falan değil, bu fakirler için uydurulmuş bir şey. hem kendimize hem de topluma faydalı olmak için elimizin iş tutması gerek, öyle camış gibi yatmayalım tabii ki ama bireysel ve spesifik hedefleri olan yazar, sporcu vb. kişiler haricinde (kısacası kendisi için çalışanlar) "fazla çalışmak" bence çok üzücü bir şey. senede iki haftacık tatili üç yerine beş yıldızlı otelde yapabilmek için fazla mesai istemiyorum ben mesela. gerçi böyle diyorum da ne tatili, aç karnımızı doyuramıyoruz.

kısacası ben 30-35 yaşına geldiğimde sağlıklı beslenen, sporcu vücuduna sahip, çok sevdiği bir iş yapan, adı türkiye olmayan bir ülkede yaşayan ve yarını düşünmek zorunda kalmayacak kadar para kazanan (eu standartlarında 3 bin euro iyidir mesela çok büyük paralardan söz etmiyorum) birisi olmak istiyorum. bu kadarı yeter. hayal kurmanın sonu yok çünkü. onu istiyorum, bunu istiyorum diye çarktaki hamster gibi kafayı yer insan. bazen kafayı boşa almak lazım.
0
der meister
(27.06.21)
hayalimin ne oldugunu bulmak icin neler vermezdim.beni mutlu edecek, doyuracak. ben bunun peşindeyim.
0
tunaktunaktun
(27.06.21)
Sanatçı olmak. Hikaye kitabı ve şiir kitabı yazmak, kısa filmler çekmek.
Yazdığım, yönettiğim ve müziklerini yaptığım filmimi yayınlamak.(yazma kısmı bitti müzik kısmı üzerinde çalışıyorum.)

Bu hayallerimden dolayı asıl mesleğim olan öğretmenliği bırakmayı bile düşünüyorum.
Her zaman müzikle, resimle, sinemayla ilgilenmeyi sevmiştim ama bir türlü imkanım olmamıştı. Öğretmenliğin tek faydası sevdiğim şeyleri yapabilmem için sınırlı da olsa bir alım gücüne sahip olmamı sağladı.
Gerçekten artık yaşadığımı hissediyorum ve bu fikirler sayesinde hayatımın hiçbir döneminde olmadığım kadar mutluyum.

Umarım tüm hayallerimi gerçekleştirebilirim.
0
kendi dugunune gitmeyen kamber
(27.06.21)
Of ben de yurt dışında refah bir ülkede yaşamak istiyorum ama çok zor.
0
Hallegadola
(28.06.21)
Para problemini cozmek ve mumkun oldugunca sicak bir yerde ve su kenarinda yasamak. Cocuklugum denizin icinde gecti ama son 5 senedir deniz yuzu gormedim, kardan soguktan biktim yaw.
0
cooperr
(28.06.21)
Beni seven biriyle hayallerimi ve tabi ki onun hayallerini paylaşmak ve yaşlanmak. Geçen haftaya kadar bununla ilgili sosyalleşmek, ilk adımı atmak gibi şeyler yapıyordum ama hepsi fail olunca şuan motivasyonum sıfır :D Akışına bıraktım.
0
kismisolungac
(29.06.21)
1-pilot oluyorum
2-ulkedeki b elirledigim onemli bir koltuga oturuyorum.
Bu iş bitmiştir.

Hayalim için ne yapiyorum? Her gün eziyet çekiyor ve ağzıma sicmalarina izin veriyorum
0
karahan01
(07.07.21)
(9)

haftada ikin günde yabancı dil ögrenilir mi?

all girls dream
Belediye almanca a1 kursu açtı haftada iki günmüş. 3 saat dedi görevli ama iki sinıf olacakmış o zaman haftada 3 saat ediyor neyse bu kadar saatte ögrenilir mi? önce bi heveslenmistim ama saat az gelince yetersiz gibi geldi
Belediye almanca a1 kursu açtı haftada iki günmüş. 3 saat dedi görevli ama iki sinıf olacakmış o zaman haftada 3 saat ediyor neyse bu kadar saatte ögrenilir mi? önce bi heveslenmistim ama saat az gelince yetersiz gibi geldi
0
all girls dream
(26.06.21)
Öğrenilir de, ne kadar sürer önemli olan o. Kurs 1 yıl sürecekse güzel bir seviyeye gelinebilir. Güzelden kastım profesyonel seviyede olmasa da 'derdini anlatacak kadar' öğrenmiş olursun.
0
himmet dayi
(26.06.21)
@Himmet dayı

gorevli 1 yıl dedi ama a1 olduğu için çok emin olamadım a1 nasıl 1 sene sürecek orayi çok anlamadim :) haftaya başlıyor netlesir heralde
0
🌸all girls dream
(26.06.21)
haftada iki günde yabancı dil öğrenilmez de kursun amacı zaten temeli vermektir, yoksa haftada 15 saat kurs olsa da belki hızlı aşama kaydedeceksiniz ama kendiniz emek vermezseniz devamı gelmeyecek. araba sürmek gibi düşünün. kursa gidiyorsunuz, eğitmenden ders alıyorsunuz, ehliyet için sınava giriyorsunuz vs. ama sonrasında ehliyete hiç dokunmayıp arabaya binmemek veya istanbul'dan adana'ya gitmek sizin elinizde. bunu yaparken eğitmene ihtiyaç duymuyorsunuz, kendinizi geliştirdiğiniz için mevcut bilgilerinizin ve tecrübenizin üstüne koyarak devam ediyorsunuz.

haftada üç saat bir dilde aşama kaydetmek için az bence ama birincisi hiç yoktan iyidir, ikincisi siz bunun üzerine kendiniz koyabilirsiniz. eğer bir dili iyi öğrenmek istiyorsanız zaten koymanız gerekecek.

belki vardır ama ben hiç c1-c2 dil kursu görmedim mesela... sanırım olsa olsa çeviri veya daha farklı alanlar için kapsamlı kurslar vardır. çünkü genelde b2'den sonra kursa çok gerek olmuyor, ondan sonrası kişinin kendisine kalmış.
0
der meister
(26.06.21)
almanca ingilizceden daha zor bir dildir ve emek ister, kurs dışında da çalışmalar yapmanız gerekir
0
nahtoderfahrung
(26.06.21)
çok iyi olur, çok da güzel olur. tabii ki sadece 3 saatle uzman olmazsınız ama temeli atarsınız. üstüne kendiniz koyarsınız. yarın bir gün goethe'deki kurslara giderken temel kurslara para vermemiş de bir tık bile olsa ileri dereceden kursa kayıt olabilirsiniz. her türlü denemeye ve gitmeye değer yani. güzel bir başlangıç.
0
dnzbrs
(26.06.21)
Kalan günlerde, günde max 10 dk şeklinde tekrar etmen gerek hangi dil olursa olsun. 10 dk aşılmamalı ama atlanmamalı.
0
kaset
(26.06.21)
ileri seviyede öğrenilmez. hobi olarak öğrenilir. ben haftada 10-14 saat arası ispanyolca öğreniyorum ve yavaş geliyor bana
0
aweamadeus
(26.06.21)
Soyle dusun, iyi universitelerin hazirlik kisimlarinda ogrenciler her gun 5-7 saat arasi ingilizce ogreniyor ve 1 senein sonunda anca yarim yamalak ogrenmis oluyorlar.
Git tabi hic yoktan iyidir ama "kurs bana almanca ogretecek" diye bir beklentiye girme.
0
hot potato
(26.06.21)
Goethe Enstitü de haftada 2 gün 3 er saat Almanca görürken gayet yeterliydi.Ödevleri vs anca yetiştiriyorduk zaten.Daha hızlı kurlar da vardı.Bir kuru geçmek 4 ay sirüyordu bu tempoyla.Burada saatten daha önemli olan kursun yani dersin içeriği,öğretenin kalitesi ve hatta sınıftaki diğer öğrencilerin öğrenme arzusu.Siz bu 3 saatte grameri kapıp kalan zamanda kendi kendinizi motive edebilirseniz ve aceleniz de yoksa bence yeterli.
0
arenas
(26.06.21)
(6)

Biontech aşısının yeterli testleri yapılmadı mı? Yaş, genetik rahatsızlık?

winston insani
MerhabalarAlmanyada yaşayan eniştem bugün türkiyeye geliyor. Aslında kendisi "aşı karşıtı" biri değil ama bu covid aşılarının yeterince testlerinin yapılmadığını, almanyadaki bazı durumlar nedeniyle kendisine ve çocuklarına aşı yaptırmadığını, uzun vadede size etkilerinin olabileceğini, benim (30 ya
Merhabalar

Almanyada yaşayan eniştem bugün türkiyeye geliyor. Aslında kendisi "aşı karşıtı" biri değil ama bu covid aşılarının yeterince testlerinin yapılmadığını, almanyadaki bazı durumlar nedeniyle kendisine ve çocuklarına aşı yaptırmadığını, uzun vadede size etkilerinin olabileceğini, benim (30 yaş grubu) zaten riskli grupta olmadığımı ve yaptırmam gerekmediğini, ayrıca bu aşılardan bazı insanların genetik rahatsızlıklara sahip olduklarını söyledi.

Bunlar ne kadar doğru? Yani ben mesela üniversitelerin veya araştırma gruplarının bilimsel makaleleri dışındaki bilgilere inanmıyorum.
0
winston insani
(24.06.21)
almanya ve eniste keywordleri az cok fikir veriyor. yuzmilyonlarca kisiye yapildi bu asilar. milyonda 1 kiside yan etkileri oldugu, gelecekteki yan etkilerinin ne olacaginin bilinememesi zaten herkesin bildigi seyler. asi karsiti olmak sacmak. olmasa ne olacak her gun daha hizli bulasan yeni bir varyant cikiyor. omur boyu evde hapis yada hastane koselerinde surunmek mi istiyor.
0
buenosdias
(24.06.21)
yeni bir aşıdan çekinmeyi anlıyorum elbette ama bu konuda kafanızı karıştıran kişinin "almanya'dan gelen enişte" olmasını tuhaf buldum açıkçası. yani aşı konusunda onun söylediklerinin ne ağırlığı var ki kafanız karıştı? yok eğer bugüne kadar karışık idiyse neden eniştenizin söyledikleri rahatsız etti?

gerçek şu ki aşıda her zaman risk var ve bunu aşıyı yapanlar da reddetmiyor ama bu hem çok düşük (aşırı düşük) bir ihtimal olarak görülüyor hem de aşı olmamanın doğurabileceği sonuçlar daha ciddi görünüyor. olursunuz olmazsınız, makul bulursunuz bulmazsınız ona bir şey diyemem ama konu hakkındaki tavrınızı bence almanya'dan gelen eniştenin hiç mi hiç etkilememesi lazım.
0
der meister
(24.06.21)
Test yapacak vakitleri olmadi, olsa da zaten anlamiyorsun.
10bin kisiye vurdun iki tanesi kalp krizinden gitti, asidan mi oldu yoksa denk mi geldi bilemezsin.

ilk raporda asidan sonra apandisit olan hastalar vardi, asiyla apandisitin ne alakasi var dimi. Yok ama denk gelmis iste.

Zaten bariz yan etkiler cabuk cikiyor, asilardan biri pihtilasmaya sebep oldugu icin su an kimse onu olmak istemiyor avrupada.
0
divit
(24.06.21)
tipta hicbir sey 100% degil. Operasyonlar/mudaheleler faydali oldugu dusunuldugu icin yapilir, hicbir seyin kesin ise yarayacagi ve yan etki riski olmadigi falan dusunulmez. Faydalar, risklere agir bastigi icin yapilir, bu asi da oyle.

Amcanizin bu mantikla trafige falan da cikmamasi lazim mesela, neticede arac suruculeri her gun patir patir ölüyor.
0
hot potato
(24.06.21)
iki doz aşısını da olan birisi olarak "zaten riskli grupta olmadığımı ve yaptırmam gerekmediği" kısmını çok da haksız bulmuyorum. çevremde de var bu düşünce sonucu aşı olmayanlar.

ben bugüne kadar sayısız aşı olan biri olarak bunu da onlardan birisi olarak gördüm ve oldum aşıyı.
0
sabenburak
(24.06.21)
bir tane yazar sozlukte ilgili basliga yazmisti. mrna'li asilarin yan etkileri bilinmiyor ama ilerde kadınlarda rahim ile ilgili sikintilar ve adet duzensizlikleri olacagini soylemisti. durumun soyle de bir gercegi var, aşı karşıtı olarak algılanmasın ama ilk aşı olanlar aynı zamanda kobay oldular. ben de Türk aşısını bekliyorum mesela.
0
evimin paspasi
(24.06.21)
(14)

Aşı hakkı gelip olmakta kararsız olan var mı?

Bartebly
varsa sebepleriniz ne?biraz daha beklemek kötü mü?
varsa sebepleriniz ne?

biraz daha beklemek kötü mü?
0
Bartebly
(23.06.21)
Okuduğum tüm yabancı kaynaklar sonrasında, şu ana kadar olan aşı geçmişine de baktığımda endişe edilecek bir şey olmadığını gördüm. Bununla birlikte, aşı olarak toplum bağışıklığı kazanılmasına fayda sağlanmış oluyor. Beklemenin çok anlamı yok özetle, aksi halde mevcut aşılar da etkisini yitirebilir görünüyor (karamsar bakan doktor yorumları bu yönde).
0
lcha
(23.06.21)
Hicbir sebep yok. Olun lutfen.
0
invictae
(23.06.21)
ben varım. hakkım olduğuna dair mesajı az önce aldım hatta.

kesinlikle aşı karşıtı falan değilim ama çok sağlıksız yaşadığım ve zaten dokunsan devrilecek bir halde olduğum için aşıyı olunca küt diye kalpten gitmekten çok korkuyorum. nitekim dedem kalp krizi, kuzenimin arkadaşı (yaşı 30 bile yoktur) felç geçirdi aşıdan kısa süre sonra. yakınımda böyle iki örneği bizzat görünce çok korktum. aşıların genel olarak güvenilirliğinden yana elbette ki endişem yok ama işte ben o az sayıdaki talihsiz insandan biri olmaktan bayağı korkuyorum en başta sağlık durumum dolayısıyla. ha öte yandan baktığında aslında aşıyı ilk benim vurulmam lazım çünkü covid-19'a yakalansam çok yüksek ve en iyi ihtimalle hastanelik olurdum. gerekenden iki saat az uyusam hasta oluyorum, bu bağışıklıkla yere çalardı beni valla govik.

tüm bunları yazdım ama olacağım ben yine de önümüzdeki hafta. "bilim insanları diyorsa vardır bir bildikleri" diyorum, artık milyonda bir görülen bir yan etki ya da komplikasyonla öleceksem de ne diyeyim sonsuza kadar yaşamayacağız sonuçta bir şekilde hepimiz öyle veya böyle gidiyoruz jdkfkl

son olarak şunu da ekleyeyim: bizim gibi, aktif bir aşı karşıtlığı propagandası yürütmeyip yalnızca kişisel endişeleri olan insanlara gerizekalıymışız gibi davranan kitleden nefret ediyorum. gerçek şu ki aşılar hakkında siz de hiçbir şey bilmiyorsunuz, biz de hiçbir şey bilmiyoruz. bu bizim uzmanlık alanımız veya işimiz değil. düne kadar sağlıklı diye az yağlı, şeker deposu "light" ürünleri kapış kapış alıyordu millet, kimse de çıkıp bunun zararlı olduğunu söylemiyordu. ben şahsen bu aşıyı geliştiren bilim insanlarına güvenme taraftarıyım ve bu yüzden aşı olacağım ama bundan korkan insanlara da "SİZ GERİZEKALISINIZ SOYUNUZ KURUSUN İNŞALLAH" tavrını aşırı çirkince ve saçma buluyorum. sanki kendi geliştirdi aşıyı. eleştirilebilecek ve nefret edilebilecek tek kitle bence herhangi bir yetkinliği olmadığı halde deli gibi aşı karşıtlığı yapanlar.
0
der meister
(23.06.21)
ben ilac almadan atlattim bu hastaligi. devlet dairelerine giris yasaklanmadigi surece olmayacagim. boyle bir yasagin da gelecegini sanmiyorum. ama anne ve babaya yaslarindan dolayi yaptirdim. ben duzenli c vitamini alip, spor yapiyorum, asiya ihtiyacim yok ve daha once gecirdim.

lakin faz 3 bitip, asi nihai olarak cikarsa, degerlendirme yapicam tekrar
0
müptezel dostoyevski
(23.06.21)
@müptezel dostoyevski
Ben de aynı durumdayım. bu sebeple kararsızım.
0
🌸Bartebly
(23.06.21)
olmani gerektirecek bir tane bile durum yok, faz 3 bitene kadar beklemede kalmak en sagliklisi
0
müptezel dostoyevski
(23.06.21)
ben varim emziriyorum risk almak istemiyorum. emzirmiyor olsam ciktigi an gidip asi olurdum ama onu da belirteyim.
0
in vino veritas
(23.06.21)
Faz 3 çalışması bitip sonuçları yayınlanalı yıl olacak, hala faz 3 diyenler var. Çok ilginç geliyor bu bana. COVID'in bıraktığı hasar riski aşının riskinin bayağı üstünde görünüyor şu an. Daha dün COVID geçirenlerde nörolojik hasarların kalıcı olabileceği gösterildi. Dolayısıyla korkulması gereken esasen COVID geçirmek. Herkesin kendi kararı olabilecek bir durum değil malesef bu. Tereddütü olana salak gözüyle bakmıyorum ama bilmiş bilmiş konuşup tamamen yanlış bilgi yayanların kendini "farklı". hissederek, ego tatmini yaptığını düşünüyorum. Bu karakterlerin iflah olmayacağını düşünüyorum. Son iki cümlem bu duyurudaki arkadaşlara değil kesinlikle, zırcahil aşı karşıtlarına, alınma olmasın.
0
evrim halkasi
(23.06.21)
biontech'in etkilerinden 3 yıldan önce emin olamayız diyenler doktorların kendileri. ama sanki hiçbir şey olmayacağından eminlermiş gibi herkese yapılıyor olması beni endişelendiriyor.

bir de biontech aşısını olduktan sonra şu rahatsızlığım oldu, bu sıkıntım oldu gibi şeyleri çok duyuyorum. almanya'da yaşayan akrabam aşı sonrasında kalp ritim bozukluğu yüzünden hastaneye yattı.

bu iki sebepten biontech olmak istemiyordum. şansıma geçen hafta bana aşı hakkı geldiği günün ertesi günü sinovac randevuları açıldı. sinovac olmayı tercih ettim. koruyuculuğunun daha düşük olduğunu söylüyorlar ama vücuduma güvendiğim için pek önemsemedim.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(23.06.21)
Şubat ayında aşı hakkım geldi. Hamileyim, doktorum aşı önermediği için olmadım. Ama olmak çok istiyorum
0
suicides underground
(23.06.21)
Ne manyak insanlar var. Adam aşının etkilerini 3 yıldan önce bilemeyiz yazmış. Sanki covid'in 3 yıl sonraki etkilerini biliyoruz anasını satayım. Hastalıktan ölen sayısı 4 milyona dayanmış, kuzenim aşıdan sonra kalp krizi geçirdi yazmış adam.

Yani hiçbir şekilde insanları öldürdüğüne dair kanıt olmayan aşından korkup 4 milyon kişiyi öldüren hastalıktan nasıl korkmuyorsunuz anlamıyorum.

Olabilidğim gün oldum ilk dozu, ikinci dozu da yakında olucaz inşalla
0
noluyo yaa
(23.06.21)
ben de hiç hasta olmadan geçirdim ama olmamam imkansız zira fellik fellik gezdim, maske takmadım doğru düzgün.

aşı da olmayacağım eğer bir zorunluluk getirilmezse.

ne idüğü belirsiz şeyi olmam. ben ilaç bile içmiyorum Allahâ şükür. anca çok zorda kalırsam.
0
alt4y
(23.06.21)
Aşının faz 3 çalışmaları bitsin öyle olurum diyenler lütfen googla'a biontech phase 3 yazıp neredeyse bir sene önce makalelerde yayımlanan faz 3 çalışma sonuçlarına bakabilirler. Bu faz 3 bitsin muhabbetinin kaynağını inanılmaz merak ediyorum çünkü biteli yıl oldu??

Aşının 3 yıl sonraki etkilerini bilemeyiz diye bir şey yok. bu aşıdaki mRNA zaten kısa süreli bir molekül. Kısa süreli etkisi olursa olur, olmazsa uzun vadede etki göstermesi beklenmiyor. Ama bilimde kesin konuşmak için elinde veri olması gerektiği ve henüz 3 yıl geçtiği için de kesin olarak sonuç yok diyemiyor bilim insanları. Kısacası uzun vadede sorun olma olasılığı yok gibi bir şey.

Aşıdan sonra kalp ritmi bozukluğu oldu yok bu oldu şu oldu vs diyenleri de anlamıyorum. covidi ayakta geçiren birinde bile bir iki ay sonra kalp problemi olabildiği bilinen bir durumken ve aşıdan sonra böyle bir durumun oluşması belkii milyonda bir iken (virüsteki risk çok daha yüksek) hala aşıdan sonra ritm bozukluğu oluyomuş, bu oluyomuş vs demek çok tuhaf geliyor. Yani alooo virüs daha tehlikeli zaten kalp ritm bozukluğundan korkuyosanız.

Kısacası biontech buluyorsanız olun. Ben sinovac oldum sağlık çalışanlarına ilk açtıkları zaman, temmuz ağustos gibi 3. doz için biontech vuracaklar diye umuyorum. Gidip laps diye uzatıcam kolumu vurun dostlar diye.
0
nundu
(23.06.21)
@noluyo yaa +1

Covid'in olası uzun vade etkilerinden daha çok endişe duyuuyorum ve bana bir şey olmayacaksa dahi (oldukça sağlıklıyım, beslenme, spor vs. her şey yolunda) sevdiklerime hastalığı taşıyıp onların rahatsızlanmalarına sebep olmak istemiyorum.

Aşıdan dolayı başıma bir iş geleceğini de düşünmüyorum, çok hassas bir bünye bir dünya kronik hastalığım olsa yine aşıdan önce covid'den korkardım :)
0
chicha_v2
(23.06.21)
(22)

yumurtaya alternatif ne olabilir şeker sınırındaki bir şüşko için?

der meister
"şeker sınırındaki şüşko" kısmına dikkatinizi çekmek isterim. mümkünse glisemik indeksi düşük, proteini bol, hatta bi' de hazırlaması yumurta kadar olmasa bile kolay/fazla vakit almayan gıda(lar) önerebilir misiniz? yumurtayı çok severim ama haftanın yedi günü yemek istemiyorum. öte yandan yemek rep
"şeker sınırındaki şüşko" kısmına dikkatinizi çekmek isterim. mümkünse glisemik indeksi düşük, proteini bol, hatta bi' de hazırlaması yumurta kadar olmasa bile kolay/fazla vakit almayan gıda(lar) önerebilir misiniz?

yumurtayı çok severim ama haftanın yedi günü yemek istemiyorum. öte yandan yemek repertuarım pek geniş olmadığı için öğle saatlerinde saydığım kriterleri karşılayan sağlıklı bir öğün hazırlamakta zorlanıyorum.

hani işte nasıl dört yumurtayı haşlayıp hap niyetine yutabiliyorsak o tarzda çok vakit almayan, temel bi' şeyler arıyorum. var mı böyle ikinci bir mucize besin?
0
der meister
(22.06.21)
Lor.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(22.06.21)
@forvet, hocam "baklava ye kahvaltıda belki daha çabuk geberirsin" desen daha az canım yanardı :(( hiç sevemedim loru acayip tatsız tuzsuz bi şey ama belki baharatla falan gidebilir belki, teşekkür ederim.

@konetsu, kırmızı eti fazla tüketmemem gerekiyor şu an için sağlık durumumdan dolayı. tüketeceğim zaman da akşam yemeğinde yemeye çalışıyorum. bana daha ziyade böyle sağlıklı ve basit kahvaltı lazım. intermittent fasting yapıyor ve karbı elimden geldiğince az tutmaya çalışıyorum. keto benim asla yapabileceğim bir şey değil açıkçası, aşırı zorlar ama ne yiyip içtiğime baktığım için genelde 70-80 gram civarında kalıyor karb zaten.
0
🌸der meister
(22.06.21)
verdiğin cevapla ilgili olarak yazıyorum:
karbonhidrat için 70-80 maalesef çok yüksek, onu tekrar gözden geçir bence.
çok bol yeşil yapraklı sebze, protein olarak da lor tarzı peynirler, yumurta, beyaz/kırmızı et, yoğurt tüketirsen bence dengeyi bulursun.

senin durumun için doğru olan şey aslında omad.
dr. eric berg'ün youtube kanalını yalayıp yutarsan gerisi çok kolay.
0
blatta hiberna
(22.06.21)
@blatta hiberna, eric berg'ü yıllardır takip ediyorum ama keto kısmı bana çok ağır geliyor. günlük 60-70g karb düzenli değil bu arada. ketosise girmemi engelleyecek kadar çok tükettiğim için öyle bir rakam verdim. yani çoğu gün 50'nin altında kalıyor ama ketosise girip de çatır çatır yağ yakacak boşluk vermiyorum fazla. çünkü doğrusunu söylemek gerekirse keto yapmak istemiyorum. bıraktığım an geri şişeceğimi biliyorum ve ömür boyu ketoyla yaşayacak motivasyonum ve disiplinim yok. ben daha ziyade "IF + düşük karb + sağlıklı yağ + bol protein" formülüyle ilerlemeye çalışıyorum. şimdi diyeceksin ki "ulan zaten keto bu" ama işte ben üç gün karb yemeyip bir gün iki patates yesem keto işi bitiyor.
0
🌸der meister
(22.06.21)
ama öbür türlü de o iki gün yemediğin, karb'ı düşük tuttuğun günkü emeklerine yazık.
keto dediğin makarna, pilav, ekmek, patates ve şeker sınırındaysan meyve yememek.
illa guacamoliler falan yapmak zorunda değilsin ki.
türk tipi her zeytinyağlı (barbunya, fasulye pek yememen lazım gerçi) ya da tencere yemeği zaten keto.
o kadar da atla deve değil yani.

herhangi bir protein yanına salata, cacık falan yemek ya da en kötüsü bir tavuk şiş, et şiş yemek (yanındaki iki kaşık bulguru dahil bile etsen olur) yeter, oldu bitti işte.

ekmek diye tutturuyorsan da protein ekmekleri var, ondan ye.
biraz pahalı sayılabilir gerçi ama olacak artık o kadar.
hadi omad yapma, iki öğün ye ama en geç beşte, hadi bilemedin altıda ye.

şeker sınırındaysan zaten patatesi hayatından çıkart düzelene kadar.
bir de çok fazla su iç, o kadar işte.
0
blatta hiberna
(22.06.21)
Polonez'in hindi fümesi güzel. İşlenmiş et ama haftada 1 yemenin çok fazla zararı olmaz herhalde.. Yanına da ceviz veya avokado, peynir zeytin.

Peynirli cevizli/bademli avokadolu yeşillikli kahvaltı salatası olabilir yine.
0
gmzo
(22.06.21)
hah işte bundan söz ediyorum... o yazık olma kısmı benim canımı çok sıkıyor. psikolojik olarak müthiş bunalıyorum ve keyifsiz hissediyorum. sağlıklı olmak için yaşam tarzımda değişiklikler yapmam gerektiğinin farkındayım ki bunu yapıyorum zaten. buna hiç itirazım yok. yani "niye börek yiyemiyorum kardeşim allah allah" şeklinde bir isyanım yok ama haftalar veya aylar boyunca patatese bile el süremeyecek olma fikri delirtiyor beni. "böyle hayat mı yaşanır" diyorum. şimdi mesela bunu aylarca yaptım, her şey çok güzel... sonra birinin doğum gününde bir dilim pasta bile yiyemiyorum. yiyince tekrar ketosise girmek için 3-4 gerekiyor falan. ben bu tarz bir beslenme düzeniyle başarılı olacağımı hiç düşünmüyorum açıkçası. IF ve olabildiğince düşük karb yetmez mi, niye illa keto :(
0
🌸der meister
(22.06.21)
neden illa keto?
çünkü kilo verme sürecini yarıya yarıya azaltır da ondan.
yani iki sene gırtlağına hakim olup sürünüp sürekli üzerinde kilo verme ihtiyacının getirdiği baskıyla yaşayacağına, altı ay temiz bir keto ve if kombosuyla konuyu bağlarsın.

ondan sonra arkadaşının doğum gününde bir dilim pasta yediğinde haldır haldır ketoya girmeye ihtiyaç duyacak bir kilon da olmaz.
istiyorsan haftada 1-2 öğün cheat edersin ve bu seni şeker sınırına getirmez.
çünkü o sıralarda kilonu vermiş, sağlığına kavuşmuş ve otomatikman hareketi artmış bir insan olursun.
kızların ilgisi, "ya şu gömlek de ne güzel durdu üstümde" etkisi derken, zaten kendi kendini kontrol edebilmeye başlarsın.

metabolizman da her anlamda düzeleceği için zaten bünyene bir dilim pastanın edeceği etki de şimdiki gibi olmaz.

bu süreçte insana kendini en güçlü hissettiren şey, en sevdiği şeyi yememeye direnmek oluyor.
2-3 gün açlık hissedeceksin, sonra zaten acıkmıyorsun bile.
sık dişini, gir ketoya.
düşündüğün kadar zor değil.
patatesler kaçmıyor, hayatının sadece birkaç ayı yemeyeceksin, onlar orada duracak.

gerekirse kendine patates hedefi koy, altı ay sonra üç porsiyon patates kızartması yiyeceğin günü düşünerek yaşa.
yani patates aşkını hedefe dönüştürsen bile motive olursun.
0
blatta hiberna
(22.06.21)
şimdi sen böyle yazınca çok mantıklı geldi aslında ya, ben ketoya mafya üyeliği muamelesi yapıyorum resmen, 3-5 ay düzgünce yapıp sağlıklı kilona indikten sonra git yiyorsan yine patates ye allah allah, niye bu kadar dramatize ettiysem.

eric berg hocamın zaten hastasıyım, senden de böyle bir motivasyon gelince şu an bunu denemeye karar verdim. dediğim gibi ben zaten şu an büyük ölçüde keto besleniyorum, sadece ketosise girip girmediğim konusunda bilgim yok, çünkü aktif olarak karbonhidrattan uzak kalmaya gayret ediyorum. o açıdan açıkçası zorlayacak bir şey de yok. yalnızca gerçekten çok sevdiğim canım papateslerime bir süre veda etmem gerekecek jdfdkf.

umarım 3-5 ay sonra buraya daha sağlıklı, daha mutlu, bir ayağı çukurda olmayan birisi olarak gelebilir ve cevaplar için teşekkür edebilirim. şu zamana kadar "amaan gencim daha hallederim" diye ciddiye almadığım için hep motivasyon sorunu yaşamıştım ama artık doktorun da uyarısıyla umarım bir şeyleri değiştiririm. LET'S GO FAT BOI
0
🌸der meister
(22.06.21)
dünyada kıtlık çıktığında bile insanlar patates yiyebildiler.
yani onları tüketmek için acele etmene gerek yok.

yap mis gibi ketonu.
et salata dendiğinde de çok abartma.
marulu, rokayı kesmeden kuzu gibi kemirsen o da salata oluyor.
at fırına mantar üstüne mozarellayı, yoğurtlu patlıcan salatası yap, yoğurtlu semizotu ye, köfte yanına cacık ye, hepsi keto işte.

kabak dolması bile keto, bas yoğurdu ye.
(içine pirinç değil bulgur koyarsan daha iyi tabii ama olsun)
yani normal ev düzeniyle bile keto yaparsın.
baktın canın istiyor, haftada 1-2 öğün öğle saatlerinde iki kaşık da bulgur pilavı ye etin yanına.
omad yap, yapamıyorsan öğlen proteinini ye, akşam çorba, sebze, yoğurt vs. kombinasyonu yap.

dediğim gibi 5'ten 6'dan sonra yeme, kilon fazla olduğu için muhtemelen vücut kitlene göre 4 litre falan su içmen gerekebilir.
onu iç, zaten o su sana kilo verdirecek.
bağırsaklarını da o çalıştıracak.
seni tok tutan da o su olacak.
kaç litre su içmen gerektiğini bir diyetisyenden ya da internetteki hesap makinelerinden öğren, o hedefi tutturmaya gayret et.
ilk başlarda su mide bile bulandırıyor ama sonra alışıyorsun.
suyu içmeye alışınca da sabahları limonlu ya da elma sirkeli su iç bir bardak.

ilk 3-4 gün açlığa, su içmeye alış, sonra gerisi gelir.
yavaş yavaş geliştirirsin.
iki öğün başlarsın, omad'a geçersin, sonra tek gün atlamalı bile yaparsın kendiliğinden.
hatta buna alışıp o kiloları verip kendini iyi hissetmeye alıştıktan sonra o hedefindeki patatesi yediğinde, "e bu muydu yani?" falan dersin.

yaparsın.
0
blatta hiberna
(22.06.21)
blatta hiberna süpersin. beni de gaza getirdin durduk yere.

yancı olarak şu keto önerilerini bir listelemeni istesem. mozeralla mantar hiç aklıma gelmemişti.
0
absel
(22.06.21)
Buraya çok güzel öneriler yazılmış kilo vermek isteyen ama motivasyonunu sürdüremeyen biri olarak takip etmek istiyorum. Umarım der meister gibi motive olabilirim. Cevabım silinmesin diye örneklerim:

Domates rendesi ile pişirilmiş beyaz peynir
Hindi fümeye sarılmış cevizli karabiberli lor
Tabi benim için bunlar yumurtanın yerini tutmuyor. Ama yumurtayı belki aynı şekillerde yediğiniz için bıkmışsınızdır. Kabak rendesi veya mantar ile yapmayı deneyin. Çok güzel oluyor.
0
curukturpkokusu
(22.06.21)
kendi yaptıklarımdan örnekler vereyim:

-bildiğimiz cacık ve haydari.

-bildiğimiz, balıkçılardaki yoğurtlu patlıcan salatası.

-fırında mantar üzerine mozzarella (üzerine kırmızı toz biber)

-fırında graten türü şeyleri beşamel soslu değil, süt içine atılmış kaşar ya da mozarellayla yoğunlaştırıp bir kıvam vererek yapabilirsiniz.

-sumaklı maydanozlu soğan (kebapçılardaki)

-turşu (özellikle lahana).

-yoğurtlu, sarımsaklı semizotu.

-zeytinyağlı her türlü sebze ama dr. berg bezelye ve bean yememek gerektiğini söylüyor, o yüzden daha çok enginar, pırasa falan tercih edin.
pırasa pirinçsiz de oluyor.
enginar istanbul usulü zaten dereotlu yapılır ya da patatessiz, sadece havuçlu yapabilirsiniz.
pişmiş havucun gi'i nispeten yükselse de, ince ince doğrarsanız porsiyon başına 3-4 ince dilimden bir şey olmaz.
bean meselesi yüzünden piyaz olamıyor maalesef.

-kabak mücver (bir kilo kabak içine atılan iki kaşık undan bir şey olmaz, olur diyen badem unu kullanabilir, tadı alınmıyor zaten)

-patlıcan biber kızartması.
domates sosundan yoğurduna kadar keto, sadece derin yağda kızartmasanız daha iyi, yarım parmak yağda çevirirsiniz.

-sotelenmiş soğan, kapya/çarliston/bell pepper, mantar ve ıspanak.
wok tavada söylediğim sırayla kavurun, tavanın altını kapatıp bir avuç mozarella atıp karıştırdığınızda kremalı gibi oluyor tadı.

-şekersiz coleslaw mümkün.
dr. berg'ün dediğine göre çiğ havuç yemek keto'ya aykırı değil.
normal limonlu havuç rendesi de salata olarak yenebilir.

-mayonezi evde yapabilirsiniz, çok kolay oluyor, sossuz kalmayın.
hardal da ketoya engel değil, aklınızda olsun.
ayrıca acı seviyorsanız tabasco falan da kullanabilirsiniz, ki acı faydalı bir şey.

-humus (nohut tüketimi bazen sakıncalı olabiliyor, çok abartmayın bunu)

-az bir cevizle girit ezme (lor, ceviz, maydanoz, zeytinyağı) yapabilirsiniz.
badem ve fındık keto için pek uygun değil, o yüzden ceviz içiyle daha iyi.

-şakşuka

-karnıbahar rendesinden yapılan "körili" pilav.
karnıbahar rendesinden yapılan pizzalar olmuyor maalesef, ama pilav çok başarılı oluyor.
çok kavurun, içine biraz et ya da tavuk suyu ekleyip çekmesini bekleyin, en son köri ve zerdeçal atın, karnabahar demezsiniz.
görüntüsü pek hoş olmayan bir lapaya benzese de, lezzeti etin yanında falan gayet iyi oluyor.

-fırında ya da ocakta közlenmiş bostan patlıcanı ikiye bölüp içini mozzarellayla ve çeşitli baharatlarla (ve mesela maydanozla) falan karıştırıp yine üstüne kaşar ya da mozzarella koyup tekrar fırına verebilirsiniz.

-tencere yemeklerinin hepsi ketoya uygun.
kabak dolmasından ıspanak yemeğine, kapuskaya kadar.
sadece dolma gibi şeylerin içine pirinç değil, bulgur koyun, onu da az koyun.

-fırında üstü her türlü peynirli her türlü sebze yapılabilir.
mesela patlıcan, üzerine domates, üzerine mozarella gibi.

aklıma gelenler ve benim kendi diyetimde yaptıklarım bunlar.
ayrıca mozzarellalı ve badem unlu çok basit hamur tarifleri var youtube'da.
onlarla sarımsaklı ekmek veya pizza yapabilirsiniz.
bir de bol yumurtalı cloud bread denen bir şey var.
bunların dışında, hazır olarak da mestemacher protein ekmeği de keto'ya uygun.

o ekmeklerle hardallı, evde yaptığınız mayonezli, didiklenmiş tavuk göğüslü ya da hindi/et fümeli, domatesli falan sandviçler de yapabilirsiniz.
0
blatta hiberna
(22.06.21)
Çok güzel tavsiyeler gelmiş ama bu Dr. Berg dediğiniz adamın gerçekte doktor olmadığının farkındasınız di mi :( ne bileyim konuya vakıf biri değil yani, burada iki makale okuyup benzer site kurup aynı işi yapabilir herkes.

Bu arada ben bi dönem intermittant fasting ve aşırı sıkı olmayan bi low carb diyetle 6 ayda 12 kilo vermiştim tam pandemi öncesi (Ekim 2019-Mart 2020). 87'den 75 civarına düştüm. Hatta 73'e doğru gidiyordum ki pandemi başladı ve eve kapandım, kahvaltısız sistemimi sürdüremedim, hareketsiz kaldım derken şu an itibariyle 81-82 civarındayım yine :(

Yani keto falan iyi güzel de, bence aşırı kasmadan güzelce dikkat edip, bol su içip, hareket ettiğin zaman fena olmayan bi ilerleme kaydediyosun.
0
nundu
(22.06.21)
@nundu:
eric berg yerine jason fung da koyulabilir, youtube'da popüler olan ve if/keto öneren herhangi bir doktor da.
aşağı yukarı aynı şeyi söylüyorlar.
verilecek kilosu 20 üzeri olan insanlar için dediğiniz şekilde kilo vermek pek mümkün ve kolay olmuyor.
çünkü işin önemi insülini yükseltmemek.

siz eminim daha fit olmuşsunuzdur ama 6 ayda 12 kilo çok az bir kilo bu tip durumlar için.
fena olmayan ilerleme değil, sağlık nedeniyle keskin ve hızlı bir değişim gerekiyor.
çünkü 20+ (hatta 30, 40, 50, 60+) kilosu olan insanların metabolizmaları, insülin dirençleri, hormonları da ona göre çalışıyor.

ve dolayısıyla bu süreçteki kişilerde kramplardan, hormon dengesinin bozulmasına, diyabetten insülin direncine, ishalden kabızlığa bir sürü şey de oluyor ya da diyet sürecinde bunlar yaşanıyor.
benim diyetisyenimin çözemediği kramp sorunumu eric berg çözdü mesela.
sirkeli su içmeye başladım, kramplar geçti.

kendi adıma, if ve ketoyu destekleyen bir diyetisyenim olmasına rağmen asıl kiloyu diyetisyen sayesinde veremedim.
çünkü barbunya yememde sakınca olmadığını düşünüyordum mesela.

konuya vakıf değil demek biraz haksızlık olur yani.
0
blatta hiberna
(23.06.21)
elinize sağlık, muazzam öneriler. kopyaladım, sakladım.

iki sorum var:

- patates haşlansa bile olmuyor mu?
- hardaldaki şekerde sıkıntı yok mu? şekersiz bulamamıştım bir zaman.
0
absel
(23.06.21)
@absel:

patates maalesef olmuyor.

hardalın şekersiz olanları var.
genelde yabancı ve biraz daha pahalı markalar oluyor ama var.
daha şekersiz olanlar dijon hardalları oluyor anladığım kadarıyla.

edit:
içeriğine baktım, en ulaşılabilir olan delizia'da yok mesela şeker.
0
blatta hiberna
(23.06.21)
belki 10 yıldır burada yazıp çiziyorum, bu kadar verimli ve birden fazla kişinin faydalandığı duyuruya az rastladım. emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ederim.

benim boyum 178. hayatımın ilk 20 senesinde tartıya çıkma ihtiyacı bile hissetmemiş, ne yediğine asla dikkat etmemiş, hentboldan tutun buz patenine kadar farklı farklı en az 5-6 sporu yapmış biriydim. kiloma hiç bakmıyordum ama gayet fit ve sağlıklı biriydim işte.

ne olduysa üniversiteye başladıktan sonra sakatlık, fiziksel aktivitenin durması, depresyona bağlı AYU GİBİ YEME vs. derken sadece altı yıl içinde (tahminen 67-75 aralığından) 115'e kadar çıktım ve doktorlar bile artık "birader sen de abarttın artık dur istersen" demeye başladı.

o yüzden hiç ama hiç alışık olmadığım halde artık her şeyi saymak ve dikkatli olmak durumundayım. blatta hiberna'nın dediği gibi iş bu noktaya gelince ve şüşko olunca hiçbir şeyi normal yapamaz oluyor insan. çıkıp yürüyeyim desem bir hafta eklemlerim ağrıyor diye ağlıyorum. mümkünse bu durumun da tabii ki sağlıklı fakat mümkün olan en hızlı şekilde sona ermesini istiyorum çünkü böyle yaşamaya devam ettiğim her gün vücudumu perişan ediyor ki yaşadığım iğrenç değişimi tecrübe etmeyen birinin anlaması mümkün değil, umarım hiç kimse anlamak zorunda da kalmaz zaten.

ben bu gece başlıyorum. mevcut düzenim dolayısıyla ketosise girmemin maksimum birkaç gün süreceğini ümit ediyorum. bu duyuru bizler için milat olsun, şüşkoluk eski günlerin yorgunluğu olarak kalsın.
0
🌸der meister
(23.06.21)
iyi gidersen 3-4 gün içinde ketosise girersin.
hadi bir hafta olsun.

girdiğini de anlarsın zaten merak etme.
ben ketosise girdiğimde, akşam 10'da buzdolabı temizlemiş, küvet ovmuştum enerjiden ne yapacağımı bilemeyip.

bir de yukarıda yazmamışım ama kendi deneyimimden yola çıkarak, olabildiğince erken yatıp olabildiğince erken kalkmak çok önemli.
uykusuzluk dünyada iştahı en çok açan şey.

gün içinde uyumadan, gece olabildiğince uzun uyumanı tavsiye ederim.
gün içinde uyumak insülin dengesini ve hormonları şaşırtıyor biraz, uyanınca acıkıyorsun.
0
blatta hiberna
(23.06.21)
blatta peki sen bu idrar çubuklarından kullanıyor musun? kullanıyorsan önerebileceğin ve güvendiğin bir marka var mı? sanırım aynı zamanda kandaki glikoz oranını gösterenleri de varmış bunun. o açıdan ekstra faydalı olabilir diye düşünüyorum. acon mission expert gözüme çarptı mesela, şu: www.hepsiburada.com

işimi görür mü bu?
0
🌸der meister
(23.06.21)
valla ben hiç kullanmadım ama beni en çok fitbit motive etti.

diyete başladığım günden itibaren nabzım, uyku puanım, uykudaki oksijen seviyem her gün birer ikişer değer değişti.
şimdi bu süreci izlemek eğlenceli geldiği için acaba açlık kan şekerini falan da ölçüp iyice delirsem mi diyorum.

eğer motive edecekse al, öyle şeyler işe yarıyor.
0
blatta hiberna
(23.06.21)
Ben de takipte kalmak adına bir iki yemek önerisi yazayım:

//1 kabak rendesi ile 2 yk bulguru az yağda (sarımsak da olursa süper oluyor) pişirip üzerine yoğurt & toz biberli yağ gezdirmek (opsiyonel)
//karnıbaharları az yağda kavurup (az miktarda haşlama da olabilir) üzerine yoğurt & toz kırmızı biberli yağ ile çakma mantı oluyor, az kıyma da kavurursanız mantıyı hiç aratmıyor.
//etlerin yanına pilav yerine küçük doğranmış brokoli kavurulup içine çok az soğan tozu eklerseniz sürekli haşlama yemenin verdiği sıkıntıdan kurtulabiliyorsunuz.
//makarna seven biriyseniz Shirataki Noodle veya Konjac Noodle gibi ürünlerden tüketebilirsiniz.
//kerevizin rendelenip tavada çok az öldürüldüğü ve yeşil elma rendesi & yoğurtla karıştırıldığı bir salata hem doyurucu hem fresh bir alternatif oluyor.
//salataları köz kırmızı biber ve turşu ekleyerek farklılaştırabilirsiniz
0
ruz
(23.06.21)
(2)

10 sene önce falan youtubeda bir adam vardı?

disco
böyle saçları uzun gibi gri gibi bir adamdı yavaş konuşuyordu dişlerinden bazıları eksikti 40-45 yaşlarında falandı. telsizi radyosu vardı eski tip mobilyası kitapları vardı. hafif şizofren miydi deli miydi neydi o adamın adı kimdi bir türlü hatırlayamıyorum. çok önemliymiş gibi bir şeyler anlatıyor
böyle saçları uzun gibi gri gibi bir adamdı yavaş konuşuyordu dişlerinden bazıları eksikti 40-45 yaşlarında falandı. telsizi radyosu vardı eski tip mobilyası kitapları vardı. hafif şizofren miydi deli miydi neydi o adamın adı kimdi bir türlü hatırlayamıyorum. çok önemliymiş gibi bir şeyler anlatıyordu.

edit : @der meister teşekkür ederim :)
0
disco
(19.06.21)
der meister
(19.06.21)
tipik denizci tripleri, tanidigim butun denizciler buna benzer. 10-15 sene okyanusun ortasinda gecirince baski balata siyirmaya basliyor..
0
cooperr
(19.06.21)
(7)

96 kg bir erkeğin, kilo vermek için ihtiyacı olan motivasyon

yamuhu
Evet o motivasyonu buldum sanırım.Geçenlerde arkadaşla sohbet ederken şöyle bir diyalog geçti Ben ona çayı şekersiz içmesini tavsiye ettim ilk 3 5 gün tadının berbat olduğunu sonrasında ise çayın şekersiz haliyle harika birşeye dönüştüğünü gün gün hissediyorsun dedim.O da bana; madem öyle bende sana
Evet o motivasyonu buldum sanırım.

Geçenlerde arkadaşla sohbet ederken şöyle bir diyalog geçti

Ben ona çayı şekersiz içmesini tavsiye ettim ilk 3 5 gün tadının berbat olduğunu sonrasında ise çayın şekersiz haliyle harika birşeye dönüştüğünü gün gün hissediyorsun dedim.

O da bana; madem öyle bende sana şöyle bir tavsiye de bulunayım.
Akşam 18 den sonra hiçbirşey yeme ilk 3 5 gün açlıktan kafayı yicen ama sonrasında bünye açlığa alışacak.

Evet evet evet aradığım motivasyon cümlesi bu sanırım.

Açlığa alışmak
Cidden artık ağlayacak vaziyetteyim ben ki askerde 53 kilo idim
Diyet spor karbonhidrat protein vs konular bana Çince öğrenmek kadar zor geliyor acilen musluğu kesmem lazım.

Gerçekten aradığım şeyi buldum galiba kendimi açlığa alıştırma evresine girdim. Misal şu an öyle açım ki ama yemiyorum. Ölmem ya ;)
Sizin çok dolu dolu bir motivasyon kaynağınız var mı? Bu arada lütfen beni kötü anlamda eleştirmeyin kendime göre tutunacak bir dal buldum çünkü
0
yamuhu
(19.06.21)
X saatten sonra yemek yememek açlığa alışmak falan çok saçma tavsiyeler aslında mantıklı bir tabanı yok. Kilo almaya neden olan şey gün içinde aldığın toplam kalori fazlası, 18'den önce kalori takibi yapmadan yiyen biri çok rahat şişmanlayabilir ya da gece 12'de yiyen ama kalori takibi yapan biri çok rahat kilo verebilir, yemek yediğin saatle kilo vermenin ortak bir noktası yok. Ha motivasyon oluyorsa o ayrı tabii.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(19.06.21)
"Bu arada lütfen beni kötü anlamda eleştirmeyin kendime göre tutunacak bir dal buldum çünkü"

Cümlenin nahifligine binaen yazıyorum. Neden eleştirecekmişiz ki, gayet güzel bir şey yapıyorsun.
Motivasyon olarak da aynada kendini beğendikce motivasyonun artacak. Sporu ihmal etme ama.
0
ozgurluk savascisi
(19.06.21)
ben de 3-4 haftadır saat 7'den sonra hiçbir şey yemiyorum ve ciddi egzersiz yapıyorum. bunun dışında her gün fast food devam. buna rağmen kilo veriyorum, zaten 1 senedir her gün günde 45 dakika yürüyüş yapıyordum ve 2 sene önceye kıyasla trigliserid 10 kata yakın azalmış, kolesterol sınırda ama yarıya inmiş. :D

yer fıstığı ezmesi kankam oldu, glisemin endekslere bakıyorum genelde besinlerde. metabolizmam hep hızlıydı ama kötü bir yılda yaklaşık 30 kilo almıştım.
0
passion rules the game
(19.06.21)
Açlığa alışmak temel motivasyonun olmasın. Çünkü aç kalıp klio vermek sağlıklı olmayabilir çoğu zaman. Bir diyetisyenle görüş, sana uygun bir program versin. Yemek yiyerek kilo verirsin. Hiç aç kalmadan hem de. Öğle yemeğinin tokluğu henüz geçmeden, tok karnına akşam yemeği yiyorsun ve kilo veriyorsun. Üstelik yediğin şeyler de bildiğin köfte, balık, tavuk, sebze yemeği, çorba, yoğurt vs. Öyle haşlanmış brokoli yemiyorsun sürekli.
0
himmet dayi
(19.06.21)
intermittent fasting olayini arastir derim. karbonhidrati azaltip onun boslugunu saglikli yaglar ve proteinle doldurmaya calis. 5 senede neredeyse 50 kilo almis bir seker bagimlisi olarak buna dikkat ettigimin ikinci haftasinda tank gibi hissedip deli gibi kilo vermeye basliyorum.

acliga alismak diye bir sey yok, bu haliyle cok yanlis bir sey yapiyorsun. ac dolasmak iskence. surdurulebilirligi de yok. iki ay direndin diyelim eee insan ac yasayarak nasil saglikli ve mutlu olabilir? senin yapmak istedigin sey surekli yemek istemeden yasamak. onun icin kan sekerini hizli yukseltmeyen (glisemik indeksi dusuk) ve saglikli yiyeceklere yonelmek, mumkunse vucuda gunde 15-16 saat dinlenme araligi vermek (boyle beslenince bir sure sonra acikmiyorsun gercekten) lazim. daha dogrusu boyle guzel bir yol var kendimde uyguladigim.

yoksa sen sabah ve ogleden sonra yarim ton yemek yiyip de gece kendini ac birakirsan sadece eziyet etmis oluyorsun kendine.

o yuzden "fazla yememe" kismi guzel ama ac kalma dusuncesi yanlis. vucudun ihtiyaci olani vereceksin ki isini yapsin. sen ac kalirsan kan sekerin manyak olur, surekli yemek istersin, ustune kaloriyi cok kesersen vucudun da yag yakmayi birakir. dengeyi bulmak gerek.
0
der meister
(19.06.21)
kilolu olmak kadar tehlikeli bir şey de sağlıksız kilo vermek.
aç kalarak kilo verdin diyelim nereye kadar böyle sürecek?
valla sana bunlar zor gelse de az biraz doğru beslenme nedir araştırıp öğrenmelisin. atom fiziği değil neticede. çok ince detaylara girmeye de gerek yok.

ara öğün yapmayarak, kesinlikle tek tip beslenmeyerek (misal sabah akşam yulafla beslenen tiplerden olmamak), tıka basa ihtiyacından fazlasını yemeyerek, endüstriyel gıdalardan uzak durarak, basit karbonhidrat alımını en düşük seviyeye çekerek ve kardiyo yaparak bir insan hem yağ yakar, hem sağlıklı olur hem de psikolojik olarak kendini iyi hisseder.
0
lazpalle
(19.06.21)
Çok iyi yapıyorsun, ben sana hoşuna gidebilecek tavsiyemi de ekleyip takdir edip çıkayım.

Yemek yerken zevk almamak odaklı besleniyorum. Son 10 8 senede edindiğim bir özellik.

* Haşlanmış yumurtayı baharatla yemek.

* Sulu yulaf

* Çiğ sebzeler.

* Tuzsuz yağsız limonlu salatalar.

Özetle: Hiç düşünmeden yemek, bulduğun şeyi mideye indirmek ancak onu bir projede, bir tarifte kullanmamak. İşlemeden yemek her şeyi.
0
Etanglement
(19.06.21)
(5)

Euro 2020 sehirleri

kuehles blondes
Selam, UEFA nin sacmalamasi sebepli maclar eleme grubu stayla farkli ulkelerin sehirlerinde oynaniyor. Ama bazi milli takimlar kendi ulkelerinde oynuyorlar. Cok asiri sacma degil mi? Neden boyle bir sey oldu?
Selam,
UEFA nin sacmalamasi sebepli maclar eleme grubu stayla farkli ulkelerin sehirlerinde oynaniyor. Ama bazi milli takimlar kendi ulkelerinde oynuyorlar. Cok asiri sacma degil mi? Neden boyle bir sey oldu?
0
kuehles blondes
(15.06.21)
Oynanabildiğine şükrettiğimiz için gözümüze batmıyor.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(15.06.21)
Avrupa Şampiyonasının en saçma mevzusu.


Kaleci Saçlı Forvet +1
0
put it in your appropriate place
(16.06.21)
platini denen ahlaksiz yuzunden. biliyorsun normalde bir ulkede olur, o ulke de oylamayla belirlenir. baktilar turkiye kazaniyor ve baska aday yok, bize vermemek icin boyle sacma bir ayak yaptilar, "butun avrupa'nin turnuvasi olsun" hesabi. hatta sanirim sus payi olarak birkac mac bize de teklif edilmisti ama biz tam bir turnuva ev sahipligi yapmak istedigimiz icin reddettik. cunku bu turnuvada mac verseler daha 10-15 sene bir sey vermezlerdi "siz zaten euro 2020'de mac aldiniz" diye.

ha su da var ki bu tip organizasyonlar artik cok maliyetli oluyor ulkeler icin. o yuzden 10-15 yil sonra ya altyapisi tamamen oturmus cok buyuk ulkeler (fransa, almanya, ispanya vs) done done ev sahibi olacak ya da bu yeni formata alismamiz gerekecek. belki 12 sehir ev sahipligi yapmaz ama iskandinavya veya balkanlar olabilir mesela 3-4 ulkeyle. cunku artik kimse o kadar stat, altyapi yapmakla ugrasmak istemiyor. mali acidan cok ciddi kulfet.
0
der meister
(16.06.21)
euro 2020 de bunu ilk defa denedi. sanki corona olacağı biliniyormuş gibi ülkeler seçildi. şu an pandemiden dolayı pek kimse karşı çıkmıyor. bence de saçma ama asıl sebebi şu tek ülke olarak euroyu almak büyük yatırım gerektiriyor ve euro yapıp ekonomik yüke girmek istemiyor ülkeler. uefa da bu sebepten ülkelere grupları paylaştırdı.
0
mikahakkinen
(16.06.21)
Tam bir doğru cevap verilmemiş. Şimdi şöyle ki;

EURO 2016 ev sahipliği oylaması sırasında çok iyi durumdaydık. Statlar yapılmış durumdaydı, devlet de kaynak güvencesi vermişti diğer giderler için. Fransa ile başabaştık ve Platini'nin ittirmesiyle sadece bir oy farkla Fransa'ya kaybetmiştik.

EURO 2020 adaylık döneminde ise Avrupa'da ekonomik kriz vardı. Çok iyi hatırlıyorum, kimsenin şampiyonayı yapacak durumu yoktu, aday çıkmadı, çok büyük ihtimal bize vereceklerdi ama bizimkiler hem EURO 2020'ye hem de 2020 olimpiyatlarına aday olunca ve UEFA'nın "Aynı yaz iki turnuva birden olmaz." demesine rağmen "İkisini birden yaparız, sıkıntı olmaz." deyince ve ilk oylama olimpiyatlar değil de EURO 2020 için olduğu için de biz turnuvayı alamadık, sonra olimpiyatları da alamayınca hem şiş hem kebap yanmış oldu. UEFA da çaresiz bir şekilde tüm Avrupa'ya dağıttı turnuvayı. Biz bu turnavada rol almak istemedik çünkü EURO 2024 veya 2028 veya kaç olursa kendi başımıza yapmak istiyorduk turnuvayı, bu turnuvada şehirlerden birisi olursak o adaylığın tehlikeye gireceğini düşündük. EURO 2024 oylamasından önce ise yeni bir kriter olarak aday ülkelerin insan hakları sicili konuldu ve böylece bu oylamada da Almanya'ya kaybettik.

Yani bence EURO 2020 cepteydi ama olsun, tribünler dolmayacaktı, ülke ekonomisine beklediğimiz katkı olmayacaktı ama bundan sonra da insan hakları sicilinden dolayı ve krizde olan ülkelerin tekrar ortalığa çıkacağından dolayı alma şansımız gözükmüyor. Nitekim geçen sene (pandemiden sonra bile olabilir) İtalya, birçok stadın eskiliğinden dolayı ülke genelinde bir stat atılımı yapacağını duyurmuştuk. Bizim gibi yıkıp yıkıp yeniden yapacaklardı. E bu durumda da İtalya yerine bize vermezler zaten.
0
hlot
(16.06.21)
(17)

ik'ya bunu sorayım mı

aydonno
merhaba, yeni bir işe girdim. ofis istanbul'da, ben değilim. çalışacağım departman şu an evden çalışıyor, ben de bir süre istanbul dışındaki evimden çalışacağım. iş görüşmeleri de online oldu. şimdi benim şirket bilgisayarını almam lazım, o yüzden istanbul'a çağrıyorlar. yaşadığım şehir istanbul'a ç
merhaba, yeni bir işe girdim. ofis istanbul'da, ben değilim. çalışacağım departman şu an evden çalışıyor, ben de bir süre istanbul dışındaki evimden çalışacağım. iş görüşmeleri de online oldu. şimdi benim şirket bilgisayarını almam lazım, o yüzden istanbul'a çağrıyorlar. yaşadığım şehir istanbul'a çok uzak ve uçak biletleri çok pahalı (gidiş dönüş en az 600 tl) sırf bilgisayarı almak için bu kadar para harcamak istemiyorum. sözleşme imzalamadık henüz, yazılı teklif geçtiler onu kabul ettim sadece. sözleşme için de gitmem gerekiyor olabilir bilmiyorum, o konuda bir şey demediler. evden çalışmamız ne kadar sürecek, bu şekilde devam etme olasılığı var mı vs. diye sormuştum "biz sizi istanbul ofisi için işe alıyoruz biliyorsunuz, zaten bilgisayarı almak için gelmeniz gerekecek" demişti.

bilgisayarı buraya gönderseler diye düşünüyordum ya da yol masrafını karşılasalar. makul bir istek mi sizce. nasıl sormak lazım onu da bilmiyorum çekiniyorum biraz, iki kere buraya gelmen gerekecek bilgisayarı almak için demişti çünkü ik.

napim
0
aydonno
(15.06.21)
Yol masrafını karşılamaları gerekir ya, keyfinizden gitmiyorsunuz İstanbul'a. Hatta ideal koşullarda otelinizi de karşılamaları gerekir. "Ödeyecek misiniz" diye sormak yerine şey diyebilirsiniz belki, "Bileti siz mi alıyorsunuz yoksa ben aldıktan sonra bana geri mi ödeniyor? Peki kalacak yer nasıl oluyor?"

Hazır sorarken gelmişken sözleşmeyi de halleder miyiz diye de sorun.
0
kobuzchu kiz
(15.06.21)
"biz sizi istanbul ofisi için işe alıyoruz biliyorsunuz, zaten bilgisayarı almak için gelmeniz gerekecek" demişler size, ben bu durumda gelmenizi beklerim, uçağı da ben karşılamam.
0
benaslinda
(15.06.21)
@kobuzchu kiz, ilk görüşmede "ben istanbul'da değilim nasıl olacak" gibi bir şey demiştim, kalacak yerin vardır ama herhalde dedi, ben de var dedim. onu istemem zaten gerek de yok da, hiç o toplara girmeye niyetleri yok gibi o yüzden çekiniyorum yol masrafını istemeye. @benaslinda gibi düşünüyorum yani.
0
🌸aydonno
(15.06.21)
Çalışacağınız yerin sizin ikametinizr yakın bir şubesi vs varsa en azından çevre ilde oraya gönderilmesini rica edin zimmetleri evrakları orada imzalarsınız yoksa da sorun sormaktan zarar gelmez bence
0
Diskirminant
(15.06.21)
ben sizin istanbula tasinmanizi bekliyorlar gibi anladim. yolu karsilamalari istenir normal bence.
0
eksi sozlukte eksiyen adam
(15.06.21)
ctrl + f yapip kargo diye arattim bir sey cikmadi. niye kargoyla yollamiyorlar? herkes icin en basit cozum.
0
hot potato
(15.06.21)
@eksi sozlukte eksiyen adam, istanbul ofisi için işe alıyoruz demesinin nedeni şu aslında, ben devamlı olarak evden çalışma ihtimali var mı diye sormuştum, onun üstüne dedi eylül'e kadar evdeyiz ama sonrasında ofise geçiyoruz (bizim departman geçmeyebilir ama belli değil) yoksa şu an için taşınmamı beklemiyorlar.
0
🌸aydonno
(15.06.21)
@hot potato, ya ben de ilk onu düşündüm ben niye kalkıp gidiyorum bir bilgisayar almaya, kargoyla yollasınlar diye ama onu sormaya da çekiniyorum çünkü iki kere dedi ik buraya geleceksiniz bilgisayarı almaya diye.
0
🌸aydonno
(15.06.21)
IK dusunmemis olabilir veya useniyor olabilir. Acik acik yaz: "Ben baska sehirdeyim, kargoyla yollayabilir misiniz" diye. bakalim ne diyecekler. Ise girmissin bir kere zaten, bu gibi seylerde asiri tereddutlu olmana gerek yok.
0
hot potato
(15.06.21)
"iş"inin bir kısmı, hatta senin gibi yeni işe başlayan birisi için çok büyük kısmı, istanbula gitmektir. bilgisayar bahane, seni kanlı canlı görmek istiyor olabilirler, giyimine veya konuşmana filan bakabilirler.
bunların hepsi iş görüşmesidir.
tavsiyem istanbula bilet al git, şirkette işini gör,en son müdürüne veya ik'ya "bilmediğim için soruyorum, ulaşım bana mı ait?" diye sor. gerisi kendiliğinden gelir zaten.
ayrıca şu devirde uzaktan çalışabileceğin bir iş bulmuşsun, 600 liraya da pahalı deme sana zahmet.
0
etna
(15.06.21)
Bence covid sebebiyle seyahat etmek istemiyorum, kargo ile gönderme imkanınız olur mu diye sor. Yok derlerse yolu karşılıyor musunuzu sorarsın.
0
teutonic-terror
(15.06.21)
Bence ilk işe girişte onlar teklif etmediği için hoş bir intiba bırakmaz bu talebiniz. İstanbul'da olan bir pozisyon olduğunu söylemeleri de zaten nasılsa İstanbul'da bir düzen kurmanız gerekecek bunlara takılmayın gelin alın gidin anlamında biraz da.
0
prodeq
(15.06.21)
etna bu nasil bi zihniyet ya, bu zamanda is bulmussun 600 liraya cok deme ne ahahaha bize is verdikleri icin sevgili patronlara tapalim da istersen sonucta bize haftada 40-50 saat calisma karsiliginda peynir falan alabilelim diye para veriyorlar.

gormek istiyorlarsa gelmeni istiyoruz yuz yuze goruselim seni gorelim desinler, ergenler mi bakiyor ik islerine?

patron ya da ik'ciysan zaten sasirmam da maasli bir calisan olarak bunlari yaziyorsan cok uzucu gercekten
0
der meister
(15.06.21)
Ben de IK'cı olarak şöyle cevap vereyim;

*İstanbul ofis için işe aldığımız kişilerin pandemiden sonra istanbul ikametli olmalarını bekliyoruz. Bunun için herhangi bir yardım yapılmıyor, taşınma vs. anlamında.

*Eylül'e kadar evden çalışıyoruz ve hangi şehirde olursa olsun; tüm bilgisayar, sözleşme, ihtiyacı olan her şey evine gönderiliyor.

*İstanbul ikametli olmasını bekliyoruz derken, istanbul içerisinde ofise gitmesi gereken bir durum olursa taksi masrafını karşılıyoruz.

Bu durumda siz istanbul'daymış gibi hareket etmelisiniz bence ancak diğer arkadaşların söyledikleri gibi, sormaktan zarar gelmez. Bana biri böyle bir soru sorsa "aa ne garip adam, iş bulmuş bi de yol masrafı istiyor" demem ama şirketin uygulaması yoksa da bunu rahatça söylerim.

Bence sorabilirsiniz yani :)
0
zartanyan
(15.06.21)
Şirket bilgisayarını zimmetleme yapmadıkları için kargoya vermiyor olabilirler. Nihayetinde zimmet imzasını atıp o şekilde teslim alacaksın.

Kargo aşamasında bilgisayarın kaybolması büyük problem olabilir. Bilgisayarın maddi değerinden ziyade şirket bilgilerinin ele geçirilmesi vs açısından. Bu durumda zimmeti çıkmamış bilgisayardan kim sorumluysa onun başı ağrır.

Benzer bir durumda (aslında tam tersi, istifa süreci) kargoyla gönderme imkanım olur mu diye sorduğumda noter eşliğinde zimmet imzası, birsuru bir şeyler veya noterden vekalet verdiğim başka biriyle gönderebilecegimi söylemişlerdi.

Dümdüz kargo kabul etmiyorlar.
0
materyalist imam
(15.06.21)
pozisyon normalde uzaktan calisilan bir pozisyon degil. pandemi sebebiyle gecici olarak uzaktan calisiyorsunuz. normal sartlarda olsaydi ise baslarken istanbul'a tasinmaniz gerekecekti. nasil ki tasinma masraflarini sirketten istemiyorsaniz, ucak yada konaklama parasini da sirketten istemeniz absurd olur.

normalde uzaktan calisilan bir pozisyon olsaydi taleplerinizde hakli olurdunuz.
0
crucio
(15.06.21)
@der meister
Hayaller Paris hayatlar Muş
Sen olması gerekeni yazmışsın, ben olacak olanı yazdım.
0
etna
(16.06.21)
(11)

O paraya yurtdışında sürünürsüncüler

phiphi
Selamlar, genel olarak ekşi’de 3 bin euro amsterdam vs 11 bin tl istanbul, 3bin euro münih vs x para izmir gibi saçmasapan troll başkıkları gördüğümde hep 3 bine -3,5 bine orada kötü yaşarsın ama 11 bin tl’ye istanbul’da kralsın gibi entryler görüyorum ve bana aşırı saçma geliyor kesinlikle katılmıy
Selamlar, genel olarak ekşi’de 3 bin euro amsterdam vs 11 bin tl istanbul, 3bin euro münih vs x para izmir gibi saçmasapan troll başkıkları gördüğümde hep 3 bine -3,5 bine orada kötü yaşarsın ama 11 bin tl’ye istanbul’da kralsın gibi entryler görüyorum ve bana aşırı saçma geliyor kesinlikle katılmıyorum.

Mesela şu başlık : eksisozluk.com

adam 3250 euro ile münih’te seyis gibi yaşarsın demiş. paraların net olsuğunu düşünürsek ya bu almanyada ortalama maaş 2.3 civarı bir şey değil mi zaten ? veya amsterdamda 3k ile yaşanmazcılar var. bunlar hayatında yurtdışı görmediği için veya yaşamadığı için sallıyor mu ben mi kaçırıyorum birşeyler ?

tek kişi kiraya 1200 euro verse yiyebileceği aylık para 800-900 euroyu geçmez gibi ya. hayır 4-5 aylık bi tecrübem oldu ordan da biliyorum fakir de yaşamadım da bu arkadaşlar mı fazla lüks yaşıyor ? ve hani aylık 800-1000 euroyu salt kendine ve ihtiyaçlarına harcadığı zaman dışarıda da yer içer, üst baş da alır, dolabı da sürekli dolu olur, gezer de.

Bu ekşidekiler biraz sıkıyor mu ? Bana 2300-2400 net ile avrupa’da yaşanmayacak şehir yok gibi geliyor. hele kiraya 700 falan verilen durumlarda 2’ye de yaşarsın gibi gayet iyi.
0
phiphi
(12.06.21)
Hem de çok sıkıyorlar. aylık 2500 euroya bile gayet güzel şekilde yaşanır.
0
omuriliksorunsali
(12.06.21)
*kşi denen aptal yuvasını herhangi bir konuda dikkate almak büyük hata. oraya ben de gidip şimdi amsterdam'da 5k'dan aşağısına maymun gibi yaşarsın yazarım, halbuki yakınından geçmedim şehrin. bunların alayı kolpacı, kompleksli tipler. arada düzgün tek tük bilgi veren çıkar ama onları da ara ki bulasın.

böyle bir durum olursa ben o şehirde yaşayan insanlara ulaşıp onlara durumu anlatıyorum, kendi masraflarını vs.s oruyorum elimizin altında internet var sonuçta, ekşi başlığında şov yapan tiplerin yazdığına güvenmek anlamsız. onlara kalsa ayda 20 bin euro da para değil.
0
der meister
(12.06.21)
Biraz degil baya salliyorlar hocam.

Begenmedikleri parayi oranin yerlisi bile anca kazanabiliyor.

Bu tarz seyleri yazanlar ya beyni yok fikri var türevi kisiler ya da baba parasi yiyip, neyin ne oldugundan habersiz ergenler.
0
Avoiding The Puddle
(12.06.21)
seyis gibi komikmiş :D

net 3200 euro alan bildiğin ortalamanın üzerindedir almanya'da bekarsa çünkü kazandığın paranın %40'ı falan gidiyor vergilerden.

sizin yaşam seviyenize bağlı ama 2000 eurodan fazla kazanıyorsanız çok rahat yaşarsınız her şehirde.
0
bohr atom modeli
(12.06.21)
Yukarıdakilerin hepsi +1
Muhtemelen kendileri yurtdışına çıkamadığı için kimse çıkamasın isteyen tipler bunlar
Der meister'in dediği gibi herhangi bir konuda ekşi'yi ciddiye almayı bırakalı çok oldu. Hele ki son yıllarda sırf atıp tutmak, gömmek için yazar olan tiplerden sonra
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(12.06.21)
özetle büyük ve pahalı metropollerde 2500 civarına çok rahat, daha küçük yerlerde 2000 civarına çok rahat, ucuz b sınıfı avrupa ülkelerinde 1500’e rahat yaşanır gibi.

en büyük sorun kira gibi.
0
🌸phiphi
(12.06.21)
Bir cogu da daha once o ulkeye turist olarak giden tayfa onlar. E adam turist olarak gitmis, sehrin merkezinde turistik yerlerinde takilmis, haliyle restoranindan, pubina, kafesine hep turist tarifesinden gormus fiyatlari, kira, ev desen merkezi yerlerin, sehrin gobegindeki yerin kirasini baz aliyordur bu saf:) Ruya gibi bir turistik gezi yapiyor, deli para harciyor adam sonra kalkiyor o paraya yasanmaz diyor. Yani adam 365 gun turist gibi, zenginler gibi sehrin merkezinde vs yasanacak diye dusunuyor bunu soylerken:)
0
neverletyougodown
(12.06.21)
İngiltere’de 4k£ maaş idare eder demişti biri bir defasında. Ne desen boş. Yok öyle bişey. Almanya özelinde 2350€ kazanıp 1150’sini direkt birikim hesabına atan tanıdığım var
0
avatar is back
(12.06.21)
Londra için bilgi vereyim, 3000 sterlin net ile zone 2 bölgede yaklaşık 2000'i ev+faturalar, 500'ünü yiyeceğe vererek, geri kalan para ile gezerek konforlu biçimde yaşayabilirsiniz. Bu bahsettiğim kira maliyeti de nispeten lüks sayılabilecek 1+1 bir ev için. Kişiye göre kısılabilir.

Ekşide 4000 liradan fazla maaş alanları linç edip aşağılıyorlar zaten çok sallamayın.
0
nehara
(12.06.21)
Bir kısım var; yurtdışı hakkında bilgisi sifir. Kıskanclik da var.

Bir kısım var; hayati zenginlik olarak görüyor ve yurtdışına cikacaksan illa luks hayat yasaman gerektiğini dusunuyorlar. Öyle yaşamayacaksan ne anlami var diyorlar. Hayatımda duyduğum en saçma sapan düşünce ama böyle. Bu insanlara göre yurtdışında altında bmw, villa falan yasamazsan yasamiyorsun.

Neyse yalniz bir şeyi hesaplamak önemli; ben Fransa'da orta büyüklükte bir şehirdeyim. Su anki hayati stockholmde yaşamam için 3500 Euro lazım. Yani o maaş şehirden şehire acayip değişiyor. Ama Türkiye'deki gibi çalışan 2bin müdür 10bin alıyoru bekleyenler daha cok bekler.
0
logisticsmanager
(12.06.21)
Asgari ücret alanlar bile Avrupa'da normal bir hayat sürebiliyor. Türk insanı için mesela paradan ziyade ırkçılığa maruz kalmamak olmalı.
0
Gabriel
(12.06.21)
(8)

Kitapları ikinci kez okumak...?

anatomik
Özellikle lise zamanında okuduğum ve şu an çok erken okuduğumu düşündüğüm kitapları tekrar okumak istiyorum. Özellikle Albert Camus, Sartre ve Dostoyevski başta olmak üzere. Sadece bu yazarların bazı kitaplarını tekrar okusam bile 20-30 kitap eder minimum.Ancak bir kez okuduğum kitabı tekrar okumak
Özellikle lise zamanında okuduğum ve şu an çok erken okuduğumu düşündüğüm kitapları tekrar okumak istiyorum. Özellikle Albert Camus, Sartre ve Dostoyevski başta olmak üzere. Sadece bu yazarların bazı kitaplarını tekrar okusam bile 20-30 kitap eder minimum.

Ancak bir kez okuduğum kitabı tekrar okumak da çok mantıklı gelmiyor çünkü hali hazırda okumadığım ama okumak istediğim yüzlerce kitap var aklımda.
Ortalama 20-30 kitabı tekrar okumak mı, yoksa okumadığım ve okumak istediğim kitaplara yönelmek mi?
Zaten iş güç malum, gün içinde 1-2 saat kitaba ayırabildiğim gün sayısı bile çok az.
Tekrar okumak istediğim kitap sayısı 8-10 olsa yine tamam, sıkıntı değil. Ama bu şekilde tekrar okumak istediğim en az 30-40 kitap var, az da değil.
Mesela Dune serisinin filmi çıkmadan önce ikinci kez okudum geçenlerde, çok sevmeme rağmen onu okurken bile aklımda "lan boş yere ikinci sefer okuyorum, yeni kitap okusaydım keşke" düşüncesi oluştu.

Ne yapmalı?
Sesli kitap olarak dinleyeyim diyorum ama atıyorum Albert Camus'nun Düşüş kitabı da sesli olarak aynı tadı vermez mesela bence.
0
anatomik
(12.06.21)
Yeniden oku. Hepsini değil belki ama en sevdiğin ve sevmediğin 2-3 tanesini seçebilirsin.

Hem zaten kesin kaçırdığın şeyler vardır, boşa gitmez, hem de mesela önceden çok sevdiğin bir kitabı şimdi sevmeyebilirsin, o da nasıl değiştiğin hakkında fikir verir kendi kendine. Güzel bi feedback oluyor bence.
0
plutongezegendegilmi
(12.06.21)
Ömür az kitap çok :)

Sesli kitaplar için ben de sen gibi düşünüyordum ama kuyucaklı yusuf'u dinledikten sonra fikrim değişti. Önceden okuduklarını sesli kitap olarak edin bence. Hiç bilmediklerini okursun.
0
antihero
(12.06.21)
Ben olsam yenilere öncelik verirdim. Daha önce okuduğum ve tekrar okumayı istediğim kitapları da keyif için okurdum. Örnek olarak bende Harry Potter kitapları var. Bu kitapları istediğim zaman açıp okuyorum zaten. Hatta en baştan başlamadan, direkt istediğim bölümleri ya da istediğim kısımları okuduğum da oluyor. Bir de kitap konusunda mükemmeliyetçi davranmak kitaptan alınan keyfi kaçırıyor. Bu yüzden ben katı bir planlama yapmadan, bir kitap bittikten sonra "şimdi hangi kitabı okumak istiyorum" sorusunu sorarak karar vermeyi daha mantıklı buluyorum.
0
dissendium
(12.06.21)
Valla olay kitap okumaya ne gözle baktığına göre değişir. Böyle bişekil yarış olarak görüyorsan ya da ödev olarak görüyorsan tekrar okumak istememen doğal. Yok bişekil mutlu ediyorsa ve zevk alma olarak görüyorsan bu sefer de beğendiğin kitabı/yazarı tekrar okumak istemen doğal çünkü riski minimize ediyorsun.
0
j r r tolkien hayrani
(12.06.21)
Ben hiç çekinmeden okuduğum ve çok beğendiğim kitapları bir süre geçtikten sonra tekrar okuyorum. Evet kitap çok ama yeni kitabı beğenmeme riski de var. Eskiden okuduğum, cok hoşlandığım ve çoğu kısmını unuttuğum bir kitabı neden tekrar okumayayim ki?
0
aslil
(12.06.21)
plutongezegendegilmi +1

Mutlaka en çok yeniden ziyaret etmek istediğiniz 2-3 kitap vardır, araya onları alabilirsiniz. Öbür türlü içinizde hep ukte olarak kalacak. Annem de kendimi bildim bileli tekrar Dostoyevskileri okusam, en son üniversitede okumuştum deyip duruyor ama hala icraata geçmedi. Yine de hep içinde bu istek var.
0
peki madem
(12.06.21)
çok güzel bir kitap bir daha okunabilir. güzel bir film bir daha izlenebilir. ben ikinci kez bir filmi izlemeyi hiç tercih etmezdim. bayağı yüksek sayıda film izledim ve sonra dönüp bazı sevdiğim filmleri yeniden izledim ve fark ettim ki bu aslında beni çok eğlendiriyor çünkü kaliteli içerik.

yeni şeyler deneyimlemek tabii güzel ama güzel şeylerin de tekrar tadına varmak da güzel. ikisini de yapmak lazım. hayat zaten tüm güzel kitapları okumak için çok kısa. en azından bize çok hitap edenlerin tekrar tadını çıkarabiliriz.
0
bohr atom modeli
(12.06.21)
tamamen aynı şeyleri düşünüyordum seninle. en sonunda eskileri okumaya karar verdim. hayatımda yaptığım en doğru şeylerden biri olabilir. suç ve ceza'yı 14 yaşında okumuştum mesela. o zaman bile çok sevmiştim tabii ki ama tekrar 25 yaşında okuyunca şok oldum resmen, "ben bunu g*tümle okumuşum" diye düşündüm.

yıllar geçtikçe biz de değişiyor ve gelişiyoruz. bazı eserlerde her zaman farklı bir şeyler bulabilmek, farklı bakış açıları geliştirebilmek mümkün oluyor. bu yüzden tadı damakta kalan, yıllarca unutulmayan, geri dönülmek istenen bazı romanların tekrar okunmasının faydalı olduğu görüşündeyim ben.

ha tabii bunu abartıp yeni şeyler okumamak da güzel değil ama sonuç itibariyle "ne yapsam?" diye düşünüp hiçbir şey yapmamaktansa eski bile olsa okumak iyidir.
0
der meister
(12.06.21)
(4)

Masabaşı işte çalışan 26 yaşında bir erkeğin 3 ayda verebileceği maksimum kilo ?

caner555
İşten sonra herhangi bir aktivitem yok. Sağlığımı bozmadığım sürece verebileceğim maksimum kilo kaç olur?(119 kiloyum)
İşten sonra herhangi bir aktivitem yok. Sağlığımı bozmadığım sürece verebileceğim maksimum kilo kaç olur?
(119 kiloyum)
0
caner555
(09.06.21)
Tam olarak benden bahsediyorsunuz. Ben de masa başı çalışıyorum ve 26 yaşındayım. Yeme içme düzenime biraz dikkat ederek ve haftada birkaç gün tempolu yürüyüş yaparak 6 kiloya yakın verdim 3-4 ayda. Herhangi bir diyet yapmadım. Biraz daha zorlasam kendimi 10 kilo verirdim muhtemelen.
0
her seye atarlanan adam
(09.06.21)
İşten sonra birazcık yürüyüp (hazır havalar da güzel), bazal metabolizmanın %80'i civarında kalori alarak ayda 2 kilo çok rahat verebileceğini tahmin ediyorum. 3 ayda 6 kilo yani.

Ben 1 senede 95'ten 75'e düştüm mesela böyle.
0
plutongezegendegilmi
(09.06.21)
Bizim ofiste bir kız var 19 kilo verdi diyetisyene giderek
0
pislick0
(09.06.21)
bos dusunce balonu ve alperz +1

kendini ac birakmadan disiplinli ve uygun bir diyet yaparsan uc ayda 20-25 kilo bile verirsin. fazla olunca daha hizli gidiyor cunku, en azindan baslangicta.

benzer noktada surekli donup duruyorum ve intermittent fasting yapip ne yedigime dikkat ettigim zaman bir ayda 7-8 kiloyu cok rahat veriyorum, neredeyse sifir spor bu arada, zaruri aktiviteler disinda yuruyus filan da yok.

zor olan kisim iradeyi gosterebilmek zaten, onu yapinca kilo her turlu gider.
0
der meister
(09.06.21)
(16)

Saat kaçtan sonra yemek yemiyorsunuz?

dissendium
Saat kaçtan sonra yemek yemiyorsunuz? Yaşınızı belirtirseniz iyi olur. Belirtmek zorunda değilsiniz. Yeme içme işini kaçta bırakıyorsunuz? Yemek yerken kendinize sınır koyuyor musunuz? Beş poğaçadan fazla yemeyeyim, geç saatte kola içmeyeyim, üst üste tatlı yiyecekler yemeyeyim gibi. Ya da bu hafta
Saat kaçtan sonra yemek yemiyorsunuz? Yaşınızı belirtirseniz iyi olur. Belirtmek zorunda değilsiniz. Yeme içme işini kaçta bırakıyorsunuz? Yemek yerken kendinize sınır koyuyor musunuz? Beş poğaçadan fazla yemeyeyim, geç saatte kola içmeyeyim, üst üste tatlı yiyecekler yemeyeyim gibi. Ya da bu hafta mutlaka sağlıklı bir yemek yiyeyim, meyve yiyeyim gibi şeyler düşünüp bunları uyguluyor musunuz?
0
dissendium
(06.06.21)
öyle bir kısıtlama yapmıyorum. hatta demin pirinç pilavı ve patlıcan oturtma ile yoğurt yedim. yaş 36.
yemeden önce kararsızdım. sonra dedim ki aklımda kalacağına midemde kalsın.
0
sutlu nescafe
(06.06.21)
yemeği öğlen 12 ve akşam 6 arasında yiyorum, 2 öğün olarak. öncesinde ve sonrasında kalorili hiç bir şey tuketmiyorum.
0
nahtoderfahrung
(07.06.21)
rafine şeker tüketmiyorum

net bir saatim yok ama gece yemek yememeye özen gösteriyorum

33 irkek
0
hedep
(07.06.21)
Genelde 6'dan sonra bişey yemem. Meyve veya içinde rafine şeker olan herhangi bir şey yemiyorum. Yapay olarak işlenmiş hiçbir şey yemiyorum (örn: kimyasalla kurutulmuş et yemem, ama doğal yollarla kurutulmuş yerim gibi). Peynirimi, zeytinimi, ekmeğimi genelde kendim yaparım, sebze, et, yumurta vs. organik alıyorum.

Bunların istisnası: dışarıda yerken her zaman seçme şansım olmuyor, ortama uyuyorum.

Bi de bugün 6 bardak soğuk kahve içmişim mesela, o tarz şeylere takılmıyorum. Yani "doğal" olduğu sürece np gibi.

29 E
0
plutongezegendegilmi
(07.06.21)
Doktor tavsiyesi yeme içme işini yatmadan 3 saat önce bitirmem yönünde. Gastritim var. Ben 1 saate düşürebildim.
0
auroraaurora
(07.06.21)
çok zayıf olduğum için kendimi kısıtlamıyorum, ne zaman ne istersem yiyorum. yaş 24.
0
rose parks
(07.06.21)
1 mayıstan beri kilo vermeye çalışıyorum. son bir hafta biraz gevşettim ama sabah ağırlık idmanı, 12-1 gibi günün ilk öğünü, akşam 7'de de günün son öğününü yediğim bi sistemim var. yediğim süreyi kısıtladığımda miktarı kontrol etmek daha kolay oluyor benim için. sonuç alıyorum :)
0
reavelyn
(07.06.21)
19. 3 haftadır geceleri yemek yememeye çalışıyorum. Pandemi başından beri haftada en az 3 4 gün geceleri sürekli abur cubur yiyorum ve genel olarak rahatsız olmaya başladım, kilo almam bunun sebeplerinden biri. Tam olarak kesemesem de abur cubur yemeyi bırakmaya çalışıyorum, tek istisnam dondurma :( Sebze yemeklerini çok sevmediğim için salata yemeye daha fazla yöneldim birkaç haftadır. Ara öğün yerine ceviz yiyorum.
0
black holes in the sky
(07.06.21)
İlk öğünü genellikle 12’den sonra yiyorum. Çoğu zaman 2’yi hatta bazen 3’ü bile bulabiliyor. Böyle olunca erken acıkmıyorum ve akşam yemeği saat 8 civarına kalıyor. Çok çok canım istemedikçe akşam yemeğinden sonra bir şey yememeye çalışıyorum.
0
ms brownstone
(07.06.21)
İşk öğünü 11 den sonra, son öğünü 7 den önce yemeye çalışıyorum.

Bazen dayanamayıp meyve yediğim oluyor akşamları. O yüzden almamaya çalışıyorum.

Yemek düzenim yok akşamları dışarıdan söylüyorum. Ama ev yemeği söylemeye, sağlıklı ızgara söylemeye çalışıyorum. Haftada en az 2 kere bozuyorum
0
zimbirik
(07.06.21)
ne zaman acikirsam o zaman istedigimi yerim.

ne yapacam her seye dikkat edecem de 150 yasina kadar tek basima mi yasayacam.
0
dio
(07.06.21)
18.30’da akşam yemeğimi yiyerek kapatıyorum midemi. En geç 19.00. Ertesi gün 13.00 veya 14.00’a kadar da bir şey yemiyorum.
Evet kısıtlama yapıyorum. Örneğin ilk öğünümde meyve porsiyonlarıma dikkat ediyorum. Yarım elmadan/armuttan fazlasını yemiyorum. Onun dışında her hafta sebze ve bakliyat pişirmeye özen gösteriyorum. Pilav/makarna gibi şeyleri iki ayda bir belki yiyorumdur.

24K
0
ruhen hastayim ben
(07.06.21)
Ağırlık günleri Carb backloading yapıyorum. Antrenman sabah sonra yükleme günün kalanında Low carb.

Kondisyon günlerinde hep low carb. Genelde akşama doğru her türlü lean proteine dönüyorum ama.

Sabah 5’te kalktığımdan akşam 8-9 gibi en geç yemeyi kesiyorum uykuyu bok etmesin diye.
0
arnold schwarzeneger
(07.06.21)
intermitten fasting yaptigim icin 8 gibi en son.
0
baldur2
(07.06.21)
21'den sonra yemiyorum.
40+
0
SiyamkedisiZorro
(07.06.21)
"haydaa ulan durduk yere ölücez şimdi" diye düşünüp insan olmaya karar verdiğimde genelde şöyle yaşamaya çalışıyorum,

en başta intermittent fasting. kahvaltı zaten sevmem. öğlen 12-1 gibi, sonra akşam 5-6 gibi bir öğün. bitti gitti. tabii ayı yavrusu olduğum için gerekli enerjiyi alabilmek adına protein ve sağlıklı yağ yönünden zengin, karbonhidratı az öğünler tüketmeye çalışıyorum böyle yaptığım zaman. o açıdan çok sağlıklı olmasa bile genel olarak düzgün öğünlerim oluyor. bol bol salata, zeytinyağı, kuruyemiş, yumurta, yeşil yapraklı ve serseri sebzeler vs.

kola ve tatlı benim için her zaman çok ciddi bir sorun oldu, sigarayı bıraktım bunları bırakamadım. becerebilirsem şeker tüketimimi "ayda bir gofret" seviyesine çekmek ve su, ayran, maden suyu vs. dışında hiçbir içecek tüketmeme isteğim var. bunu yapmaya çalışıyorum genelde.

tamamen kendi adıma konuşuyorum elbette ama benim için sağlıklı, sürdürülebilir ve ideal yaşam özetle budur: yetecek kadar yemek, işlenmiş üründen mümkün olduğunca uzak dur, ayu gibi yeme IF yap vücudun 15-16 saat kendini yenileyecek zaman bulsun, çok ağır olmamak kaydıyla antrenman yap, neblim bol bol yürü ve bir sporda kendini geliştir, su iç, pis şeylerden uzak dur ama arada mantı falan görünce de affetme, robot değiliz sonuçta. bence 30 günün 25'ini sağlıklı geçiren bir insanın ara sıra geceleri kola içme veya tek oturuşta karpuz bitirme hakkı olabilmeli, çok etkilemez herhalde, en azından 50'li yaşlara kadar.
0
der meister
(07.06.21)
(11)

uzun süreli, mutlu evliliklere denk geliyor musunuz?

cosmicgadin
En az 15-20 yıllık evli, birbirini görmekten, vakit geçirmekten keyif alan, mutlu çiftler var mı etrafınızda? Bunlar nasıl karakterler? Ve nasıl bir ilişkideler? Duygular sizce bir süre sonra kaçınılmaz olarak daha çok sevgi, saygı, minnet benzeri duygular mı?
En az 15-20 yıllık evli, birbirini görmekten, vakit geçirmekten keyif alan, mutlu çiftler var mı etrafınızda? Bunlar nasıl karakterler? Ve nasıl bir ilişkideler? Duygular sizce bir süre sonra kaçınılmaz olarak daha çok sevgi, saygı, minnet benzeri duygular mı?
0
cosmicgadin
(04.06.21)
Arkadasim var 12 yillik evli ikisi de muhendis acayip mutlular, cocuklari da var.

Eleman devamli aldatiyor ama kadini bilmiyorum.
0
divit
(04.06.21)
Benim üniversiteden hocam var. 50 yaşında falan vardır. Gezmeyi, yemek yemeyi falan çok seviyorlar. Maddi durumları falan da çok iyi. Kızı New York'da okudu. Sürekli bi yerlerden foto atıyorlar tatillerde. Yani öyle bir yaşamda mutsuz olmak çok da mümkün değil gibi.
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(04.06.21)
ben uzun senelerdir beraber olup hala sevgili gibi olan çift görmedim hiç. ya asker arkadaşı gibi oluyorlar ya da mutsuz.
0
levybroo
(04.06.21)
Sadakat. İnsan vakit geçtikçe daha fazla mı talepleri oluyor ya da gençken gözü mü kör oluyor çözemiyorum. Sanırım karakterle ilgili. Uzun ilişki iki tarafın karakteriyle ilgili. Belki de hoşgörü, sınırsız bağlılık. Sınırsız bağlanmak ne kadar zor? Cidden zor mu
0
bigbadabum
(04.06.21)
Valla ben kısa süreli mutlu evliliğe de denk gelmiyorum
0
aquarium
(04.06.21)
var. çok nadir ama. çoğu ilişki mutsuzluğa mahkum gibi görünüyor. o mutsuz insanlar da "canım cicim aylarınız geçsin de göreyim sizi:):):):)" veya "aman diyim evlenmeyin" tarzı garip propagandalar yapıyorlar. onlar zavallı diye herkes zavallı olmak zorunda değil. ama dediğim gibi, çok az denk geliyorum gerçekten birbirini seven mutlu çiftlere. mutluluktan kastım da her günün güllük gülistanlık geçmesi değil bu arada. her ilişkide zorluklar olur tabii ki.
0
aweamadeus
(04.06.21)
Annem ve babam 38 yıldır evli. Tabi onlara sormak lazım ama çok mutlu görünüyorlar. Bana sorarsanız hala birbirlerine aşıklar. Karakter olarak ikisi de karşısındakini dinleyen tipler, yani üste çıkmak için saçmasapan konuştuklarına şahit olmadım hiç. Tartışıyorlar ama konuşup anlaşıyorlar bir şekilde. Tartışıkları şey de "sen şöylesin böylesin" gibi suçlama değil de doğrudan sorun ile ilgili oluyor. Ayrıca kıskanç değiller. İkisi de kendine zaman ayırıyor, boş zamanlarında kendi arkadaşlarıyla takılıyor.
0
fotrsapka
(04.06.21)
var. 70'li yaşlarına yaklaştılar, ellerinde büyüdüm diyebilirim neredeyse ve şu yaşıma kadar birbirlerine ters bir söz söylediklerini bile duymadım. çok kibar insanlar ama dışarıdan bu kadar sempatik görünmelerinde sanırım kadın tarafının payı büyük - gerçekten dünya tatlısı ve iyisi, "ne bakıyon" deyip kavga çıkarabilecek tarzdaki birini bile yumuşatabilecek kadar klas bir insan. ben çocukken evlerinde gittiğimde bile huzurlu hissederdim (kendi ailemde ciddi bir sorun olmamasına rağmen) ve çocuk aklımla bile derdim yani, "buradaki insanlar gerçekten mutlu" diye. yaşım 30 olacak neredeyse, fikrim hala değişmedi :)

yalnız açıkçası ben bu "evlilik mutsuz eder" görüşüne de katılmıyorum. bugün mutsuz olan, evliliğine söven insanların çoğu ayrılsa emin olun ertesi gün eşini özler ve ister. belki tamamen alışkanlıktan, belki tamamen sevgisiz bir şekilde olur ama yine de ister. birlikte yıllar geçirmek, bir ilişki inşa etmek kolay iş değil. ayrıca kusura bakmayın ama çoğumuz da tırt insanlarız, evlenmeyince çok daha dolu ve süper hayatlar yaşayacakmışız gibi davranıyor bazıları. bana tuhaf geliyor. sanki çok mutlu olacaklarmış da evli oldukları için mutsuzlarmış gibi... değişik. tabii kişiden kişiye değişir bu, bazı insanlar gerçekten yanlış evlilik yapıyor ve evlenmese daha mutlu yaşayacak gibi oluyor.

bunu niye yazdım? "uzun süreli mutlu evlilik"ten çok dışarıdan mutsuz görünen ama bittiğinde tarafları çok daha üzücü bir hayata iten birliktelikleri daha sık gördüğüm için. bence aynı evde yaşadığın, hayatını paylaştığın bir insanı daima aynı tutkuyla sevmek mümkün değil. tabii ki yeri gelecek "ulan bu ne biçim insanmış" bile diyeceksin. gelgelelim çok ciddi veya temel problemler yoksa bir arada 15-20 yıl geçirmiş insanlar ayrıldıklarında daha mutlu olmuyorlar. en azından şahsi gözlemim bu yönde. YÜCE RABBIM her insanın gönlüne göre, nasıl mutlu olacaklarsa öyle versin.
0
der meister
(04.06.21)
Benim annem babam 27 yıldır evli. Baya anlaşıyolar. Annem hiç üste çıkan bi tip değil. Babam baskın ilişkide. Annem de daha çok kabullenici olunca anlaşıyolar, birbirlerinin dilinden anlıyolar. Liseli aşıklar gibi değiller ama anlaşıyolar. Tabi tartışma oluyor ama annem küsüyor o durumlarda, kavga çıkarmıyo. Sonradan geri barışıyolar.
0
turuncu tonlarda
(04.06.21)
Gördüm annemin halası ve eniştesi. Ama şöyle bir şey var, onları herkes severdi. Zaten aşırı iyi insanlardı. Karı koca öğretmenlerdi. Enişte zaten aşırı ünlü bir kimya öğretmeniydi Samsun’da. Herkese yardım etmişlerdi karı koca. Annemle babamın da evlenmesine ön ayak olmuşlar. Çok sıkıntı da çektiler. En son enişte mide kanseri oldu. O tonton göbekli hoş sohbet adam eridi 40 kiloyla vefat etti. Bir yıl geçmeden hala da vefat etti. Birbirlerini çok seviyorlardı aşk evliliğiydi zaten uzaktan akraba olsalar da. Ölümüne de dayanamadı kocasının peşinden gitti. Halen daha onları atakumda evlerinde hayal ediyorum ben. Hiç ölmemişler gibi. Çok minnoşlar halen daha. Duygulandım.
0
Arkabi08
(04.06.21)
31 yıllık evli olan annem ve babam. Bence 15 yıldan sonra daha iyi anlaşmaya başladılar. Birbirlerini seviyorlar, düşünüyorlar. Ayrı hiç kalamıyorlar. Çoğu zaman yeni evlenmiş gibi takılırlar sarılıp film izleme, el ele yürüyüşe çıkma, başbaşa yemek vs.
Nadiren tartışırlar onda da annemin sitem etmesi babamın susması şeklinde oluyor. Annem baskın bir karakter ve yaş olarak da babamdan büyük. Babam da çocuk ruhlu bir insan. Tamamliyorlar bence birbirlerini.
0
Benyinegulerim
(05.06.21)
(13)

Aşı tercihi

dissendium
Merhabalar. 20 ile 30 yaş arasında olanlar, aşı sırası size geldiğinde hangi aşıyı tercih etmeyi düşünüyorsunuz ve neden?
Merhabalar. 20 ile 30 yaş arasında olanlar, aşı sırası size geldiğinde hangi aşıyı tercih etmeyi düşünüyorsunuz ve neden?
0
dissendium
(03.06.21)
seçim tercihi olmayacağını düşünmekle beraber biontech. vize sorunu yaşamamak için.
0
duyurukullanıcısı
(03.06.21)
Yasim belirttiginiz araligin uzerinde ama yine de cevap vereyim, siram geldiginde mumkun olursa BioNTech olacagim.
0
invictae
(03.06.21)
2-3 ay önce olsa sinovac derdim de şimdi tereddütsüz biontech diyorum. koruma oranı daha yüksek, ilk dozda dahi kaydadeğer bir koruma sağlıyor, mutasyonlara karşı da etkisi olduğu belirtildi, bir de ağustos'ta ingiltere'ye gitme olasılığım var sinovac'ı tanıyacaklarını sanmıyorum.
0
signore
(03.06.21)
Ben de seçme şansım olursa Biontech seçerim.
0
buff
(03.06.21)
Biontech'ciler, ilerde çıkabilecek yan etkilersen korkmuyor musunuz ?
0
vizivozo
(03.06.21)
anneme biontech aldık, oldu da. ben de olursam biontech.

Tüm avrupa + ingiltere biontech vuruyor vardır bi bildikleri.
0
phiphi
(03.06.21)
Koruyuculuğu daha az ancak Sinovac daha güvenilir.
0
pro9it9is9
(03.06.21)
onceligim biontech ama siram gelince tursu suyu bassalar bile umrumda degil artik yeter ki salsinlar bizi biktim kendim icin degil ben zaten asosyalim de insanlik icin istiyorum sokaga cikilamayan bir dunya mi olur yeter la
0
der meister
(03.06.21)
Cin asisi olcam, eger tercih hakki verilirse.

almanlara guvenmiyorum.
Asiyi ugur sahin olmak istemedi beni killandirdi.
Volkswagen skandalini daha sindiremedik.
2 yil alman sirketinde calistim projelerde cok kolpa isler yaptilar ayar ettiler beni.

Cin'de en kotu ihtimalle musluk suyu vurulmus oluruz o da oldurmez.
0
divit
(04.06.21)
Bu aşıyı Sadece türklere yaptırıyor olsalar hadi şüpheye düşeyim derdim ama dünyada onlarca ülke gözü kapalı biontech i seçmişken ve sinovac yalnızca tr seviyesinde üç beş ülke tarafından talep edilmişken sinovac olamazdım.
Biontech 1. dozu oldum 2 hafta önce.
0
somethinginthewayshemoves
(04.06.21)
israil ve bahreyn vakalarına bi göz atın derim. ona göre aşınızı olun, geniş ölçekli iki örnek.

ben biontech düşünüyorum.

twitter.com
0
false pretension
(04.06.21)
Tam simdi ustteki grafige bakiyordum, denk geldi.
iki grafik ayni olcekte bile degil.
Bahreynin tepe noktasi digerinin normali gibi.
Zaten vurduklari asi da sinovac degilmis. Baska bir cin asisiymis.
Ulke baskani aciklamasini okudum ramazan bayrami nedeniyle ve test sayisini artirmalari nedeniyle sayilar cosmus.
Zaten nufuslari da 1.5 milyonmus.


Bu medyatik doktorlar niye istatistik manipulasyonu yapar hic anlamiyorum.
Adam nerdeyse sayiyi artiriyor diyecek.
0
divit
(04.06.21)
Belki kötü bi tesadüf ama çevremde son bi ayda biontech aşısi olup kalp krizi geçiren 5 kişi oldu.yaslari 50 ve üzereydi.
0
essoist
(05.06.21)
(8)

şimdiki gençler manowar, iron maiden, duman, pearl jam falan dinliyor mu?

proletarier aller lander vereinigt euch
bu liste çok uzar aklıma gelen birkaç örnek yazdım. ben 2012'de lisedeydim en son o zamanlar bile azdı şimdi nasıl durumlar?
bu liste çok uzar aklıma gelen birkaç örnek yazdım. ben 2012'de lisedeydim en son o zamanlar bile azdı şimdi nasıl durumlar?
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(30.05.21)
Var var olmaz mı hiç.
Bir kaç yıl önce Camel gelmişti. Onda bile gençler vardı çok şaşırmıştım.(evet tür farklı ama gecelerin dinleyip bileceğine ihtimal vermemiştim)
0
kisa
(30.05.21)
Valla değişik türden grupları yazmışsın, yani yelpazeyi oldukça geniş tutmuşsun. Elbet dinleyen vardır.
0
j r r tolkien hayrani
(30.05.21)
Bence dinleyen bir kitle vardır mutlaka. Zira Iron Maiden ben lisedeyken de (2008-2012 arası) eski bir grup konumundaydı, metal en popüler müzik türü değildi ama bir şekilde denk gelmişim dinlemişim demek ki. Ben aynı şekilde şimdi de olduğunu düşünüyorum genç dinleyicilerinin.
0
evandro roncatto
(30.05.21)
var tabii ki, çok var da duman'ın alakasını pek anlayamadım açıkçası. piercing takıp bira içince asi ve bohem olduğunu sanan kadıköy ergenleri her daim popüler tutuyor bu tarz arabesk rockçı grupları, popülerliği kaybetme gibi bir durum söz konusu değil.
0
kedimedi
(30.05.21)
aynen ben de 2012'de liseden mezun oldum, o zaman benim çevremde metal dinleyen bir tane adam yoktu. norm ender, şehinşah vs. herkes repçiydi. o açıdan çok yalnız kalıyordum müzik konusunda.

benim birader 2003'lü, lise 3'e gidiyor. o sağlam metalci, sabah akşam metalika aşağı megadet yukarı. davulumuz yok ama bagetlerle kah havayı döverek kah yastıklara vurarak çalmaya çalışıyor vs. bildiğim kadarıyla arkadaş grubunda da dinliyorlar. b1 ingilizcesiyle lyricstranslate'te her türlü metal çevirisini türkçeye çevirmeye çalışıyor arsız jdfdj. ha bizim zamanımızda olduğu gibi "METALCİYİM!1!! METAL!!1!" şeklinde kimliği biçimlendirecek ölçüde bir tutku olduğunu sanmıyorum, malum yeni nesil çok daha fazla şeye maruz kalıyor, dikkatleri kolay dağılıyor o yüzden bizim kadar değillerdir diye düşünüyorum.
0
der meister
(30.05.21)
Şu an gençler spotify weekly digest ne önerirse onu dinliyor. İndie rock hepsinden popüler.
0
westblack
(30.05.21)
2010-2019 arası istanbul dahil avrupa'da farklı ülkelerde yaklaşık 12 iron maiden konserine gittim, başka grupların konserlerine ya da başka festivallere de gittim, gözlem üzerinden yazabilirim, gördüğüm kadarıyla gençlik çılgın atıyor gayet konserlerde/festivallerde. manowar, pearl jam falan bilemiyorum tabii, iron maiden hala epey aktif olduğundan ve farklı pazarlarda görünür durmaya devam ettiğinden genç kitlelere ulaşıyor hala ve birçok nesil tarafından seviliyor dinleniyor. metallica da aynı sebepten dinleniyordur gençler tarafından sanırım hala.

genelde gördüğüm, bu saydıklarınıza yakın tarzların yeni grupları/sanatçıları gençler tarafından dinleniyor, tarzı dinleyenler eskilerini de öğrenip dinliyordur tahminim. festivallerde ya da konser öncesi ortamlarda çalan şarkıları biliyor gözüküyorlar genelde. ghost mesela genç takipçisi bol, ya da gojira, baya genç bir kitlesi var bildiğim. epica falan da bilinip seviliyor gördüğüm. benim bilmediğim yeni bir sürü grubu bilip seviyorlar mesela. muhtemelen yenileri bildiklerinden eskilerin klasiklerini de bilip dinliyorlardır.

ek olarak bu tür müziğin dinleyicisi genel toplamın içerisinde her zaman az kalacaktır diye düşünüyorum. yani etrafımızda az olması popüler edilmemesiyle alakalı. "pop" başlı başına bir silip süpürücü. insanlar önlerine ne servis edilirse istemsizce ona dönüyorlar. heavy metal ya da yakın türler ne zaman "popüler" oldu ki tam olarak, belki nwobhm dönemlerinde olmuştur, onda bile dünya çapına michael jackson gibi yayılamazdı sonuçta. grunge da akım olarak popüler olmuştu mesela, o da sattı yani bir dönem ve dönemi bitti aslında.

yani dinleyici kitlenin az olması normal, oranla baktığınızda da şimdi de azdır ama bence var iyi kitleler. ama tabii ki ana akım değiller, @kıyıyavurandildolar'ın belirttiği gibi.
0
nimberjack
(30.05.21)
açılın genç geldi. evet dinliyor efendim. türkiye seçim sonuçları gibi örnek verirsek ise şöyle bir tablo çıkıyor ortaya

akp - indie
chp - rap
iyip - rock
hdp - metal
mhp - pop

yani evet. böyle bir tablo var. açıkçası gayet normal. hiçbir zaman ana akım olmadı zaten metal. ama dinleyen dinliyor bir şekilde. gençler arasında en dramatik düşüş gösteren pop müzik. y kuşağının aksine çok az pop müzik dinleniyor. hatta dalga geçmek/eğlenmek için dinlendiği oluyor :P
0
xaloc
(30.05.21)
(15)

bire bir tanıdığınız en zengin insanın geliri & serveti ne kadardı?

avatar is back
istanbul'a geldiğimden beri bambaşka bir dünyayla karşılaştım. meraktan soruyorum tamamen.geçen tanıştığım bir adamın istanbulda 2 oteli, 8 tane çok sağlam kiralı dükkanı olduğunu söyledi. tahmini aylık 400-500bin tl kira + otel geliri var sanırım. ortak arkadaşım da "tahminen 700 milyon lira civarı
istanbul'a geldiğimden beri bambaşka bir dünyayla karşılaştım. meraktan soruyorum tamamen.

geçen tanıştığım bir adamın istanbulda 2 oteli, 8 tane çok sağlam kiralı dükkanı olduğunu söyledi. tahmini aylık 400-500bin tl kira + otel geliri var sanırım. ortak arkadaşım da "tahminen 700 milyon lira civarı parası var demişti.

sizin çevreniz de en uçuk örnek ne? mesela tanıdığı (uzaktan 1 saatlik falan bile olsa) max zengin aylık 10-15bin lira gelirli olan var mı (geçen seneye kadar bendim bu haha)
0
avatar is back
(29.05.21)
Yazının başları bi kenara ama son paragrafta fakirliğe övgü var resmen :)

Edit: Sirf bunun edit'i icin desktop surume gectim. 10-15 bin az para demiyorum kimse yanlis anlamasin. Ama ulke sartlari da belli.
0
msb
(29.05.21)
Beylikdüzü'nde bir sanayii sitesinin tamamına sahip birini tanıyorum, arazi ve içindeki yapıların tamamı ona ait. geçenlerde çalıştığım fabrika kira sözleşmesini yeniledi
1 aylık kira bedeli 500.000 TL ve bizim gibi epey fabrika var.
0
yamuhu
(29.05.21)
Yakın bir arkadaşımın eniştesi ve ailesi, eski deutsche bank orta dogu sorumlusu ve isvicrede ozel bir bankanın başı su an, gelirini ve ailesinin varlıklarını duyunca rengim atmıştı, ülkeye borç verecek düzeyde gelirleri var.
0
mirty
(29.05.21)
öyle tanışma falansa iskandinavya top50 30 yaş altı en zenginlerden arkadaşım var benimde.

bence soruyu size bir faydası dokunmuş diye sor.
0
duyurukullanıcısı
(29.05.21)
benimki alanında populer bir akademisyen. bazı top üniversitelerde akademisyenler ciddi anlamda çok para kazanıyorlar. yani aylık 60k dolar gibi. belki daha fazla kazananlar da vardır ama benim tanıdığım bu kadar kazanıyor. tabii bu bir söylenti, şu kadar kazanıyorum diyecek hali yok ama populer ve tanınan biri olduğu için mümkün.
0
Sour
(29.05.21)
sakıp sabancı'nın makedonya versiyonunu görmüştüm. hani burada yazmak sadece parmaklarımı yorar. sen hesap et.
0
evimin paspasi
(29.05.21)
Yüzlerce bitcoin, altcoin, zort coin, vs kripto parası olan tanıdığım var. 2013 yılında btc-e trolbox’ta tanışmıştık. ben bırakmıştım kripto işlerini o devam etmişti şimdi dolar milyoneri. gerçi hala Beşiktaş’ta bir apartman dairesinde oturuyor. Arabası gayet sıradan bir 320i. dükkanları, daireleri var, deposu var orada mining de yapıyor yani pasif gelir de o biçim ama ruhu fakir galiba.
0
zoghurt
(29.05.21)
rakam veremeyeceğim ama hem entry'lerimde hem de burada ara ara bahsettiğim ukraynalı bir abi var. sovyetler yıkılınca devleti soyup yolunu bulan oligarkların yerel versiyonu gibi düşünebilirsin. kuzeninin fabrikası mı ne vardı, çin'den boya ithal ediyorlardı, o tarz bir şey. bu da orada yönetici olarak çalışıyordu ama o işin teferruatı. "maaşımı kuzenim veriyor" diye şaka yapıyordu.

kiev'de şehrin dışında üç katlı villaları, iki arabaları vardı ve SÜREKLİ yurtdışına çıkıyorlardı.

siz nasıl tanıştınız dersen ben adamın eşiyle workaway.info'da tanıştım. bunlar "biz zengin ve elitiz, ukraynalılar köylü, yabancı arkadaşlar edinmek istiyoruz" kafasındaydı jdfjdjk ingilizce geliştirmek istiyorlardı falan öylelikle gitmiş bulundum, çok güzel ağırladılar yediler içirdiler. yıllar içinde defalarca görüştük öyle. yeri geldi kışın bahçelerinde kar küredim, yeri geldi içip içip uyudum bi şey bile yapmadım.

şahsen tanıdığım en zengin adam oydu sanırım. lüks yaşamıyordu ama para şifresi yazmış gibiydi yani "aman o bizi aşar" dediği bi şey yoktu, işi çıktı diye sabah kalkıp amerika'ya gidebilen bi adamdı. düşününce çok tuhaf geldi ya 21-22 yaşında başımıza neler gelmiş, şimdi bakkal selamımı almıyo
0
der meister
(29.05.21)
sadece patronlarım var :)

biri eski büyükşehir belediye başkanıydı. sanırım en zengini o idi.
0
naksidil
(29.05.21)
Aylik gelirinin $100.000 uzeri oldugunu tahmin ettigim 4-5 kisi taniyorumdur herhalde..

Aylik geliri asgarinin 5-6 kati olmayan adam orta direk bile degil zaten..
0
cooperr
(29.05.21)
Valla sanırım milyar dolar seviyesinde serveti olan biri ancak her gördüğümde dalasım geliyor. Adam da oldukça saygılı, kibar gibi ama sevmiyorum ben öyle zengin kişileri. Milleti deli gibi sömürmüşlerdir bu hale gelmek için.
0
j r r tolkien hayrani
(29.05.21)
eski patronum var 40 kusur dairesi var, 7-8 subeli supermarketi var. Ama asiri cimri, isciyi somurur, kimseye guvenmez, herkesi ondan caldigina dair paranoyakligi var, muhasebeci, mudur, isci herkes caliyor, yan gelip yatiyor diye dusunuyor adam, bir de kendini hep daha ust seviye adamlarla kiyasliyor, yani para mutluluk dogru orantili olarak lineer sekilde gitmiyor ya da gidiyor ama bir yere kadar sonrasi zarar kisisine gore. Ama bunun parasini y-z kusagi ogullari cok pis yiyor Ibizalarda, Las Vegaslarda alem yapiyorlar
0
neverletyougodown
(30.05.21)
arkadasimin kayinpederi, uzun yillardir enerji sektorunde. yurtidisinda kendilerine ait adalari var :)
0
tahtakafa
(30.05.21)
birinci dereceden birkaç akrabamın yurt dışında ortak olduğu yiyecek imalathanesi var. kişi başı aylık gelir 50 bin eurodan fazladır diye düşünüyorum.
0
biravekahve
(30.05.21)
Yurtiçi ve dışında 140 tane şubesi olan özel okulu, üniversitesi vs olan birini tanıyorum.

Yıllık 120 milyon lira burs verdiğini açıklamıştı geçenlerde. Servetinin 2 milyar dolar olduğu söyleniyor.
0
lancelot du lac
(30.05.21)
(13)

fiziksel olarak yaşlandığınızı ne zaman hissettiniz?

dokunmakalbime
artık eskisi gibi hızlı koşamıyorum, erken uykum geliyor gibi hafif semptomlar değil de, eskisi gibi dinç değilim, çok hareket edince şuram ağrıyor gibi şeyleri soruyorum.
artık eskisi gibi hızlı koşamıyorum, erken uykum geliyor gibi hafif semptomlar değil de, eskisi gibi dinç değilim, çok hareket edince şuram ağrıyor gibi şeyleri soruyorum.
0
dokunmakalbime
(23.05.21)
Halı saha maçında anladım. Koşmaya devam etsem bayılacaktım. Oysa fişek gibiydik. Arka arkaya 2 maç yapardık.
0
alicandan
(23.05.21)
Gençlik heyecanı da vardı tabi ama eskiden seks için şehir değiştirir, nefes almaksızın cima ederdik. Şimdi masturbasyon için bilgisayarı kalkıp almaya üşenip, uyuyorum.
0
allah yazdiysa bozsun
(23.05.21)
pandemiden sonra anladım. bldiğin on yıl yaşlandırdı beni merdiven çıkamıyorum
0
photo85
(23.05.21)
istedigim gibi iki gunde gobek eritemedigimde anladim
0
ala09
(23.05.21)
Ben bisiklet turunda daha 27 iken dizi parcaladim, duzelmiyor. Surekli sizim var. Ortapedistim 18-20 yasindan sonra spor yapilinca bir sekilde dizlerin zarar gorebilecegini, Tanri´nin pek de bu konuda pek de iyi bir is cikarmadigini soyledi. Dizler dandik yapilmis.

Bunun disinda fiziksel aktiviteye bagli olarak daha dinc ya da daha kirilgan hissediyorum. Bence hissetmekten cok, biraz akillanip, kendini deli dehset yormamak fiziksel ve de ruhsal "olgunluk" gostergesi. 19 iken yarin ne kadar basimin agriyacagini, yorgun olacagimi dusunup ve tartip ona gore davranmazdim.
0
buf-e kür
(23.05.21)
performansla ilgili çok sorun yaşamıyorum sanırım. yüzme gibi sakin nefes kontrollü sporlarda daha iyi bile olabilirim ama bu hayat tarzımın da yaşla beraber değişmesinden olabilir, bi de arkadaşlar da yaşlandı kimle kıyaslayacaksın. bir tek şu, eskiden neredeyse donsuz gezerken şimdi arabanın klimasından çarpılıp iki gün ağrı çekiyorum.
0
engelbert humperdinck
(23.05.21)
35 yasimdayken falan oldu: bizim apartmanin sokaga acilan dis kapisi kilitli kalmis. gayet dusunmeden yandaki duvardan sokaga atladim. atladim dediysem duvarin yuksekligi belime geliyor max. atladiktan sonra ayaklarimin yere degmesiyle, nasil denk geldiyse sirtimda omurgamin ortasinda bir simsek cakti, nasil bir aci. canim hic tatli degildir ama bagiracaktim neredeyse. orasi hala ara ara sizlar. bu kadar basit bir fiziksel aktiviteden zarar gorebilme ihtimaliyle karsilasinca kendimi ilk kez dede gibi hissettim.

bir de 1-2 sene once uzuuun zaman sonra ilk defa düştüm. belki de ilk ergenlikten beri falan ilk defa, baya takilip dustum.

aman yarabbi yetiskin koca adamken dusmek ne pis bir seymis... cocukken gunde 50 kere duserdik farketmezdik bile. topallamadan yurumem iki hafta aldi. yaralar maralar rezalet yani.
0
robokot
(24.05.21)
20-26 yaş arasında istikrarlı bir şekilde acayip kilo aldığım için benim değerlendirmem çok isabetli olmayabilir zira bi' nevi hızla yaşlandırmış oldum kendimi ama 24-25 yaş civarı gerçekten "böyle yaşanmaz" demeye başladığım aralıktı.

20-24 arasında sigara da içiyor olmama rağmen lazım olduğunda hala aygır gücüm olduğunu hissediyordum. konser olsun, gezi olsun, başka bi etkinlik olsun vs. yani "oha ben fiziksel olarak bu kadar güçlü müydüm?" sorusunu sorduğum oluyordu, "hala gençmişiz be heheyt" diyordum.

25 ve sonrasında ise sigarayı bırakmama rağmen dizler başta olmak üzere çoğu yer bitti, düz yolda devrilir hale geldim. fiziksel acı çekmeden ne zaman hareket ettiğimi hatırlamıyorum bile.

kısmetse işte şu kiloyu bi verip bakıcam tekrar, tamamen şişkoluktan mıymış acaba yoksa 25-26 yaşından sonra gerçekten de ne kadar uğraşırsan uğraş ağrı sızı kalıcı mı oluyormuş.
0
der meister
(24.05.21)
29 yaşında majör spor sakatlığı geçirdim ama 35’e kadar doğru düzgün etkilemedi. 35’ten sonra aynı sakatlığın etkisini bütün vücutta hissetmeye başladım. Keskin bir kırılma yok ama yavaş yavaş eskisi kadar hızlı recover olmadığımı hissediyorum.
0
arnold schwarzeneger
(24.05.21)
Yaş 36, erkek kişisi olarak cevap yazayım;

Vucüt sinyal vermeye başladı. Geçen sene farkettirdi.
0
put it in your appropriate place
(15.06.25)
naçizane şimdi ben gibi ihtiyar dostlarıma umut ışığı olacak bi şey söyleyeyim tam aksine: 23-24 yaşındayken "artık genç değilim yau" demiştim. sonra bi konsere gittim moshpit'li filan. o gece dedim "vücutta bi şey yokmuş aslında, kafa yavaşlamış". daha sonra 20'lerin sonunda baktım gerçekten merdiven çıkarken bile zorlanıyorum, dedim aha kaçınılmaz son geldi, emekliliğe de daha çok var piiii. sonra fiziksel olarak ağır bi işe girdim, iki hafta geçti geçmedi, vücudumdaki kasların adeta uyandığını, uyandırılmış hücre gibi sağa sola sataşmaya başladığını hissettim.

diyeceğim o ki spesifik bi sağlık sorununuz yoksa ÇOĞUNUZ yaşlı değilsiniz arkadaşlar. "nasıl değiliz şerefsiz 19 yaşındaki adamla 30'dakinin performansı aynı olur mu?" demeyin. hiçbi şey yapmayınca profesyonel sporcu bile çöker zaten, o vücudun kapasitesinin düştüğünü göstermiyor ki.

ha eskiden maraton koşardım şimdi yarısında tıkanıyorum diyenler vardır ona bi şey diyemem, onlar zaten yaşıtlarının yüzde 99.9'undan daha sağlıklı ve dinç insanlar, onlar gerçekten "gerileme" görmüş olabilir.

amma çoğunuz vücudu kullanmadığınızdan dolayı hamsınız sadece. 3-5 ay dikkat edin, 19-20 yaşındakinden daha ayu ve aygır olmazsanız benim adım da mark değil.

velhasıl hayat yolculuğunda muhakkak "ulan bitmişiz he, eskiden yapıyoduk şimdi yapamıyoruz" dediğiniz pek çok şey olacaktır ama bu fiziksel kapasitenizin düştüğü anlamına gelmiyor. BAŞKA BİR SAĞLIK SORUNU OLMADIĞI TAKDİRDE 50 yaşından önce yaşlandığını söyleyen kişilere gördüğüm yerde omuz atacağımı bildirir, sağlıklı ve keyifli pazarlar dilerim. iyisiniz iyi.
0
mark greg sputnik
(15.06.25)
30 yasindan sonra hafif semptom dedigin seyler basladi ama bence onlar hafif semptomlar degil. futbol oynarken yorulmak ve kosamamak bunun ilk belirtisi.

erken uykum gelmiyor da ortalama 6 gibi kalkiyorum ve buna bayiliyorum. bugun 5'te kalktim mesela. dun 11'de yatmistim.

@mark greg sana katilmiyorum ve laflar hazirladim. profesyonel sporculara bakarak vucudun ne zaman yaslanmaya basladigini anlarsin. 30 yasindan sonra sporcular sapir sapir dokulmeye basliyor ve cogu kariyerini noktalamak zorunda kaliyor. 35'ten sonra neredeyse hic yok ozellikle kendine bakanlar ve longevity kasanlar disinda. onlarin da performansi cok ciddi dusuyor.
0
antikadimag
(15.06.25)
Eskisi kadar uzun yol yürüyemiyorum. Zaten bu yüzden araba kullanmayı öğrenmek zorunda kaldım. Arabalara karşı ilgim sıfırdı birden tavan yaptı.

Ayrıca sabah zor uyanıyorum ve multitasking olayı da azaldı
0
runaway
(15.06.25)
(8)

Şu ana kadarki favoriniz hangi ülke? (Eurovision)

msb
Benim Finlandiya, ikinci Rusya sanki...
Benim Finlandiya, ikinci Rusya sanki...
0
msb
(22.05.21)
Geç açtım, Rusya'yı yakalayamadım, izlediklerim arasında şimdilik Litvanya ilgimi çekti, favorimi duruma göre editlerim.

Edit: video özetlerinden Rusya ilginç geldi, iyi puan alırlar herhalde ama benim favorim Litvanya hala ilk beşe kesin girerler tahminimce.

Bi daha eurovisiona gelmem editi: yazıklar olsun:)
0
candanag
(22.05.21)
Azerbaycan da iyiymiş ya
0
🌸msb
(22.05.21)
İzlanda <3
O olmazsa Litvanya.

Edit: + İtalya
0
kobuzchu kiz
(22.05.21)
İzlanda tatlıydı. Sonra Ukrayna, Azerbaycan.
0
ryhmer
(22.05.21)
izlanda

şimdi italya çıktı onlar da iyiymiş...
0
late viper
(22.05.21)
Azerbaycan ve italya favorim, bonus isvicre
0
helena
(23.05.21)
Benim birincim izlanda.

Diğer hoşuma gidenler:
Belçika
Finlandiya
Portekiz
0
king lizard
(23.05.21)
çok bariz bir favori seçemedim, güzel şarkılar var.

ukrayna çok orijinal ve sayko. hoşuma gitti.

litvanya'ya bayıldım. sanırım bir numaralı favorim onlar.

italya ve finlandiya güzel ama çok çok özellikli gelmedi bana. üst sıralarda olmaları lazım ama birinci olmazlarsa şaşırmam.

rusya fena değilse de tarz olmak için biraz fazla zorlamışlar gibi. ukrayna'nın aksine onlar o "denişik" havayı tam oturtamamış sanki. yine de güzeldi.

isviçre çok çok iyi ama duygusal ve hüzünçlü bi şarkı olduğu için çok göz önünde olmasını istemiyorum hehe.
0
der meister
(23.05.21)
(5)

İngilizcesi İyi Olanlar İçin Bir Grammer Sorusu

melonsucker
Selam,Kolay gibi görünmesi sizi yanıltmasın."In the past centuries" hangi tense'i alır? Perfect mi past mı?Agricultural practices such as irrigation, crop rotation, fertilizers, and pesticides were developed long ago but … great strides in the past century.Boşluğa gelecek olan fiil make ama hangi te
Selam,

Kolay gibi görünmesi sizi yanıltmasın.
"In the past centuries" hangi tense'i alır? Perfect mi past mı?

Agricultural practices such as irrigation, crop rotation, fertilizers, and pesticides were developed long ago but … great
strides in the past century.

Boşluğa gelecek olan fiil make ama hangi tense'de?
0
melonsucker
(20.05.21)
bence porfek
0
der meister
(20.05.21)
Past centuries dediğine göre geçmiş yy'lardan bahsediyor, içinde bulunduğumuzdan değil. Late century deseydi perfect olurdu.

Edit: böyle dedim ama şuradaki örneklere bakınca perfect de oluyor gibi. Over ile past arasındaki nüansa basmadı ama over'ın biraz daha - den beri anlamı taşıdığını söyleyebilirim.
dictionary.cambridge.org
0
Jux
(20.05.21)
"Agricultural practices such as irrigation, crop rotation, fertilizers, and pesticides were developed long ago but have made great strides in the past century."

Diyorum ben.
0
peki madem
(20.05.21)
"Even if agricultural practices such as irrigation, crop rotation and the use of chemical fertilizers and pesticides were discovered long time ago, there has been tremendous progress over the past century."
0
makarnavodka
(20.05.21)
FIDOW kuralını belki duymuşsundur. for, in, over.... the last/past century/years vs. gibi cümleler kuruyorsan cümlenin zamanı present perfect oluyor.
0
olutaklidi
(20.05.21)
(8)

ayrıldığınız sevgilinize dair anket

istanbul kanatlarimin altinda
1. ne kadar süre birlikteydiniz? 2. ayrılma sebebinizi puanlayın: 1-“kırgınlıklarımız vardı” seviyesi ve 5-“bitmeyen kavgalar/aldatma/şiddet vs vardı.” seviyesi olsun. 3. ayrıldıktan sonra görüşmeye devam ettiniz mi, yoksa onu hayatınızdan temelli sildiniz mi? 4. neden?
1. ne kadar süre birlikteydiniz?
2. ayrılma sebebinizi puanlayın: 1-“kırgınlıklarımız vardı” seviyesi ve 5-“bitmeyen kavgalar/aldatma/şiddet vs vardı.” seviyesi olsun.
3. ayrıldıktan sonra görüşmeye devam ettiniz mi, yoksa onu hayatınızdan temelli sildiniz mi?
4. neden?
0
istanbul kanatlarimin altinda
(17.05.21)
hangi ayrıldığımız için cevaplıyoruz? istediğimiz sevgiliden başlayabilir miyiz?

1-3,5
2-ilişkideki beklentiler değişmişti, o ciddi bir adım atmak istedi ben ondan bağımsız böyle bir şeye hazır değildim. konuşup anlaşarak ayrıldık, o yüzden 0,5 diyorum
3-ayrılalı 3 seneyi geçti, hala konuşuruz, pandemi öncesi görüşüyorduk da nadiren de olsa.
4-tamamen arkadaşça, ortak ilgi alanlarımız üzerine olan görüşmelerdi bunlar. insan olarak çok sevdiğim şefkat duyduğum biri. değer verdiğim, bu dünya için biraz saf ve temiz biri. bence insan olarak dünyanın onun gibilere ihtiyacı var. bundan dolayı üzüntüleri kırgınlıkları oluyor. dert anlatır, dinler akıl veririm, o da benim bu yanımı sever, bana akıl danışır.

insanların karşısına böyle güzel bahsedebileceği -hele ki uzun süren eski bir ilişkiyse- kaç kişi çıkıyor? benim ondan sonra, en az onun kadar sevdiğim başkaları çıktı karşıma ama hiçbiri insaniyet namına onun kadar "iyi insan" değildi. iki insan arasındaki ilişkiye sevgililik, arkadaşlık, akrabalık olarak bakmaktan ziyade; daha üst anlamda, insani ilişki olarak bakabilmek lazım. ona bu anlamda bakıyor ve "güzel insan" olarak tanımlıyorum. böyle baktığımda iletişimde olmaktan mutlu olduğum biri, bu yüzden.
0
Jux
(17.05.21)
1) En son ilişki yaklaşık olarak 7-8 ay sürdü.
2) Puanım 3.
3) Burası saçma, corona olayları yüzünden ayrıldıktan sonra bile bir süre daha aynı evde yaşamak zorunda kaldık :D
4) Ee çünkü Corona.
0
j r r tolkien hayrani
(17.05.21)
1) 15 ay civari

2) genel olarak 2 diyebilirim. ciddi bir sorun yoktu. niye terk edildigimi hala anlamadim acikcasi, herhalde tirt buldu beni ama bunu anlamak icin bir sene gerekiyor muydu bilmiyorum.

3) gorusmuyorum tabii, sevdigim halde sktir edildim ne goruscem bu saatten sonra
0
der meister
(17.05.21)
Hangisi olduğunu söylememişsin ki :)
En çok sevmiş olduğumu söyleyeyim;

1- 1 sene
2- 1 puan
3- görüşmedik, hiç haberim yok.
4- yüzde yüz benim mallığımdan kaynaklandı. Hadi yüzde 98 diyelim.
0
kaptan maydanoz
(18.05.21)
Eşimle tanışmadan önceki son sevgilim:
1- 1 sene
2- ayrılma sebebimiz puanlanamayacak kadar ilginç
3- görüşmedik öldü mü kaldı mı haberim yok.
4- o.ç olduğu için
0
suicides underground
(18.05.21)
1. ne kadar süre birlikteydiniz? 5.5 yıl
2. ayrılma sebebinizi puanlayın: 1-“kırgınlıklarımız vardı” seviyesi ve 5-“bitmeyen kavgalar/aldatma/şiddet vs vardı.” seviyesi olsun. 0
3. ayrıldıktan sonra görüşmeye devam ettiniz mi, yoksa onu hayatınızdan temelli sildiniz mi? Sildim.
4. neden? Beni aldattığı için.
0
stewie
(18.05.21)
Şu anki sevgilimden önceki,

1. 1 seneyi geçmişti
2. 1 - Birbirimize uygun olmadığımızı gördüm. Öyle büyük kavgalar olmadı ama çok üzüldüm.
3. Hayır sildim
4. Görmeyi kaldıramıyordum o zamanlar ama şu an tamamen nötrüm.
0
jazzabel
(18.05.21)
1- 6 ay birlikteydik
2- 5 puan. Bitmek bilmeyen kavgalar. Diken üstünde dolaşmaca. Bugün ne sorun yaşayacağız vs.
3- Bir-iki telefon görüşmesi oldu. Sonra tekrardan beni her yerden engelledi.
4- Valla o engelledi. O yüzden ona sormalıyım.
0
Amory Lorch
(18.05.21)
(10)

Turkiye ligine play-off sistemi niye gelmiyor?

freedonia
Senelerdir niye birbirimizi yiyoruz? O mac satti, o tesvik aldi, beriki otekinin eski hocasi, oteki kiralikmis zaten, o niye oynamadi o niye cezaliydi, o niye sakatti, yok bize fazla motive oldular, karsi takim hedefsiz niye boyle mucadele ediyor falan bir milyon tane cop tartisma, gerilim gereksiz
Senelerdir niye birbirimizi yiyoruz? O mac satti, o tesvik aldi, beriki otekinin eski hocasi, oteki kiralikmis zaten, o niye oynamadi o niye cezaliydi, o niye sakatti, yok bize fazla motive oldular, karsi takim hedefsiz niye boyle mucadele ediyor falan bir milyon tane cop tartisma, gerilim gereksiz yere. Lig bitince yapin bir play off birbirlerini yenip sampiyon olsunlar iste. Fikstur Sansi faktoru de minimuma inmis olur, biri kisin -10 derecede Sivas deplasmanina denk gelmis, biri agustosta Sivas deplasmanina gidiyor. Ayni sey mi? Anadolu klupleri desen zaten ayri tez konusu kume dusucez diye M.city'e donusen mi ararsin, hedefsiz kaldi diye Cemisgezekspora donusen mi? Yayinci da parayi goturur deli reklam heyecan olur. Kimse kimseye de dusman olmaz, herkes kendi onune bakar, ipler elimizdeydi rakibimizi play off da yenemedik, sampiyonluk gitti, hata bizdeydi derler kapanir olay.
0
freedonia
(17.05.21)
Hakemleri suclarlar bu sefer de.
0
baldur2
(17.05.21)
Uygulandi ve verim alinamadi bundan.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(17.05.21)
Çünkü çözüm olmaz. Bu sefer de kaybeden taraf hakemi suçlar. Sonuçta bizim 80 iq taraftarlarımız için kaybettiklerinde suçlanacak yer bitmez. Zeka geriliği ve cahillik sorunu çözülmeden ülkede hiçbir şey çözülemeyeceği gibi futbolla ilgili kronik sorunlar da çözülemez.

edit: baldur2 +1 (ben yazmaya başladığımda cevabı yüklenmemişti)
0
bluntaf
(17.05.21)
@baldur2 @bluntaf VAR geleli bir standard oturdu, cok komik, skandal karar yok bence artik. Elbet vardir da Azaldi yani eskisi gibi yok.Kaldi ki ligin en iyi hakemleri olacaktir son raddede. Olmadi disardan getirirsin ne olacak? Ligin en onemli maci sonucta cl finali, yari finali yoneten hakemi bastir parayi getir
0
🌸freedonia
(17.05.21)
"var geldi skandal karar yok" mu? ofsayt çizgisi haricinde bir standardizasyon getirmedi var. kararı verenler aynı kafada olduğu sürece hakem tartışması bitmez.

ben daha çok ligi zedeleyeceği yönünde düşünüyorum. 3 büyüklerin ilk 4'ü garanti gibi bişey, şampiyonluk için zorlamaz kimse, play-off'lara saklarlar kendilerini.
bir de derbiler hep gergin geçiyor, oyundan ziyade başka şeyler ön planda bizde. o gergin atmosferi göze almak isterler mi bilemedim.
0
Jux
(17.05.21)
@freedonia Ben hakemler kötü kararlar veriyorlar/verecekler demiyorum. Kaybeden taraf hep suçlayacak bir şey bulur diyorum. İsterse yapay zeka olsun hakem yine hakeme söverler.
0
bluntaf
(17.05.21)
@ Jux Ezbere ilk 4u sokmak yanlis ya, adam 20 puan liderden geride kalmis hala bu adamin sampiyonluk icin play offa girmesi absurt olur. Belli kural getirilir atiyorum 4 puandan az farkli liderlikte play off oynanir, katilacak takimlarin icin max fuan farki 8 olmalidir falan
0
🌸freedonia
(17.05.21)
çünkü çok saçma bir sistem. bunu bir ara 2. sınıf avrupa ülkeleri yaptı ama onların da çoğu vazgeçti.

olay şu: basketbol, abd sporu. bu spor abd'den alındığı için de onların sistemini kullanıyor avrupa. futbol ise ingiltere (ya da avrupa sporu da diyebiliriz) sporu. avrupa'da düşmeli, çıkmalı bir sistem var, ezelden beri play-off falan yok. sistem bu, şampiyon olman için tüm lige karşı iyi olman lazım.

tam anlatamadım şimdi ama yıllardır basketboldaki sistemin futbola uyarlanmaya çalışılmasına da uyuz oluyorum. abd'de mesela başlarda futbol maçları 90:00 olunca bitiyormuş, uzatma falan yok, atağın ortasında bitiyor. basketboldan kalan bir alışkanlık. sonra bunun saçmalığını anladılar ve vazgeçtiler.

bir ara şey tartışması da vardı, futbolda da basketbol gibi oyuncular girsin çıksın vs. saçmalık.
0
hlot
(17.05.21)
"play-off amerikan işidir" görüşüne tamamen katılmıyorum çünkü doğası gereği hızlı oynanan, skorun her saniye değişebileceği (buz hokeyi, basketbol, hentbol vb.) sporlarda kültürden bağımsız olarak play-off sisteminin daha adil olduğunu düşünüyorum. avrupa kıtasında futbol kültürünün payıyla play-off uygulamasına sıcak bakılmadığı doğrudur ancak bu uygulamanın yapıldığı çok sayıda lig var. aklıma bir çırpıda gelenler belçika, hollanda, bulgaristan, yunanistan. önümüzdeki sezon olmayacak ama ukrayna da son yıllarda yaptı bunu. italya'nın alt liglerinde çok absürt bir play-off sistemi vardır mesela, 20 takımlı ligde sezon sonu ununu eleyip eleğini asan takım sayısı 5-6 falandır; gerisi ya play-off yapar, ya play-out yapar, ya düşer, ya yükselir...

türkiye'de neden yok kısmına gelirsek, öncelikle nasıl bir sistem istediğimiz önemli. sadece ilk sekiz takımı kapsayan (ilk dört şampiyonluk grubu, takip eden dört avrupa grubu) şeklinde bir play-off mu söz konusu yoksa amerika'da olduğu gibi birinciyle sekizincinin eşleştiği türde, daha kapsayıcı bir sistem mi?

ilki takım sayısı dolayısıyla türkiye'de makul değil. 18-20 takımla oynanan ligde zaten en az 36-38 maç yapıyorsun. günümüz futbolunda maksimuma yakın ama ideal kabul edilen lig uzunluğu budur zaten. bunun üstüne maç eklersen avrupa başarısını unut. o tempo dünyadaki elit 15-20 kulüp haricindeki her takımı perişan eder. avrupa'yı geçtim ligde bile pek verimli oynayamazsın.

diğer türlü play-off sistemini de adil bulmuyorum futbol için. bence tam aksine 35-40 maç oynadıktan sonra iki maçla elenebilecek olmak çok saçma ve adaletsiz. bu sezonu düşün... beşiktaş şampiyon oldu. sezon sonuna doğru adamların sağlıklı 13-14 futbolcusu kalmıştı, oyuncu değiştirmek isteseler etki yapabilecek kimseyi sokamıyorlardı. bu takımı sen play-off'a soksan, sekizinci bitiren karagümrük'le eşleştirsen o eşleşmede karagümrük muhtemelen beşiktaş'ı parçalardı. adil mi peki bu? kesinlikle değil. beşiktaş 40 maç boyunca ligin en iyi takımlarından biri olmuş, karagümrük ise yaya yaya kendini sekizinci sıradan atmış play-off'a. gerçi bu argüman da çok tutarlı değil çünkü play-off olduğu zaman takımlar normal sezonu pek iplemez; bu da koskoca 40 maçlık sezonda çoğu maçın keyifsiz ve heyecansız geçmesi demek de neyse ona girmeyeyim şimdi.

ayrıca olası bir play-off ağacında birinci beşiktaş sekizinci karagümrük'le eşleşirken beşinci sivas ile altıncı hatay oynardı. 40 maç yapıp liderliği almışsın. sezon sonu 3-5 sakat oyuncun var diye lig sekizincisine yenilip elenebiliyorsun. bu tablo yaşanırken hatay ve sivas yarı final için oynuyor...

bu adil mi şimdi? basketbolda olabilir. çünkü dediğim gibi basketbol doğası gereği acayip hızlı bir spor. her hücum için set çizebildiğin, başarının saniye ve puanla ölçüldüğü bir oyun. buna mukabil futbol kadar yorucu olmayan, profesyonel sporcuların bir haftada 3-4 maçı çok fazla zorlanmadan çıkarabildiği bir oyun. hal böyle olunca takımların birbiriyle 5-6 kez karşılaştığı, birbirini test etme fırsatı bulduğu bir sistem orada keyifli olabiliyor.

aynı şeyi futbola uygulamak imkansız. olmaz yani. takım sayısının az olduğu liglerde şampiyonluk grubu/kümede kalma grubu şeklinde uygulamalar yapılır ama bu da heyecanı arttırmaktan çok aslında maç sayısını arttırmak için yapılan bi şey. yani mesela bazı ligler var adamlar 14 takımla oynuyor. şimdi el oğlunun 35-40 maç yaptığı yerde sen koca bir sene 26 maç yaparsan geride kalıyorsun. hem gelirler az, hem çağdaşlarının gerisinde kalıyorsun. az top oynuyorsun, az para kazanıyorsun. bu yüzden napıyor bu ligler? normal sezondan sonra ligi ortadan ikiye kesiyor, play-off diye altı maç daha oynatıyor (üstteki yedili birer kez kendi aralarında, alttakiler de aynı şekilde) ve 32 maça çıkarmış oluyor.

kısacası sporun ve oyunun doğası, ekonomik sebepler, avrupa'da yerleşmiş futbol kültürü gibi pek çok farklı faktör var işin içinde. yoksa play-off avrupa futbolunda zaten yaygın aslında son yıllarda ama hem tarzı farklı hem de uygulanma amacı. kimse xspor son 5 hafta maç satmasın diye bu kadar köklü değişiklik yapmak istemez, pire için yorgan yakmak gibi bi şey olur.
0
der meister
(17.05.21)
play-off, avrupa futbolunda yaygın falan değil. büyük 5 lig zaten hiç bulaşmadı. portekiz hiç bulaşmadı. hollanda bir ara avrupa ligi için play-off yapıyordu, onlar da vazgeçti. rusya hiç bulaşmadı. anca bulgaristan, yunanistan, romanya, belçika gibi bazı ligleri çok geri kalmış ülkeler yapıyor bunu -ki onlar da kimi zaman normal sisteme dönüyor, sonra play-off sistemini değiştirip tekrar uyguluyorlar. onlar da kendi ülkelerinde sistemi oturtamadı. bence hepsi klasik sisteme döner bir süre sonra.

play-off sıkıntılı iş. normal sezonun değerini düşürüyorsun. zaten dediğin sorunların hiçbirine çözüm olmaz play-off sistemi. kimse de "hata bizde" deyip kapatmaz olayı.

bu konu muhafazakarlık da içeriyor tabii. ben şahsen 100 senedir böyle oynanagelmiş ve böyle de zevkli olan bir şeyin değişmesini istemem. niye her şeyi nba'e uyarlamaya çalışıyoruz? onlar futbola uyarlasın. her şey paraysa avrupa süper ligi'ni de destekleyelim o zaman?
0
hlot
(17.05.21)
(4)

20 takımlı lig

tempor
futbol bilgim çok iyi olmadığı için şunu cevaplayamıyorum.teknik direktörler, yorumcular bu yıl 20 takımlı ligin çok zorlu ve yorucu olduğundan bahsediyor.benim bildiğim avrupada almanya hariç tüm ligler senelerdir 20 takımla oynanıyor.ayrıca adamların bizden daha çok kupa karşılaşması ve (maalesef)
futbol bilgim çok iyi olmadığı için şunu cevaplayamıyorum.

teknik direktörler, yorumcular bu yıl 20 takımlı ligin çok zorlu ve yorucu olduğundan bahsediyor.

benim bildiğim avrupada almanya hariç tüm ligler senelerdir 20 takımla oynanıyor.

ayrıca adamların bizden daha çok kupa karşılaşması ve (maalesef) avrupa serüvenleri devam ettiği için avrupa maçları var fakat kimse orda serzenişte bulunmuyor.

Premier lig'te neredeyse her gün bir maç var. bizim sorunumuz nedir?
0
tempor
(16.05.21)
cevap soruda gizli aslında. onlar yıllardır böyle zaten alışkınlar. üstelik daha kaliteliler yani bu zorluğa ayak uydurmak zorunda oldukları için kondisyonları vs. daha iyi. bizim milyonluk eşekler normalde haftada 1 maç yaptığı için zorlu geçecek dendi bu sene.
0
fff02561
(16.05.21)
Şöyle ki 20 takimli lig olur. Onceden planlarsin, covid vs olmaz 2 sene sonra vs olacak dersin.
20 takimli lig olmasinin sebebi oy getiren anadolu sehri takimlari düşecekti, devlet müdahale etti böyle.
Kısacası plansiz, ligin gelecegini düşünerek degil maksat birilerinin gönlü hos olsun denilerek alinan bir karardi.
Antrenorler icin; lig daha az bir sürede daha cok mac ile bitti. Buna ek covidli futbolcular vs derken zaten zorlanan kadro daha da zorlandi. Altyapi oyunculari ile maca çıkan takimlar oldu.

Bu arada premier lig ile Türk ligini karsilastirmak mantiksiz. Bizim hicbir seyimiz avrupa ligi kivaminda değil. Tek yayın geliri bu kivamda ama o da biter yakinda.
0
logisticsmanager
(16.05.21)
en büyük sorun covid-19 nedeniyle zaten iyice ağırlaşan fikstürün maç sayısının arttırılmasıyla içinden çıkılmaz hale gelmesi. bu süreçte imkanı olan ülkeler takım ve maç sayısını azaltmaya çalıştı. hem bu süreci sağ salim atlatabilmek hem de olası erteleme durumlarında fikstürü fazla sıkıştırmamak için... biz ne yaptık? takvimin tamamen bozulduğu, futbolcuların üç ay yatıp sonra bir ayda 8 maç yapmak zorunda kaldıkları abuk bir dönemde ekstra maçlar koyduk. bu açıdan hem sporcu sağlığı hem de organizasyon planlaması anlamında lüzumsuz, anlamsız bir iş oldu. tabii bu sezondan bahsettiğini varsayıyorum, yoksa ligin önümüzdeki sezondan itibaren 20 takımla oynanacak olmasında bence hiçbir sakınca yok. olması gereken buydu.

ligdeki takım sayısı belirlenirken çok sayıda faktör göz önünde bulundurulur ama bunların en önemlisi tabii ki kulüplerin geliri ve dolayısıyla ligin kalitesidir. türkiye zibil gibi profesyonel takımı, yüksek nüfuslu onlarca şehri olan bir ülke. burası isviçre değil ki 16 takımlı lig yaptığında 4-5 takım çok geride kalsın... süper lig gayet de 20 takım kaldırır. avrupa'yı yakalamak, uluslararası organizasyonlarda başarılı olmak istiyorsak bu tempoyu ve seviyeyi kaldırabilmemiz gerekiyor. her sezon dört maç daha fazla oynamak kulüpler açısından da önemli bir gelir kalemi oluşturabilir ayrıca.

şu ana kadarki süreçte sıkıntı yukarıda yazdığım şeylerdi. ertelemelerin, belirsizliklerin olduğu; daha kısa zamanda daha fazla maç oynamanın gerektiği bir ortamda takım sayısını arttırarak yükü ağırlaştırmak br nevi yangına körükle gitmek oldu.

onun dışında "süper lig'de niye 20 takım var?" diye sormak eleştirel anlamda bence anlamsız olur çünkü dediğim gibi süper lig rahatlıkla 20 takım kaldırabilecek bir lig. daha fazla maç, daha yüksek tempo, daha fazla temsil (şehirler ve kulüpler açısından). gayet güzel bence.

ben asıl bu "lig 14 takımla oynanmalı"cıları hiç anlamıyorum. la üç büyükler, trabzon zaten dört takım etti. b*şakşehir'i de ekle beş. bak koskoca ülkeyiz. dokuz tane takım kaldı geriye. böyle lig mi olur? profesyonel takım sayısının bir elin parmağını geçmediği isviçre miyiz biz, niye 14 takım olsun ligde? aynı bir avuç takımın oynayıp durduğu lig kime ilginç gelecek? adana demirspor'un, samsun'un, kocaeli'nin, alanya'nın vs. olmadığı ama üç büyüklerin dönüp dönüp aynı 7-8 takımı tokatladığı ligden ne hayır gelir?
0
der meister
(16.05.21)
Esas sorun bizim ligdeki ahlak, is disiplini sorunu, mental sorunlar. Oyuncularin mac secmesi, bir oyuncunun bir mac 10 uzerinden 2 oynarken, sonraki mac 10 uzerinden 8 oynayabilmesi. Istikrarsizlik, tembellik de var. Mis gibi sezon aslinda seyirci baskisi, stres yok, 5 oyuncu degisikligi hakki var. Avrupa'da zaten ilk turda elendiler
0
neverletyougodown
(16.05.21)
(10)

Yeni baslayan iliskide ufak tuhafliklar

karanlik yanim
Yeni iliskiye basladigim kadinla ilgili, kendisini cok begenip sevsem de, kafama takilan bazi seyler var. > Durduk yere bende “daddy issues” denilen seyden var diyor, babasiyla problemli, bu yüzden ailesinin geri kalanindan da uzak. Bu diger insanlarla iliskilerini nasil etkiliyor sorusuna kacamak y
Yeni iliskiye basladigim kadinla ilgili, kendisini cok begenip sevsem de, kafama takilan bazi seyler var.

> Durduk yere bende “daddy issues” denilen seyden var diyor, babasiyla problemli, bu yüzden ailesinin geri kalanindan da uzak. Bu diger insanlarla iliskilerini nasil etkiliyor sorusuna kacamak yanit veriyor.

> Iliskilerde fevri olabiliyorum, kafama yatmayan birsey olursa aniden cok soguyup arkama bakmadan uzaklasabiliyorum gibi birseyler söylüyor arada bir, gecmis iliskilerden örnekler veriyor.

> Su ana kadar beni haketmedigim sekilde iltifatlara bogup göklere cikariyor. Sürekli ne kadar mükemmel, ne kadar da asmis bir insan oldugumu ima eden seyler söylüyor her 10 dakikada. Sakaya falan vuruyorum ama iltifatin dozunu da ayarlayamadigini hissediyorum.

Bu seyler birbiriyle baglantili mi bilmiyorum, ama biraz tuhaflik hissediyorum, bu is bir yerde patlayacakmis hissi veriyor nedense. Varsa yorumlarinizi alirim.
0
karanlik yanim
(14.05.21)
Psikiyatrist değilim ancak borderline olabilir mi diye düşündüm.
0
pro9it9is9
(14.05.21)
herkesin kendine göre sorunları var aslında, kimse "geçmişsiz" değil. ama kendine çok net tanımlamalar koyan biri bundan da kolay kolay vazgeçip daha iyi olabilirmiş gibi gelmedi bana. yüzde 80 bir yerde patlayacak. ilişki başlı başlına zor bir şey zaman zaman iyi günü var kötü günü var anlaşamayıp hır gür birbirinize girdiğiniz dönemi var, hele sağlıklı bir psikolojide olmayan biriyle zor.
0
barisa
(14.05.21)
Şöyle bir olay olabilir. Diyelim kavga ettiniz. Üzüldü. Sen de diyelim çocuk gibi onunla ilgilenmedin. Daddy issues denen şey yüzünden seni suçlayabilir. Benimle ilgilenmedin gibi.

İkinci durumda da kavga ederseniz uzun bir süre konuşmayabilirsiniz. Çünkü soğuyunca her şey başa döner. Aranın düzelmesi zaman alır. Bu çok sık olursa yorucu olabilir.

Üçüncü durum da heyecandan. İlişki yeniyse taraflar o anki heyecanla böyle davranabilir. Bu durum zamanla normalde dönebilir.
0
dissendium
(14.05.21)
kız önceden uyarmış işte.

aynı şey başıma geldi birden fazla kez. "her gün mü böyle hoş bir hanımla tanışıyorum canım, birbirimizi sevmişsek yoluna oturturuz bi şekilde <3 <3" diyerek görmezden geldim. hepsinde bir süre sonra sanki hiç tanışmamışız gibi terk edildim djfjdk.

ben yol yakınken geri dön derim. "iyi de kızdı yahu, acaba denesek nasıl olurdu?" dediğin düşünce can yakmaz, bi süre sonra da gider. ama işte kendini verdiğin bir ilişki biterse belki yıllarca üzülüyor veya travma yaşıyorsun. kafana yatmıyorsa hiç girme bence o topa, bu tür problemlerin kendi kendini çözdüğü veya ilişki sırasında yok olduğu sanırım neredeyse hiç görülmemiştir. bugün görmezden gelirsin, yarın büyüyerek seni yutar o sorun.
0
der meister
(14.05.21)
Üçüncü madde için (bkz: love bombing)
Tuhaflık hissediyorsanız kızın aşırı ilgisi samimi olmadığındandır belki.
0
kobuzchu kiz
(14.05.21)
daddy issues var diyorsa kacarak uzaklas. sana bir dost tavsiyesi
0
nibba
(14.05.21)
Bence ilginç olmaya çalışıyor. Daddy issues'ün bile ne olduğunu bildiğini sanmam. Her babasıyla arası kötü olanda daddy issues olacaksa yandık. Eğer yeniyse ilişki sen kendin gözlem yapmaya, tanımaya çalış. Ilk baştaki sezgiler yanıltmaz ama genelde.
0
velvetmorning
(14.05.21)
Bomboş bir kız bence. Bende şu varrrrr, bende bu varrrr, ben tehlikeli nasty ve horny bir kızımmmm kafası. İlginizi çekiyorsa devam edin ne diyelim.
0
Hallegadola
(14.05.21)
ailedeki bir sorununu anlatmasi guzel. ancak kacamak yanit veriyor diyorsunuz, yani sizi bos bilgiye boguyor; sizin ne yapmaniz gerektigini, sizinle olan iliskisine yansimasini konusmuyor?

simdi verdigi bu "fevri davranip pat diye giderim." bilgisiyle siz ne yapabilirsiniz? bunu size niye anlatti?

asiri iltifat ve "basip gitme" tehlikesini soylemesi pek uyusmuyor. bir tuhaflik var, dogru hissediyorsunuz. kimse heyecandan on dakikada bir sizi arsa cikartmaz.

bu kadar hizli cikislarin, hizli da inisi oluyor.
0
buf-e kür
(14.05.21)
@velvet+1
Bana da sanki olduğundan farklı bir kişilik çizmeye çalışıyor gibi geldi. Çok kaptırma o yüzden kendini.
0
j r r tolkien hayrani
(14.05.21)
(17)

cumartesi günü şampiyon kim olur?

neoluyokardesimnebutantantana
tahminleri alalım...
tahminleri alalım...
0
neoluyokardesimnebutantantana
(13.05.21)
duygusal bakıyorum ve umuyorum, beşiktaş
0
hooiken
(13.05.21)
Galatasaray.
0
himmet dayi
(13.05.21)
akşamına motorları maviliklere süreriz :) anlaşılmıştır sanırım :)
0
freebird5406_2
(13.05.21)
Galatasaraylıyım, Galatasaray'ın şampiyon olmasını isterim ama büyük ihtimalle Beşiktaş şampiyon olacak.
0
muzmin evli
(13.05.21)
Gs
0
Hallegadola
(13.05.21)
ben hala beşiktaş diyorum. güldük eğlendik ama üst üste üç maçta takılmazlar bence.
0
der meister
(13.05.21)
Iyi gulduk eglendik ama gs sampiyonlugu zor. O yüzden bjk olur diyorum.
0
logisticsmanager
(13.05.21)
Cimbomun olmasini isterim ama aslinda bjk haketti.
Bjk olursa uzulmem, buradan verirlerse buyuk yikim olur. Sergen alsin, Fatih hoca da artik emekli olsun.
0
cooperr
(13.05.21)
galatasaray %80

beşiktaş yense bile tek farkla yener, galatasaray en az 5-6 fark atar.
0
bohr atom modeli
(13.05.21)
fenerbahçe diyeyim de çeşit olsun :D
0
passion rules the game
(13.05.21)
Ben Beşiktaşın berabere kalacağını düşünüyorum, skor da verelim tam olsun 1-1.
Gs 3-1 yener şampiyon olur.
0
Jux
(13.05.21)
bjk'liyim. muhtemelen gs alır gibi.
0
jangbogo
(13.05.21)
Galatasaray
0
2027
(13.05.21)
gs olacak ama beşiktaşlı olarak beşiktaşın kazanmasını dilerdim :/
0
rose parks
(13.05.21)
galatasaraylıyım. maçlar bittiğinde skorların verdiği gazla "tamam haftaya gs bırakmaz şampiyonluğu." dedim. hatta eğer gs şampiyon olursa bir parçalı çekeceğim üstüme. sonra ortalık duruldu, mantıklı düşünmeye başlayınca bjk'nın şampiyonluğunun çok büyük bir ihtimal olduğuna kanaat getirdim. neyse 200 küsür tl cevimde kalır. (:

bjk şampiyon olur.
0
avianthem
(13.05.21)
Göztepe ve Malatya, şampiyonluk stresi taşıyan rakiplerine karşı favori olarak sahaya çıkacaktır. Arkadan gelmenin rahatlığıyla Fenerbahçe galibiyeti alıp şampiyon olacaktır. Bunu haftasonu herkes görecektir.
0
havadakarada
(13.05.21)
kartal
0
zagrebingözleri
(13.05.21)
(6)

Onu O Yapan Şey?

cilekli pasta
Eş olur, sevgili olur, platonik olur.. Onda bir özellik vardır yerini başkası tutmaz tutamaz.Ne mesela sizin için?
Eş olur, sevgili olur, platonik olur.. Onda bir özellik vardır yerini başkası tutmaz tutamaz.
Ne mesela sizin için?
0
cilekli pasta
(13.05.21)
“Robin olmaması”
0
ruhen hastayim ben
(13.05.21)
Her zaman yanında olacağını, arkanı dönsen derdini soracağını, bunları yaparken “of aman” demeyecek kadar sevgiyle/bağlılıkla dolu olduğunu bilmek
0
her giriste sifresini unutan adam
(13.05.21)
Olmadığı için hemen bulamadım oturdum düşündüm. Hiç bir özelliğe bu olmadan olmaz diyemiyorum çünkü sevince her şeyi farklı algılıyor insan.
Birisi için inatçı diyebileceğim şey sevdiğim için karakterli ye dönüşebilir, bilemiyorum.
Bu örnek tabi.
Ama bana ihtiyaç duyması sanırım beni en çok besleyen şey. Bağımlılıktan bahsetmiyorum.
0
kisa
(13.05.21)
öyle biri yok ki özelliği de olsun... :(
0
rose parks
(13.05.21)
o gülüşü ve ses tonu. bana bakışları. hem sayısalcı hem sanatçı olması. muhteşem zekası. bazı tatlı salaklıkları. bazen kedi gibi olması.
0
batlegolas
(13.05.21)
belki ben çok düz düşünüyorum ama birlikte olduğum insanları özel yapan tek şeyin bana duydukları sevgi ve aramızdaki bağ olduğunu düşünüyorum. çünkü mesela ben sevgilimden çok daha güzel kadınlar olduğunu biliyorum, çok farklı yönlerden ondan daha iyi insanlar da vardır muhtemelen. niye birlikteyim? bu genelde "elinde olanla yetinmek"le açıklanır. halbuki bence aradaki bağın kıymeti farklı. ne bileyim ortak esprilerimiz yoksa, bana karşı bir şey hissetmiyorsa, benim onun için bir anlamım yoksa şusu veya busu daha güzel/farklı diye neden anlamlı olsun ki bir insan?

şöyle geçmişe dönüp bakıyorum, çok sevdiğim kadınların hiçbirinde bence "onlara has" özel bir şey yoktu. bundan kastım, başkasında olmayıp onlarda olacak bir şey yoktu. iyi huy misal. iyi huylu kadın mı yok başka? güzellik diyelim... sevgilimden daha güzel kadın mı yok? sevgiyi, birlikteliği özel şey yapan zaten birbirimizle olmamız, birbirimiz için anlam taşımamız değil mi? o açıdan ben sevgi, saygı, güzel vakit geçirme, anlayış, fiziksel uyum vb. gibi herkesin ön plana çıkaracağı kriterler haricinde pek bi şeye bakmıyorum açıkçası.

öff o değil de bu kalp kırıklığını çabuk atlatırım umarım, ne zaman terk edilsem tuna kiremitçi'ye bağlıyom sanki çok romantikmişim gibi, okuyan da cidden düzgün bi adamız falan zannedecek
0
der meister
(13.05.21)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.